1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. BBC'den bir İslam Devleti analizi
BBC'den bir İslam Devleti analizi

BBC'den bir İslam Devleti analizi

BBC'nin genel yayın politikasına pek uymayan, okunabilirlik seviyesi yüksek bir analiz.

A+A-

Suriye ve Irak'ın bir kısmının kontrolünü elinde bulunduran, küçük ama köktenci, cihat savaşçısı IŞİD ordusu fethettiği toprakları yönetebilir mi?

Adını 'İslam Devleti'ne çeviren Irak Şam İslam Devleti IŞİD, Haziran ayı başında Suriye'nin doğusundaki kalelerinden çıkıp Irak'ın en büyük ikinci kenti Musul'u işgal etti. Daha sonra da Fırat Nehri havzası boyunca ilerleyip başkent Bağdat'ı tehdit etmeye başladı.

Uzmanlar, toprakları işgal etmek ile işgal edilen toprakları yönetmek arasında büyük fark olduğuna dikkat çekiyor.Siyah formaları ve kar maskeleriyle IŞİD savaşçıları, işgal ettikleri bölgelerde gaddarca Şeriat kanunları uygulayıp evlerinden kaçmak zorunda kalan binlerce kişiyi mülteci konumuna düşürdü.

Suriye ve Irak devletlerinin iç politikalarında yaşanan sorunlar ve devlet yapılarının zayıflığı göz önünde bulundurulduğunda, IŞİD'in dağılması hayli zayıf bir ihtimal olarak görülüyor.

Peki IŞİD, kontrolündeki toprakları idare edebilecek konumda mı?

Bu sorunun yanıtı birçok farklı etkene bağlı: Yerel aşiretlerin desteği, ekonomik güç, yakıt ve suya erişim, dini liderlerin ve kendi kendini halife ilan eden Ebu Bekir el Bağdadi'nin algıları ile IŞİD'in üzerine üstlenemeyeceği kadar çok iş yüklenmesi…

IŞİD şimdiye kadar kısa vadeli askeri başarıların keyfini sürdü, çoğu da korku ve ateş gücünün birleşmesinin doğurduğu başarılar oldu.

Sosyal medya etkisi

IŞİD yarın bir gün ezilip dağılsa bile, askeri tarihi inceleyen uzmanların IŞİD'in internette, sosyal medyada düşmanlarının ve kendilerine karşı çıkanların başına gelenleri gösterdikleri korkunç fotoğraflar, videoları paylaşarak yürüttükleri psikolojik operasyonu ve bu operasyonun etkilerini unutmaları mümkün değil.

Kafası koparılanlar, çarmıha gerilenler ve yargısız infazların korkunç yorumlar eşliğindeki görüntüleri, Irak güvenlik güçlerinin geçen ay silahları bırakıp bölgeden kaçması için yeterli oldu.

IŞİD etkin bir şekilde kendi gücünün sınırlarını zorlamaya başladı.

Irak'ta büyük darbe alan El Kaide'den geriye kalanlar ve takipçilerinden oluşan grup Haziran ayında Irak'ın batısının büyük bir bölümünü ele geçirirken yalnızca 10-15 bin savaşçısı vardı.

IŞİD'in Musul'u yalnızca 800 savaşçıyla işgal ettiği söyleniyor. Ama bunlar sadece hücum kıtalarıydı.

Örgütün önündeki olasılıklar ağırlıklı olarak yerel aşiretlerin ve milislerin desteğine bağlı. Onların desteği olmadan IŞİD yaklaşık 2 milyon nüfuslu Musul gibi bir kente sahip olmayı aklından bile geçiremezdi.

Eş Şark el Avsat gazetesinin Musullu editör yardımcısı Mina al-Orabi, "IŞİD'in toprakları kontrol edebilme yeteneği, onlar adına idareyi sağlamaya hevesli yerel militanlarla yapılacak anlaşmalara bağlı" diyor.

Al-Orabi, "Bu anlaşmaların bazıları korkuya, bazıları geçici çıkarların örtüşmesine dayalı. Zaman zaman ise yalnızca farklı çeteler arasında varılan finansal anlaşmalar gibi ham çıkarlar olabiliyor" diye ekliyor.

El Kaide'den uyarı

Güce, düzene ve sadakate sahip olmak, bu çıkarları bir kenarda korumak ve IŞİD yönetimine uzun vadede 'yeterli yatırımı yapmak' anlamına gelecek.

 

Cihatçıların Irak'ta büyük ölçekli topraklara, uzun süreli sahip oldukları en son dönem, IŞİD'in seleflerinin 2006'da Anbar vilayetini ele geçirip daha sonra kaybettikleri dönemdi.

Ürdünlü eski hükümlü Ebu Musab el Zerkavi'nin ilkel, gaddar ve sadist liderliği altında cihatçılar yerel nüfusun büyük bir bölümünü uzaklaştırmayı başarmıştı.

Mezhepler üzerinden iç savaş çıkarmaya çalışırken, bağlılık sözü vermeyen Sünni şeyhlerin kafalarını kestiler, Şii ibadethaneleri patlattılar, sigara içerken yakaladıklarının parmaklarını kestiler (sigara içmeyi İslam'a aykırı olarak görüyorlardı).

Bu uygulamalar bölge halkının desteğini kazanamamalarına neden oldu.

Bazı suçlara, kadınların eve kapatılması, kamuya açık alanlarda çarmıha germe, adam kaçırma, iş adamlarına yüklü vergiler gibi ağır cezalar verildiği haberleri geliyor.

El Kaide'nin zayıflayan liderliği IŞİD'e ve IŞİD'in uzantılarına çıkışınca grup Şubat ayında El Kaide'den tamamen ayrıldığını açıkladı.

Fakat IŞİD yönetimi altındakiler daha farklı bir hikâye anlatıyor.

Yerel yönetimlerin çöp toplamada etkin oldukları, sokaklarda güvenliğin arttığı, yoksullara yakıt ve gıda dağıtımının yaygınlaştığı söyleniyor.

Bu söylemler size tanıdık geliyor mu? Taliban da 1994'te Afganistan'da aynı bu yöntemle başlamış ve 11 Eylül saldırılarının ardından 2001'de ABD'nin iktidardan uzaklaştırdığı döneme kadar topraklarını genişletmişti.

IŞİD gibi tutucu, dini motivasyonlara sahip militan bir kuruluşun en büyük avantajı, zayıf yönetim ve laik alternatiflerinin yolsuzluğa bulaştığı algısının hâkim olduğu Irak ulusal hükümeti.

Su ve yakıtın önemi

Geçici 'hilafet' bir yana, yaşayabilecek bir devlet kurabilmesi için IŞİD'in petrole ve suya erişim sağlaması gerekiyor.

Ve her ikisine de sahip…

IŞİD birlikleri Suriye'de Deyr ez Zor çevresinde, Suriye'nin en büyük petrol sahası El Ömer dâhil, petrol üretilen bölgenin kontrolünü elinde bulunduruyor. Hatta, düşmanları Esad rejimine petrol sattıkları yönünde haberler de geliyor.

Suriye'nin en büyük barajı olan El Esad Gölü'ndeki Takba Barajı'nın denetimi de IŞİD'in elinde.

Irak'ta Felluce barajını da kontrol ediyorlar ve Irak'ın en büyük petrol rafinerisi Beyci'ye de erişimleri var. Petrol ve suyun en önemli iki unsur olarak görüldüğü bir dünyada IŞİD, kendisini güçlü bir konumda buluyor.

Müslüman toplumun yeni halifeyi tanıyıp tanımayacağı bir yana, IŞİD'in Orta Doğu'da çok geniş bir alanı kontrolü altına altığı ve hiçbir yere gitmeye niyeti olmadığı da bir gerçek.

IŞİD'i varlığını sağlamlaştırdığı bölgelerden ne Suriye'deki Devlet Başkanı Esad'ın birlikleri, ne de Irak hükümeti uzaklaştırabilir.

Suriye'nin hava saldırılarının, Irak'ın yeni getirdiği Sukhoi-25 savaş uçaklarının ve ABD ile İran'ın desteğinin bir etkisi olacak elbet, ama bu tamamen IŞİDİ'in sahip olduğu topraklara tutunmasıyla ilgili bir durum.

IŞİD'i kalıcı olarak uzaklaştırabilecek tek güç bu bölgelerdeki aşiretler. Fakat, Suriye'deki iç savaşın hiddetlendiği, Sünnilere ayrımcılık yaptığı söylenen ve kapsayıcı olmayan bir hükümetin Bağdat'ta kaldığı dönemde aşiretlerin de böyle bir girişimde bulunma ihtimali zayıf.

Bu da, vahşi, köktenci, iyi silahlanmış, büyük ödeneklere sahip ve farklı dinlere hoşgörüsü olmayan bir milis grubunun Orta Doğu coğrafyasının kalıcı bir parçası olacağı ihtimalini güçlendiriyor. Bir bakıma 'bilfiil bir Cihadistan'.

IŞİD'in yayılma ihtimali

Peki IŞİD orada durur mu?

Zayıf bir ihtimal… Zira, daha geçen yıla kadar yandaşları nihai amaçlarının (yüzyıllar boyunca Müslümanlar tarafından yönetilen Endülüs gibi) İspanya'ya, Avusturya'ya ve Çin'e kadar genişletmek olduğunu söylemişlerdi.

IŞİD, şimdiye kadar ele geçirdiği toprakların sınırları dahilinde kalsa da, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkelere yönelik saldırılarda bir 'sıçrama tahtası' olarak kullanılır ve İngiltere'den, diğer Batı ülkelerinden yüzlerce genci kendine çeker.

King's College Üniversitesi'nde görevli Suriyeli cihatçılar konusunda uzmanlaşan Shiraz Maher, IŞİD'in dağıtılması için uluslararası bir eylem isteğinin güçlü olmadığını söylüyor.

Maher şu yorumu yapıyor:

"IŞİD'in çok büyük ölçekli topraklara sahip olması kendine has bir durum değil. Geçmişte de cihatçı grupların bunu başardığını gördük. Örneğin Afganistan, Pakistan, Afrika Boynuzu ve yakın zamanda Mali."

"Her bir örnekte, Batı destekli müdahale cihatçıların kazanımlarına karşı dengeyi tutturdu. Buradaki fark da bu. Irak da Suriye de, etkisiz ordularıyla işlevlerini yitirmiş 'başarısız devletlerden'. Batı da müdahaleye yanaşmıyor."

Maher, dolayısıyla IŞİD'in sahip olduğu topraklara tutunmaya devam edeceğini ve yakın gelecekte Pensilvanya büyüklüğündeki toprakları yöneteceğini söylüyor.

Mina al-Orabi ise, IŞİD'in yerel militanlarla anlaşmaya başladığına dair işaretler olduğunu söylüyor. Bu da, kendi ifadesiyle "IŞİD'in sahip olduğu toprakları, ya zalimce şiddete başvurarak ya da şiddete başvurma tehdidini savurarak yönetebileceği" anlamına geliyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.