1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Batının iki yüzlülüğü ve içerdeki avaneleri
Batının iki yüzlülüğü ve içerdeki avaneleri

Batının iki yüzlülüğü ve içerdeki avaneleri

Paris saldırılarının Türk basınına yansımasını görme açısından, olayları değerlendiren bazı yazarların köşe yazılarından kısa alıntılar yaparak derledik.

A+A-

"Charlie’nin Şeytanları" 

Rıdvan Kaya (Haksöz)

"Dünyanın gündeminde Paris eylemi, Charlie Hebdo adlı mizah dergisine yapılan saldırı var. Beklendiği üzere eylem yoğun şekilde lanetlenmekte. Küresel sistemin egemenleri açısından gayet anlaşılabilir bir durum. İnşa ettikleri düzeni savunacaklar elbette. Ne ilginçtir ki, “bu saldırı demokrasimize, cumhuriyete saldırıdır” diyorlar. Demek ki, sizin demokrasiniz, cumhuriyetiniz bizim inancımıza, değerlerimize hakaret temeline oturuyor!

 Yazık ki, Müslümanların bir kısmı da onlarla beraber lanetleme yarışına girişiyorlar. Hatta freni tutmayan bazıları işi “masum insanları hedef alan terör saldırıları” söylemine kadar götürüyor. Kim masum? Resulullah’ı (s) alaya alan, milyonlarca Müslümana eziyet eden, hicveden, aşağılayan, tahkir eden tuğyan içindeki bu kendini beğenmiş züppeler mi?

Bu noktada caydırıcılık vasfı akla gelmelidir. Tevbe suresi 123. ayetinde Rabbimiz “Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar…“ (velyecidû fîkum gilzaten) buyuruyor. Yine Maide suresi 33. ayette, “Allâh ve O'nun Rasûlü ile savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkartmak için uğraşanların yaptığının karşılığı; öldürülmeleri yahut asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut hapsedilmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir... Ahirette ise onlara azim bir azap vardır” buyuruluyor.

Bu eylemin sadece iki ya da üç kişilik fail grubunun ya da bir örgütün özel gündemine tekabül ettiği düşünülmemelidir. İman edenlerin tümünün duygu dünyasını yansıtan bir eylemdir. Ve bugüne kadar binlerce kez yaşanabilirdi; yaşanmamış olması güçsüzlükten, imkansızlıktan ötürüdür, yoksa diğer Müslümanlar açısından sorun görülmediğinden değil!"

"Murdoch denilen densiz ve ona gösterilen tepkiler"

Ahmet Hakan (Hürriyet)

"Dünyaca ünlü medya patronlarının yüz karası Rupert Murdoch denilen densizin Twitter'da yazdığı mesaj şu:

"Müslümanların çoğunluğu barışsever olabilir ama aralarında büyüyen cihatçı kanserin farkına varıp onu ortadan kaldırana dek, onlar da sorumlu sayılmalıdır."Müslüman dünyasından bu mesaja büyük tepki var.Tepki gösterenler haklılar haklı olmasına ama kendilerine bir sormalılar.

Murdoch'un yazdığı mesajdaki "Müslüman" kelimesi çıkarılsa, yerine "Yahudi"kelimesi konsa...
Tepkileri ne olurdu?

Yani söz konusu mesaj, "Yahudilerin çoğunluğu barışsever olabilir ama aralarında büyüyen çoluk çocuk katletme kanserinin farkına varıp onu ortadan kaldırana dek, onlar da sorumlu sayılmalıdır" şeklinde olsaydı...
Buna da şiddetle itiraz ederler miydi?
Yoksa "İşte budur, kesinlikle katılıyorum" diye selam mı dururlardı?

Yahudilik söz konusu olduğunda densiz, genellemeci ve ırkçı olmaktan hiç çekinmeyenlerin, Müslümanlık söz konusu olduğunda genellemeci, densiz ve ırkçı olmaktan çekinmeyenlere verecek bir dersi yoktur.
Müslümanlık söz konusu olduğunda densiz, genellemeci ve ırkçı olmaktan hiç çekinmeyenlerin, Yahudilik söz konusu olduğunda genellemeci, densiz ve ırkçı olmaktan çekinmeyenlere verecek bir dersi yoktur."

"Erdoğan o töreni yapmasa, Davutoğlu Paris’e gitmese"

İbrahim Karagül (Yenişafak)

"Hiçbir meseleyi esaslı, derinden sorgulamayı beceremeyen, sorumsuz ve sığ Türk medyasından; Paris saldırılarından hareketle son yirmi yıldır merkezinde bulunduğu coğrafyadaki büyük kıyımları, bu kıyımlarda o ülkelerin rollerini sorgulamasını beklemek elbette mümkün olmayacaktı.

Ama yine de insan, “bu bir fırsat, birkaç söz söylensin” beklentisi içine giriyor. Paris’teki saldırıları kınarken, “Suriye’de öldürülen üç yüz bin insan için de bir şeyler söylensin, Lübnan’da donan mülteci çocuklar için de bir şey söylensin, işkence için Cenevre Sözleşmesi’ni bile askıya alanlar hakkında bir şeyler söylensin, Mısır’da sadece demokrasi dedikleri için öldürülen beş bin insan için de bir şeyler söylensin” istiyor.

Israrla “ama”lı cümle kuracağız!

Bunlar gibi, daha haklarında söz söylememiz, bir şeyler yapmamız gereken sayfalar dolusu bir liste var. Avrupa “ağla” dediği zaman ağlayan, “öfkelen” dediği zaman öfkelenen, “sevin” dediği zaman sevinen medya ve entelektüel kimlik teröre karşı “ama”lı cümlelerden son derece rahatsız."

"Batı farklı davranıyor, çünkü"

Fehmi Koru(Haber Türk)

"Bir yandan Kuran-ı Kerim’den alıntılayarak “Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir” diyoruz, bir yandan da son 10 yıl içerisinde İslam dünyasında hayatını kaybetmiş 2 milyon insan ile Paris’te öldürülen 12 kişi arasında mukayese yapıyoruz. “12 kişi için yürüyenler 2 milyon karşısında neden sessiz kaldılar” diyerek...

Sorunun cevabı açık oysa...

Unutulanı, geçmişe bakarak hatırlatayım: Batı Ortaçağ’ı karanlıktır. Hurafelere sahip çıkan din adamları etkisinde kalan Batı insanı, Haçlı Seferleri’yle dünyanın bir başka ucuna ölüm kusmaya giderken, kendi coğrafyasında din adına kan döküyordu.

8 yıl savaşları... 30 yıl savaşları... Jeanne d’Arc... İngiltere, Fransa, İrlanda, İskoçya ve Danimarka’da iç savaşlar... Bütün bunlar değişik dönemlerde Batı’da boy gösteren ve çok sayıda canlar alan din savaşlarıdır. Bunlara ek olarak, 200 yıla yakın sürmüş bir dönemde (1096-1291), kutsal topraklara (Kudüs ve çevresi) doğru düzenlenen Haçlı Seferleri’nde öldürülen yüz binler...

Göğüslerine “haç” takılı, Tanrı’ya bağlılık yemini etmiş barbarların, çekirge sürüsü gibi, dünyaya kan ve ölüm saçtığı dönemler...

Aynı dönemlerde İslam dünyası bugün bile kendileriyle övündüğümüz uygarlık numuneleri veriyor, Müslüman ilim adamları keşifler ve icatlarda ön alıyor, din bilginleri ve filozoflar aydınlık düşünceleriyle Batı’nın sonradan “reform” adı verilen ayağa kalkışına malzeme sağlıyorlardı.

Batı, bugün, kendi kayıplarına ağlıyor ve bizim de ağlamamızı bekliyor; bizim kayıplarımız karşısında ise sağır ve dilsiz. Çifte standartlı. Bütün bunlar tamam; ancak bizim durumumuz da fazla iç açıcı değil. Batı’nın Ortaçağ’da düştüğü çukura illa bizim de -hem de bugün- düşmemiz mi gerekiyor?

Aklımızı başımıza toplamalıyız."

"Cemaatçilik gerekirse onu da CHP mi getirecek?"

Mehmet Barlas (Sabah)

"CHP'den ihracı istenen Birgül Ayman Güler'in "Cemaat"le CHP yönetimi arasındaki ilişkileri sorgulayan yazılı savunmasındaki iddiasını kanıtlayan örnekler, yakın tarihimizde olup bitenleri pek hatırlamayan "Kökten CHP'liler"de şoklar yaratabilir.

Ya da kendilerini dini bir cemaat olarak sunan "Pensilvanya Örgütü"nün medya imamlarının "Hepimiz Şarliyiz" makamında şarkılar söyleyerek Peygamberimizin karikatürlere konu edilmesine destek vermeleri de, bu cemaate inanarak destekleyenleri şaşırtmış olabilir.
Bütün bu şaşırtıcı gelişmeleri sadece bugünü yaşayarak anlamamız mümkün değildir.

Cemaatin örgüte dönüşmesi :Dini cemaat olduğu iddia edilen bir örgütün medya imamlarının Peygamberimizin karikatürlerinin (üstelik aşağılayıcı) yapılıp yayınlanmasını düşünce özgürlüğünün yansıması olarak görüp savunmalarına gelince...Bunların iki yıl önce "Charlie Hebdo" için "Fransız dergisi yeni tahrik peşinde" diye başlık atmalarını hatırlayarak "Cemaat"in "Örgüt"e dönüşmesi sürecini belki anlayabilirsiniz. "

"Bunlar Papa’ya ne diyecek peki?"

İsmail Kaplan (Türkiye Gazetesi)

"Neyse ki, bunların ezberini bozan önemli kişiler de bazen sesini yükseltiyor. Bakınız Charlie Hebdo dergisinin kurucusu Henri Roussel, dünyanın tepkisini çeken karikatürleri yayınlatan ve son saldırıda ölen genel yayın yönetmeni Stefan Carboneirre için ne diyor: “Provokatif karikatürlerle kendisi dâhil 12 kişinin ölümüne sebep oldu…” Evet, budur! Peki, hâlâ bas bas bağıran malum zevzekler, acaba Papa Francis’e ne diyecekler şimdi? Ne diyor Papa: “Söz konusu din olduğunda, ifade özgürlüğünün de bir sınırı vardır.” Ve ilave ediyor: “En iyi arkadaşım anneme küfrettiğinde, yumruğumu da suratına beklemeli…” Hadi, Papa'yı da saldırgan olarak niteleyin bakalım!.."

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.