1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Ağrı için HDP'ye ağır sözler
Ağrı için HDP'ye ağır sözler

Ağrı için HDP'ye ağır sözler

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ağrı/Diyadin'de yaşanan çatışmayla ilgili "Çatışma provokasyondur, tezgahtır" diyen HDP Eş Başkanı Demirtaş'a yanıt verdi: Bir provokasyon varsa bu devletin değil terör örgütünün güdümündeki partinin kurguladığı provokasyondur

A+A-

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ve beraberindeki heyeti kabulünde bir konuşma yaptı. Erdoğan Ağrı'nın Diyadin ilçesinde PKK ile askerin karşı karşıya kaldığı saldırıyla ilgili ayrıntılar verdi. Erdoğan, olayla ilgili açıklamaları nedeniyle HDP'den gelen açıklamalara sert tepki gösterdi.

Erdoğan Diyadin'de yaşananlar için "Çatışma değil bir tezgâh yaşandı, provokasyon yaşandı" yorumunu yapan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'a yanıt verdi: 

"Bir provokasyon varsa bu devletin değil terör örgütünün güdümündeki partinin kurguladığı provokasyondur. Yaralanan jandarma personelinin kendi haline terk edildiği, güya jandarma yaralı halde bırakılmış, siviller, onların mensupları gelip almış. Bunların tümü külliyen yalandır. Yaralıları almak üzere bölgeye giden helikopterlere ateş açıldığı için askerler zor şartlarda hastaneye ulaştırıldı, siviller kendi istekleriyle askerlere yardım etti. Bu meselenin istismarı vicdana ve ahlaka sığmaz." 

'Planlı bir operasyon değil'

Erdoğan Diyadin'de yaşananların planlı bir operasyon olmadığını söyledi, ayrıntıları anlattı: 

"Diyadin İlçesi'nin bir köyünde ağaç dikme etkinliği yapılacağı bilgisi ulaşıyor. Daha önce benzer adla yapılan etkinliklerde vatandaşlara seçim tercihleriyle ilgili baskı yapıldığı haberleri nedeniyle valilik izin vermiyor. Buna rağmen katılımcıların güvenliği ve bölücü terör örgütünün istismarına izin vermemek için güvenlik kuvvetleri tedbir alıyor. Jandarma birimlerimizden birinin üzerine Tendürek Dağı üzerinden ateş açılıyor. Burada etkinliğe katılan vatandaşlara yönelik bir zor kullanma ya da özel olarak planlanmış bir operasyon sözkonusu değil. Sadece bölgeye gelenlerin güvenliği ve terör örgütünün istismarının önlenmesine dönük tedbir alınıyor. Güvenlik güçlerimiz ateş karşısında misliyle karşılık veriyor. İlk ateşte 4 jandarma personeli yaralanıyor, daha sonra terör örgütü mensubu 5 kişi ölü, biri yaralı ele geçiriliyor."

Çözüm süreci

Erdoğan, Ağrı'da yaşananların devletin çözüm sürecindeki duruşuyla ilgisi olmadığını söyledi, "Tam tersine bu olay, bölücü terör örgütünün ve onunla aynı çizgideki siyasi partinin samimiyetsizliğinin bir defa daha ispatı mahiyetindedir. Bunu, söz konusu siyasi partinin eş genel başkanının ve diğer yetkililerinin ifadelerinde açıkça görmek mümkün." dedi. Erdoğan, "askerin ve devletin gücünü yitirmediğini" vurguladı:

"Bölücü örgüt mensupları da bu etkinlikleri katılma hakına sahipmiş, siz bu milleti ne sanıyorsunuz? Çözüm süreci siyasi bir kararlılık olarak başlamıştır. Askerimizin bölücü terör örgütünü etkisiz hale getirmek için bir sıkıntısı yoktur ama biz bunun başka sıkıntılara yol açtığını gördük. Meselenin üstesinden gelebilmenin yolunun demokratik ve ekonomik sorunların çözümünden geçtiğini bildiğimiz için bu yola girdik. Kimse yanlmış bir yola girmesin. Devlet gücünü yitirmedi, sadece milletle vardığımız mutabakat yöntem değiştirdi." 

'Kendinizi ne sanıyorsunuz?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan provokasyon yapmakla suçladığı HDP'yi çözüm sürecinde samimi olmamakla suçladı. Erdoğan sürecin devamı için silahların toprağa gömülmesi şartını bir kez daha dile getirdi: 

"İş bunlara kalsa ortada çözüm süreci falan olmazdı. Ağrı’da yaşanan hadisenin devletin çözüm sürecindeki duruşuyla kesinlikle bir ilgisi yok. Olay bölücü terör örgütünün ve onunla aynı çizgideki siyasi partinin samimiyetsizliğini gösteriyor. Siz kendinizi, bu devleti, milleti ne sanıyorsunuz? Çözüm süreci askeri bir zorunluluğun değil siyasi bir kararın sonucu olarak başlatılmıştır. Devlet gücünü yitirmedi, bunu böyle bilmeniz lazım. Sadece bizim milletimizle vardığımız mutabakat neticesi yöntem değişti. Önceden öncelikli anlayış devletti. Biz insan odaklı bir devlet yönetiminin yolunu açtığımız için bu süreç başladı. En büyük desteği de bölge insanından gördük. Analar ağlamasın diye çıktığımız bu yolda tüm milletimizden aldığımız hayır duasını çok iyi biliyoruz. Ama bu yolda karşımıza sürekli bedduacılar çıkıyor. Medya kuruluşlarını da ibretle takip ediyoruz, yazılı ve görsel ayrıca da sosyal medya. Ne yapsalar boş, başaramayacaklar."

'Silahların toprağa gömülmesi şart'

"Devletin güvenlik güçleri dışında elinde silah olan herkes bu milletin düşmanıdır. Bu silah, ister Ağrı'da Tendürek Dağı'nda ister İstanbul Okmeydanı'nda farketmez, çünkü silahın olduğu yerde kan, tehdit vardır. Bu namlular devletin güvenlik güçlerine değil bizatihi millete çevrilmiştir. Hem silaha şiddete baskıya karşı samimi bir tavır ortaya koymayıp demokrasiden söz eden yalancıdır, riyakardır, iki yüzlüdür. Biz çözüm sürecini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Biz sözümüzden dönmeyiz ama milletin huzuruna kasteden hiçbir saldırıyı da cevapsız bırakmayız. Çözüm sürecinin sağlıklı sürdürülmesinin şartı silahların ebediyen terk edilmesidir. Oraya buraya saklanmasından, yurt dışına çıkarılmasından söz etmiyorum, toprağa gömülecek, üzerine beton dökülecek bundan söz ediyorum. Böyle olmazsa karşı taraf sözünü tutmamış olacaktır."

'Sorumlu davranmayan hesabını verir'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedefinde, "Enflasyon, bozulan Türkiye tablosunun sonuçlarından sadece biri" diyen TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes de vardı.

"Bir derdimi paylaşmak zorundayım. Cumhurbaşkanlığı makamındayım ama kenara köşeye çekilmiş bir makamda değilim. Gerek ihracat, gerekse ekonomiyle ilgili konularda en hassas olması gereken kurumların içinde TÜSİAD geliyor ama TÜSİAD başkanı adeta istikrar ve güveni baltalamaya çalışan iş dünyasını tedirgin eden bir tavır içinde bulunuyor. Ekonomiyi okumaktan aciz siyasetçileri anladık, onlar sorumsuzluk yapıyor, onların menfaat ölçüleri farklı ama en azından iş dünyası, bu üslûp yanlış. Enflasyonun düştüğünden bahsedecek kadar, cari açıktaki olumlu gelişmeleri göremeyecek kadar gözler ama… Böyle bir şey olabilir mi? Türkiye bir büyüme trendini, nereden alıp nerelere getirdi ortadayken, Türkiye'de istikrarsızlıktan bahsedecek kadar istikrarsız bir zihniyet olabilir mi? TÜSİAD mensupları güçlerini bire beş katladılar, istikrarsızlıktan bahsedilebilir mi? Bu ülkede istikrarsızlık olursa bedeli şahsen TÜSİAD ödemeyecek, millet ödeyecek. Ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması gerekecek. Şunu da çok açık söyleyeyim, bazı konularda çok hassasımdır ve her şeyi somut olarak ortaya koymam ama kendisinin düşünmesi lazım. TÜSİAD Başkanı'nın geçmişte Türkiye'ye ne tür bedeller ödettiğini gören biriyim, hangi işle iştigal etmişse o iş sebebiyle yaptıkları ve ödettikleri bedeller ortadadır. Hangi denetim kurumlarında ne tür görevler yaptılar ve ne tür bedeller ödettiler bunların üzerinde durulması lazım. Bundan sonra biz yeni bedeller ödetmeyeceğiz, bunu da bilmeleri lazım. Sorumluluğunun bilinciyle hareket etmeyen bunun da hesabını verir. Herkesi aklıselimle davanmaya davet ediyorum."

Papa'ya eleştiri ve uyarı

Cumhurbaşkanı, 1915 olayları için 'soykırım' ifadesi kullanan Papa Francis'i de uyardı.

"İfadeden fevkalade üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Kendisini Ankara’da din adamı demiyorum, siyasetçi gibi ağırladık. Çok farklı bir zihniyetin yeniden tezahürü gibi. Tarihi olayların kendi mecrasından çıkartılıp ülkemiz ve milletimiz aleyhine bir kampanya haline dönüşmesine izin vermeyiz. Ermenilerin maruz kaldıkları sıkıntılarını da biliyor ve üzülüyoruz. Osmanlı’nın evlatları da öldürüldü, şehit oldu. Acıları yarıştırıp acılar üzerinden siyaset çabamız yok. Bırakalım tarihçiler tartışsın. Biz bütün arşivlerimizi açıyoruz varsa Ermenistan’da belgelerini ortaya koysun. TSK arşivlerini de açmaya hazırız, varsa 3. dünya ülkeleri de açsın. Ama buna yanaşmayıp çirkin ilişkiler çevresinde Türkiye aleyhinde hareket edeceksiniz. Tarihçilerin işini din adamları olursa oradan işte bugün olduğu gibi hakikat değil hezeyan ortaya çıkar. Sayın papayı da bu tür yanlışlara bir daha düşmez diye uyarmak istiyorum. Tekrar ortak komisyon ve arşivlerin açılması çağrımı yineliyorum."

 

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.