1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. ABD Kongresi'nin "Erdoğansız Türkiye" raporu
ABD Kongresi'nin "Erdoğansız Türkiye" raporu

ABD Kongresi'nin "Erdoğansız Türkiye" raporu

Amerikan Kongresi'ne bağlı düşünce kuruluşu Kongre Araştırma Merkezi'nin raporu da "Erdoğansız Türkiye" vurgusu dikkat çekiyor.

A+A-

Amerikan Kongresi’ne bağlı düşünce kuruluşu Kongre Araştırma Merkezi, 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri’nin sonuçlarına yönelik bir değerlendirme yayımladı.

Raporda, “Diğer partilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceliklerine karşı direnci, AKP ’nin önde gelenlerine Erdoğan’dan daha bağımsız farklı bir gündem ve siyasi kimlik geliştirme fırsatı sağlayabilir” dendi.

Ortadoğu uzmanı Jim Zanotti tarafından kaleme alınan analizde, “Türkiye’nin İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Meclis’te en fazla sandalyeyi kazanan parti olmasına rağmen, 2002’den bu yana sahip olduğu tek başına iktidar gücünü kaybettiği, bunun muhtemelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlerini artırmak için bir Anayasa değişikliği yapma umudunu sona erdirdiği” belirtildi.

Analizde, yurt içi ve yurt dışından birçok gözlemcinin seçimleri, “Erdoğan’ın otoriter ve muhtemelen İslamcı arzularına yönelik geç kalınmış bir fren” olarak sunduğunun altı çizildi.

‘Destek kaybetti çünkü...’

Genel bakış ve değerlendirme bölümünde, “AKP, Cumhurbaşkanlığı ve şimdi o makamda bulunan kişinin (Erdoğan) tüm güçlerini artırmak üzere yapılandırılan ‘başkanlık sistemi’ için gerçekleştirilecek bir halk oylamasını mümkün kılacak nitelikli çoğunluk şöyle dursun, Meclis çoğunluğunu sağlayamadı” ifadesi yer aldı.

“AKP’nin Meclis’te bel bağladığı sandalyelerin, yüzde 10 seçim barajını aşınca, kökleri Kürt milliyetçi hareketinden gelen HDP gittiği” değerlendirmesinin yapıldığı araştırmada, “HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın seçim stratejisinin, HDP’nin Kürt tabanının ötesinde, liberal ve laik Türklere ve Erdoğan’dan imtina eden ve bıkan öteki seçmenlere ulaşmayı içerdiği” öne sürüldü.

Raporun “daha geniş etkiler” başlıklı bölümünde, “13 yıllık tek parti yönetiminin ardından parlamenter siyasetin Türkiye ve ABD’nin Türkiye’ye ilişkin çıkarları için nasıl olacağının belirsizliği”ne dikkat çekilirken, seçim sonuçlarının etkilerine ilişkin değerlendirmeler üç başlıkta incelendi.

ABD ile ilişkiler ve dış politika

"ABD ile ilişkileri de dâhil olmak üzere Türkiye'nin dış politikası üzerine seçimlerin etkilerini tahmin etmek zor. Türkiye'nin İslam Devleti’ne karşı Haçlı Koalisyonu'nun saldırılarına Amerika'nın istediği şekilde destek vermemesi, büyük ölçüde, doğrudan eylem konusunda bölgedeki siyasi yelpazenin Türkiye’nin güvenliği ve ekonomisi için tehditler oluşturabileceği kaygılarından kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Seçimleri takiben artan parlamento sorumluluğuyla, Erdoğan ve siyasi müttefiklerinin IŞİD karşıtı koalisyon karşısında gösterdikleri ihtiyat, Esad karşıtı gruplara verilen destek ya da (Hamas dâhil) Müslüman Kardeşler tipi hareketler için mezhepsel-ideolojik tercihlerine ilişkin alınan riskler konusundaki sınırlamaları daha genişletebilir."

Erdoğan’ın şahsi gücü

"Erdoğan’ın gücünün ne ölçüde denetim altına alınacağını ve böylesi denetimlerin, muhtemelen Türkiye’deki diğer kişi ve gruplar arasında otoriter hırsları canlandırıp canlandırmayacağını ya da daha fazla çoğulculuk ve hukukun üstünlüğüne vesile olup olmayacağını görmek zaman alacak. Farklı sonuçlu başka bir seçim olmazsa, Erdoğan’ın yetkilerini genişletmesi mümkün değil. Fakat, zaten sahip olduğu; yargıçları, kritik noktadaki bürokratları atama yetkisi, yasama üzerindeki etkisi ve başkomutan pozisyonuyla popülaritesini ve hamilik bağlantılarını (Türkiye’nin istihbarat teşkilatı ve medya gibi) manivela olarak kullanarak anayasal imtiyazlarını genişletmeye çalışabilir."

Kürt sorunu

"HDP’nin seçimlerde elde ettiği güç ve onun yan etkilerinin, Erdoğan döneminde başlayan ve PKK’nin (PKK, ABD tarafından şimdilik terörist örgüt olarak tanınıyor) onlarca yıl düzensiz aralıklarla devam eden isyanını bitirmeyi hedefleyen barış sürecini ve Türkiyeli Kürt vatandaşların taleplerini nasıl etkileyeceği belirsiz. Türkiyeli Kürtler, siyasi eylemlilik yerine silahlı direnişin etkisine güvenmek için ikna olacak mı? Türk hükümetiyle kazanabilecekleri kaldıracı nasıl algılayacaklar ve kullanacaklar? Suriye ve Irak’taki Kürtleri etkileyen gelişmeler, hesaplarını nasıl etkileyecek. Yurt içi ve daha geniş anlamda bölgesel gelişmeler, hem Türkler (Erdoğan dâhil) hem Kürtler arasında bazı milliyetçi tasarrufları azaltmış gibi görünüyor. Devletin Kürtlere yaklaşımını kim kontrol edecek ve bu ne gibi değişimlerin alameti olabilir?"

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.