1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. "13 yıl sonra daha tehlikeliler"
"13 yıl sonra daha tehlikeliler"

"13 yıl sonra daha tehlikeliler"

11 Eylül Gazvesi'nin yıl dönümünde selefi-cihad hareketleri ile ilgili Al-Jazeera'de geniş bir analize yer verildi.

A+A-

Al Jazeera'de Hasan Ebu Haniye imsasıyla yayınlanan analiz;

"El Kaide örgütünün 11 Eylül 2001'de New York ve Washington'a yönelik saldırılarının 13'üncü yıldönümü ve uluslararası ilişkilerin yapısında tarihi bir dönüm noktasına girilmesiyle birlikte ABD, örgütü ve sınırlar aşan destekleyicisi cihatçı hareketleri bitirmek için 'terörle savaş' politikalarına kendini vakfetti. Bu politikalar, 2001 sonunda Afganistan'ı işgaline ve Taliban rejimini devirmesine sebebiyet vermişti. Ardından 2003'te Irak'ın işgaline koyuldu, Saddam Hüseyin'in Baas rejimini devirdi. Tüm bunlar 'terörle savaş' ve olası teröristleri güvenli sığınaklarından mahrum bırakmak amacıyla yapıldı. El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in 2 Mayıs 2011'de öldürülmesiyle eş zamanlı olarak 2011 başlarında Arap ayaklanmalarının başlamasıyla birlikte örgütün döneminin bittiği ve demokrasi çağının yaklaştığı müjdesi yayıldı. Ancak örgüt, derin despot devletin ve karşı devrim güçlerinin desteğiyle barış hayali kuranların umutlarını suya düşürdü.

El Kaide iki temel ayağa dayanarak Arap ve İslam dünyasına yönelik yeni bir yayılma ve konumlanma stratejisi inşa etmeye çalıştı. İlki 'Şeriatın taraftarları' (Ensar Şeria) adı altında yerel ağlar inşa etmek olarak özetlenebilir. Bu ağlar, barışçıl bir mekanizmayı benimseyen birleşik bölgesel bir sistem kurmanın hazırlığını yapıyor, Batı hegemonyasına karşı çıkıyor, yapısı itibarıyla deforme olmuş 'demokrasiler ligi' gölgesinde örgüte yeni üyeler kazandıracak bir havuz oluşturuyor. Örgütün dayandığı ikinci ayak ise küresel ve yerel 'El Kaideci boyutun entegrasyonu' kanalıyla 'yakın düşman' ile 'uzak düşmanla' savaşı birleştirmek.

11 Eylül olaylarının üzerinden 13 yıl, 'Arap Baharı'nın üzerinden üç yıldan uzun süre geçerken bugün El Kaide daha tehlikeli ve yayılmacı hale geldi. Oysa genel olarak El Kaide örgütü ve özelde Irak kolu açık bir gerileyiş içindeydi; tam bir yalnızlık, zayıflık ve körelme hali yaşıyor, taraftarlarını seferber edip silah altına almak için ideolojik çekiciliğini kaybediyor, direniş için gerekli insan ve para kaynaklarına, büyümek için esaslı toplumsal bir kucağa ihtiyaç duyuyordu. Örgüt yıpratma savaşlarını temellendirmek için stratejik coğrafi bir derinliğe sahip değildi. Ancak otoriter rejimlerin askeri yöntem ve darbelerle barışçıl devrimleri sekteye uğratması, geçici siyasi sürecin tökezlemesi ve mezhepçi kimliklerin canlandırılması, El Kaide örgütünün ve bölgesel kollarının yeniden doğumunu sağladı.

El Kaide bölgede temel aktör haline geldi. Kısa süre önce El Kaide'den ayrılan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün ilerleyişiyle klasik jeopolitik haritalar değişti. 'Hilafet devleti' hayali hayata geçti; artık varsayıma dayalı bir devlet değil. IŞİD, Irak'ın batısı ve Suriye'nin doğusundaki geniş bölgeleri ele geçirmesinin ardından 29 Haziran 2014'te 'hilafet' devletinin kurulduğunu, Ebu Bekir Bağdadi'nin Müslümanların halifeliğine getirildiğini ilan etti.

El Kaide'nin yeni stratejisi, demokratik dönüşümlerin başarısız olmasının ardından daha tehlikeli hale geldi. Arap devrimleri bazı otoriter rejimlerin yıkılmasına, cihatçı Selefilik ve El Kaide karşıtı rejimlerin zayıflamasına sebep oldu. Bin Ladin'in yokluğu merkezi yönetimin ve küresel operasyonel planlamanın dağılmasına, El Kaide'nin çeşitli yollarla Batı ve ABD'ye karşı duran yeni yönteminin ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Örgüt, Arap bölgesinde yeniden toplandı, uluslararası ve yerel boyutların entegrasyonuna dayalı stratejisini geliştirdi.

ABD, 11 Eylül saldırılarının 13'üncü yıldönümünde El Kaide örgütüyle mücadele etmek için yeni bir strateji arayışında. Washington, 2011'de Irak'tan çıkışı, Afganistan'dan çekilme takviminin yaklaşması, bunlarla birlikte destekçi otoriter rejimlerin düşüşü ve Arap devrimleri sonrasında istikrarsızlığın yayılması sebebiyle bölgedeki nüfuzunu büyük oranda kaybetti. Ayrıca yaşadığı ekonomik krizler, askeri müdahaleye imkân vermedi. 'Teröre karşı' ilan ettiği savaşı temelde insansız uçaklarla yürüttü. Bu yöntem, Ebu Musab Zerkavi, Ebu Yezid Mısri, Ebu Hafs Mısri, Ebu Leys Libi, Enver Avlaki, Ebu Yahya Libi, Atıye Abdurrahman ve Süfyan Şehri gibi önemli liderleri öldürerek anlık başarılar elde etmesini sağlarken hukuki ve ahlâki paradoksları körükledi; ayrıca bu yolla örgütü bitirmekte başarılı olmadığı da görüldü.

Arap dünyasındaki son gelişmeler El Kaideci boyutların entegrasyonu ve yayılmacı yapısını gözler önüne serdi. Tarihsel olarak yerel cihatçı hareketlerle gelişen bölgesel kollar merkezin şartlarından kendilerini kurtardılar. Cihatçı Selefi ideolojik kimliklerinin yanında İslam hilafeti kurmak, Batı hegemonyasını yıkmak ve İsrail'le mücadele etmek gibi uzun vadeli hedefleri El Kaide ile de örtüşen yeni ağlar ve gruplar ortaya çıktı.

Irak'ta Suriye devriminin askeri yapı alması sonrası El Kaide'nin gücü arttı ve örgütün Irak kolunun Eymen Zevahiri liderliğindeki merkezi yönetime isyan etmesinin ardından 'İslam Devleti' örgütü doğdu. 'Irak İslam Devleti'nin emiri Ebu Bekir Bağdadi'nin 9 Nisan 2013'te Suriye'deki Nusra Cephesi'nin kendisine katılmasıyla örgütün adının 'Irak ve Şam İslam Devleti' olduğunu ilan etmesi, merkez ile arasında Ladin'in liderliği sırasında kontrol altına alınan tarihi anlaşmazlıkları doruğa çıkardı. Bu 'devlet' bugün Irak'ın batısında ve özellikle de Anbar eyaletinden, Suriye'nin doğusunda ve özellikle de Bağdadi devletinin başkenti olan Rakka eyaletinde devasa toprakları kontrolünde tutuyor. Örgüt yaklaşık 50 bin savaşçıya ulaştı, önemli oranda yabancıyı saflarına çekiyor ve büyük mali kaynakları mevcut.

Suriye'de devrimin askerileşmesi, 24 Ocak 2012'de Ebu Muhammed Fatih Colani liderliğindeki 'Şam Ehli Nusra Cephesi'nin kurulduğunun ilan edilmesi, El Kaide örgütünün üçüncü doğumunu getirdi. Nusra Cephesi, El Kaide'nin merkezi örgütüyle bağlantı içindeydi ve Irak kolunun desteğiyle oluşturuldu. Örgüt Nisan 2013'te El Kaide'nin merkeziyle irtibatını ilan etti.

Yemen'de El Kaide'nin Arap yarımadasındaki bölgesel kolu, kurulduğundan itibaren örgütün bölgesel uzantıları arasında en esneği ve yenilikçisi olduğunu gösterdi. Yemen ve Suudi Arabistan kollarının Ocak 2009'da Yemenli Ebu Basir Nasır Vahişi liderliğinde entegrasyonunun ilan edilmesinden itibaren örgüt, oldukça hassas ve imha gücü kuvvetli savaş araçları ve yöntemleri bulma noktasında üstün bir kapasite ortaya koydu. 'Şeriatın taraftarları' olgusu, bulduğu araçlardan biri olarak görülmektedir. Abin'de birçok bölgeyi kontrol altına aldı ve sonraları oradan çıktı.

Kuzey Afrika'da Ebu Musab Abdulvedud'un emirliğinde 'İslami Mağrip Ülkelerinde Cihat El Kaidesi' örgütü ortaya çıktı. Bu örgüt 'Selefi Davet ve Savaş Cemaatinin' El Kaide'ye katıldığını ilan etmesinin ardından Ocak 2007'de kurulmuştur. 'Mağrip Ülkelerinde El Kaide' örgütünün gelişmesi, bir kolunun Sahil ve Sahraaltı emirliğinde yayılmasıyla birlikte Kaddafi rejiminin düşmesine katkıda bulundu. Bölgede ayrıca Ahmed Telmesi ismiyle bilinen Ahmed Vild Amır'ın lideri olduğu 'Batı Afrika Tevhid ve Cihat' cemaati ortaya çıktı. İki cemaat 22 Ağustos 2013'te 'Murabitun Cemaati' adıyla birleştiklerini açıkladılar. Cemaat, Mali ve Nijerya'nın kuzeyinde faaliyet gösteriyor. Halen Libya'nın güneyini faaliyetlerinin merkezi edinmiş durumda. Muhtar Belmuhtar entegrasyon bildirisinde iki cemaatin birleşmesinden doğan örgütün Afganistan'daki El Kaide liderlerine bağlı kalacağını yineledi.

Libya'da cihatçı Selefiliğin kökleri rejim düşmeden önce şiddet yöntemine fıkhi referanslar getiren 'Libya Savaşçı İslami Cemaat'e dayanmaktadır. Kaddafi'nin düşmesi sonrası birçok cihatçı Selefi grup ortaya çıktı. Her ikisi de 'Ensar Şeria' ismini kullanan iki temel grup baş gösterdi. Bunlardan biri Bingazi'de 11 Eylül 2012'de ABD konsolosluğuna yapılan saldırıda (ABD büyükelçisi Christopher Stevens ve üç diplomat öldürülmüştü) baş şüpheli görülen Muhammed Ali Zehavi liderliğindeki Ensar Şeria Tugayı'dır. Derne'deki Ensar Şeria grubunun liderliğini ise Sufyan Bin Kamu yapıyor. Cihatçı Selefilik, General Halife Hafter yanlılarıyla savaşıyor ve geniş bir alanı kontrolünde tutuyor.

Tunus'ta Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesi sonrası Mart 2011'de Seyfullah Bin Hüseyin Mekeni Ebu Ayyad Tunusi liderliğinde 'Ensar Şeria' cemaati ortaya çıktı. Bu isim geçmişte 'Afganistan'da Savaşan Tunus Cemaati'nin kuruluşunda yer almıştı. Şubat 2013'te ise ülkenin batısında Cezayir sınırındaki Şeani dağlarını kendisine kale edinen silahlı cihatçı bir grup ortaya çıktı ve kendisine Mağrip El Kaide örgütüyle irtibatlı 'Ukbe Bin Nafi Tugayı' adını verdi.

Mısır'da 18 Haziran 2012'de 'Mücahitler Şûra Meclisi' örgütü ortaya çıktı. Bu isim Hamas'ın 2007'de Gazze'yi kontrolüne almasından itibaren ortaya çıkan ve ardından Sina'da yayılan birçok cihatçı örgütü içeren koalisyonun adıdır. En önemli oluşumları Ceyşu İslam, Ceyşu Umme, Tevhid ve Cihat Cemaati ve Cundu Ensarullah'dır. Bundan önce Ensar Beyti Makdis Cemaati 5 Şubat 2011'de ortaya çıktı. Bu küresel cihatçı cemaat Mısır ve İsrail'e karşı birçok eylem gerçekleştirdi. Bu iki örgütün yanı sıra Nasır Salahaddin Tugayları'na bağlı Tevhit Tugayı ve Abdullah Azzam Tugayları bulunmaktadır. Ensar Beyti Makdis Cemaati 3 Temmuz 2013'teki darbeden itibaren farklı hedeflere çeşitli yöntemlerle 300'den fazla saldırı düzenledi. ABD, 9 Nisan 2014'te cemaati terörist örgütler listesine aldı.

 

Somali'de 2005 yılında ülkenin güneyinde İslam Mahkemeleri yönetiminin kurulması sırasında, örgüt içinde Muhtar Abdurrahman Ebu Zübeyr olarak bilinen Ahmed Abdi Godani'nin (geçen günlerde insansız uçakla öldürüldü) emirliğinde 'Mücahit Şebab Hareketi' ortaya çıktı. Eş Şebab olarak bilinen örgüt, İslam Mahkemeleri Birliği oluşumlarının en önemlisiydi ancak eski devlet başkanı Şerif Şeyh Ahmed'in liderliğini yaptığı 'Somali'nin Yeniden Kurtarılması İttifakı'nın doğuşunun ardından 2007 yılında İslam Mahkemeleri'nden ayrıldı. Eş Şebab, Somali'de geniş bir alanı kontrolünde tutuyor ve bölgede de etkili eylemler yapıyor. 11 Temmuz 2010'da Uganda'nın başkenti Kampala'daki bölgesel saldırıları üstlendi. Ayrıca 24 Eylül 2013'te Kenya'nın başkenti Nairobi'deki alışveriş merkezi 'West Gate Mall'ı ele geçirme eylemini yaptığını açıkladı.
Mali'de Aralık 2011'de ülkenin kuzeyinde Tuaregler içinde önemli bir isim olan İyad Ag Gali liderliğinde 'Ensaruddin Hareketi' ortaya çıktı. Gali, Azavad'ta 'Ensaruddin Hareketi' adıyla cihatçı bir hareket kurma kararı almıştı. Kasım 2012'den itibaren İslami Mağrip Ülkeleri El Kaide örgütü ile arasında ilişkiler gelişti. Hareket 2013 başındaki Fransız askeri müdahalesinden önce Mali topraklarının üçte ikisini ele geçirmişti.

Nijerya'da Muhammed Yusuf liderliğinde 2002 yılının başıyla birlikte Boko Haram cemaati ortaya çıktı. Yusuf'un emirliği sırasında Boko Haram örgütü Nijerya hükümeti için büyük bir sıkıntı oluşturdu ve Yusuf'un Temmuz 2009'da başını çektiği hükümet karşıtı ayaklanmanın ardından örgüt yerel, bölgesel ve uluslararası endişe kaynağı haline geldi. Ayaklanma sırasında Yusuf öldürüldü ve örgüt Ebu Bekir Şekau'nun (Muhammed Ebu Bekir Bin Muhammed Şekevi) emirliği sonrası daha aşırı ve sert bir yöntem izledi. Örgüt 26 Ağustos 2011'de Nijerya'nın başkenti Abuja'da Birleşmiş Milletler binasına saldırdı. 

2012 Ocak ayında Ebu Usame Ensari liderliğinde 'Ensar Müslimin' cemaati ortaya çıktı. Cemaatin, İslami Mağrip Ülkeleri El Kaide örgütüyle bağlantıları bulunuyor. Boko Haram Nijerya'nın kuzeyi ve doğusunda geniş toprakları kontrolünde tutuyor. En son İslam hilafeti ilan etti.

Özetle 11 Eylül olaylarının 13'üncü yıldönümünde ABD, 'terörle mücadele' etmek için yeni bir strateji aramaya başladı. El Kaide örgütü daha tehlikeli ve yayılmacı hale geldi. Örgüt gelişti, birçok yerde devasa toprakları kontrolüne aldı. El Kaide şu iki tehlikeli yönteme bölündü. İlki Eymen Zevahiri liderliğinde El Kaide'nin klasik ajandasına tutunuyor ve bu ajanda 1998 yılında 'Yahudiler ve Haçlılarla Savaş İçin Uluslararası Cephe'nin kurulduğunun ilan edilmesinden itibaren genel olarak Batı'yla ve özelde despot Arap rejimlerinin koruyucu ve stratejik müttefiki İsrail'in kollayıcısı olması itibarıyla ABD ile savaşmayı, İslam şeriatının uygulanmasını ve hilafetin kurulmasını hedefliyor. Zira Batı ile mücadele ve dış hegemonyanın kaldırılması, içeride despotluğa karşı konulması ve şeriatın getirilmesi El Kaide'nin iki temel ayağıdır.

Diğer yöntemi ise Ebu Bekir Bağdadi'nin liderliğinde 'İslam Devleti-IŞİD' izliyor. Ajandası ise bölgede İran nüfuzu ve yayılmacılığıyla mücadelenin ve kendi ifadesiyle 'Safevi projesiyle' savaşın önceliğine yoğunlaşıyor. Kimlik ayağı (Sünni-Şii) IŞID'in yönteminin ana motorunu oluştururken jeopolitik oportünist ayak El Kaide'nin merkezi yönetiminin ana motoru olma özelliğini koruyor. Şeriatın getirilmesi ise ikisinin ortak hedefi. 

Hasan Ebu Haniye, İslami hareketler uzmanı. 1963 yılında Ürdün’de doğdu. 'Müslüman Kardeşler ile İktidar Arasındaki İlişki Paradoksu', 'Ürdün’deki İslami Hareketlerin Gözünde Kadın ve Siyaset' ve ‘Ürdün’de Cihatçı Selefilik’ adlı kitapları bulunan Haniye, Arap medyası için analizler kaleme alıyor."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.