1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Batı'nın yalanları ve çıkmazları
Batı'nın yalanları ve çıkmazları

Batı'nın yalanları ve çıkmazları

İslam Devleti'nin elinde rehin olan İngiliz gazeteci John Cantlie Batılı devletlerin çıkmazlarını ve yalanlarını açıklamaya devam ediyor.

A+A-

Ben John Cantlie, ülkesi tarafından terkedilmiş bir İngiliz vatandaşı ve 2 yıldır İslam Devleti'nin elinde olan bir esir.

Bu programda İD'nin özünde(doğasında olan kuvvetine değineceğiz.

Devletlerimizin savaşlarında onları ortadan kaldırmak için, halkın desteğini kazanmak adına nasıl daher yola başvurduğuna bakın.

5 Eylül'de askeri haber kaynağı olan 'War on the Roocks' adlı web sayfasında yayınlanan bir makalede İD'nin doğuştan(doğal olarak) 'kendini çabuk toparlayan' esnek bir organizaşyon olduğu söyleniyor. 150.000 kişilik askeri birliklerinin Irak'ta bulunduğu 2007 yılından bu yana ne kadar ilerlediklerine bir bakın. Aksilikler karışısında İD hayatta kalmaya ve gelişmeye devam edecek.

Savaş, cihadi hareketleri sadece daha güçlü kılar. Ve onlar savaş için sürekli mevzideler. Amerikalılarla savaşta uzun süreli tecrübelere sahipler ve sabırla, şiddetle, üstünlükle uzun süreli savaş projelerinin nasıl yapılacağını biliyorlar.

Bu demek oluyor ki; elini kirletmeden başarılı bir cerrehi operasyon olacağını ümit eden kişiler için korkunç bir süpriz olacaktır. Ancak ABD'nin müdahale politikası şu anda evlerindeki halklarını sakinleştirebilmek için üzerine sürekli vurgu yapılan 'En kısa süre taahhüdü ile hava saldırıları ve havadan yardım' şeklinde devam ediyor. Obama bunu yayılma politikalarının tehlikeliri olarak görüyor ve bu sonucu (Halkın isyanını) engellemeye çalışıyor.

War of Rocks'a göre Yayılma Politikası, başarısızlığın tarifidir. Çünkü Amerikan halkı aslında işlemedikleri( Kabul etmedikleri)bir politikaya yatırım yapılmasına daha fazla müsaade etmeyecektir.

Amerika'nın ve işbirlikçi dost ülkelerinin savaşmayan halkı için kötü olan durum da şudur ki; İD için kendilerine hiç kimsenin saldırmamasıyla, herkesin saldırması arasında bir fark yok. Sabırlılar ve zaman onlar için çok bir şey ifade etmiyor. Para ve taraftar için herhangi bir bağışçıya güveniyor değiller. Ancak ganimetlerden ve savaş başarılarından finansal kazanımlar elde ediyorlar. Öte yandan Amerika bunu mümkün olduğunca hızlı ve temiz yapmak zorunda. Fakat harcamaları oldukça yükselmiş durumda. 

Başkan fazladan ödenek ihtiyacı olması durumunda meclisten bunu mutlaka talep edeceklerini söyledi. (9 Eylül'de) Bunlar şöyleydi;

'Fazlasıyla batık durumda olan ekonomimizle daha fazla savaş için sürekli halk desteğini almak hemen hemen imkansız. Halkın gerçekten elle tutulur bir şeylere ihtiyacı var. En kolay oynanabilecek kart, ulusal güvenlik. Bakın binlerce Batılı İslam Devleti'ne katıldı. Bu eğitilmiş savaşçılar ülkelerine geri dönebilir ve ölümcül saldırılar gerçekleştirebilirler.'

Makul olan, gerçekten ulusal güvenlik hakkında endişeliyseniz insanların gelmelerini engellemek için sınırlarını kapatırsınız. İslam topraklarına yeni bir askeri müdahaleden nispeten daha masrafsız, basit ve etkili olacağı açık. 

Size zarar vermeyi arzulayan insanları ülkeniz dışında tutmak, onların ülkesine gitmekten çok daha kolaydır.

Kesinlikle, önceki 3 hücre arkadaşımın infazı, en son İngiliz Daid Haines'inki halkı şaşkına çevirdi. Herkesin uyanmasına ve İD'in bu ölümlerle, hava saldırılarının öcünü aldığını fark etmesine neden oldu. Saldırılarda şu ana kadar bir avuç dolusu mücahit ve aileleri öldürüldü. İD, bunlan sizin bizi öldürmenize karşılıktı diyor.  

Ölümler maalesef bizim için olsada, aslında devletlerimizin ihtiyaç duyduğu şey halkın desteğidir. İnsanlar jeopolitik ve siyasi hamlelerden anlamazlar. Ancak bir adamın kafasının  kesilmesi bedelince ses getiriyor. Halk bu konuya iki şekilde karşıllık verebilir;

Ya 'Bu karşılıklı katliamlara bir son verilmesini talep ediyorum'  yada 'İntikam talep edip daha fazla askeri müdahale isteyecekler. Devletlerimiz bu iki tepkiyi biliyorlar ve bizleri tamamen bu amaçla gözden çıkarmışlarsa -ki bu yüksek bir olasılık- bu yüzden dehşete düşmüş durumdayım.

Bu durum İD için bir kazan-kazan olayıdır. Eğer bu infazlar halkı isyana zorlar veya bir politika değişikliğine götürüse bu büyük bir zaferdir. Devletleri daha fazla bomba atarak milyon dolarlar harcamaya iterse, bu devletlerimizi süreçte daha zayıf hale getirir ve aynı şekilde bu da İD için bir zaferdir. 

David Cameron'un, David Haines'in ölümüne tepkisini hala bekliyorum. Ancak eminim şuna yakın bir şey olacaktır, "İngiltere bu vahşi eylemle şaşkınlık ve dehşete düştü. Cinayetin suçlularını adelete teslim edene kadar ve İD'ni teslim edene kadar dinlenmeyeceğiz." Fakat bir dakika sayın başbakan! Siz bizlerin durumundan yaklaşık iki yıldır haberdarsınız. Bizi kurtaracak pazarlığa girmemeyi tercih ettiniz. Ve şimdi infazları savaşın alevlerini körüklemek için kullanmak istiyorsunuz.

Programımızı Micheal Scheuer'dan bir alıntıyla bitirelim;

"ABD'nin İslam Dünyası'na yaptığı acımasız müdahaleler olmadan bugünmü İslami hareketler doğmazdı. Bu yatıklarının sonuçları şudur ki İslamla sonu olmayan ve gittikçe yaygınlaşan kanlı bir savaştır" 

Bir sonraki programda görüşmek üzere.

Tevhidi Gündem için tercüme edilmiştir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.