1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Davutoğlu'nun veda konuşmasının satır başları
Davutoğlu'nun veda konuşmasının satır başları

Davutoğlu'nun veda konuşmasının satır başları

AK Parti Genel Merkezi'ndeki MYK toplantısı sonrasının ardından Davutoğlu beklenen açıklamayı yapıyor.

A+A-

AKP Genel Merkezi'ndeki MYK toplantısı sonrasının ardından Davutoğlu beklenen açıklamayı yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la dün akşam 1 saat 40 dakika süren görüşmesinin ardından 22 Mayıs'ta gidilecek olağanüstü kongreyle AK Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerini bırakmaya hazırlanan Ahmet Davutoğlu, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, " Bu dönemde yaşadıklarımız tarihin ve milletin huzurunda gerçekleşti" dedi. "Benim bu dönemde en büyük çabam AK Parti'nin birliğini muhafaza etmekti" diyen Davutoğlu, "Kurucu karizmatik liderden sonra AK Parti'de tek istifa, tek kayıp yaşanmadı; bu önemli bir meydan okumaydı" vurgusu yaptı.

Davutoğlu'nun açıklamasından satır başları şöyle:

"Aziz milletim, değerli vatandaşlarım;

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve AKP Genel Başkanı olarak her birinizi selamlıyorum. Son 25 yıldır modern tarihin en köklü dönüşümlerin geçirildiği bir süreçteyiz. Bu 25 yıllık tarihte bir akademisyen olarak, bir başbakan başdanışmanı ve büyükelçi olarak, dışişleri bakanı ve başbakan olarak aziz milletimin hizmetinde olmak benim için en büyük gurur vesilesi oldu.

Partimizin olağanüstü 1. Kongresinde kurucu genel başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan kutsal bir emaneti devraldım. Orada yaptığım konuşmadaki temel hususları kendime şiar edindim. Geriye dönüp baktığımda bu hususlardan hiçbir şekilde ayrılmadığımı, hayata geçmesi için canla başla çalıştığımı düşünüyorum. Şahidimin aziz milletimiz olduğunu düşünüyorum.

Bugün, geldiğimiz noktada bundan sonraki gelecek perspektifimizle ilgili kanaatlerimizi paylaşmak gerektiği kanaatindeyim.

20 aylık süreç üçe ayrılabilir. Birinci dönem 28 Ağustos 2014’tle 7 Haziran 2015’tir. Bu dönemin en önemli meydan okuması kurucu, karizmatik bir liderden sonra AK Parti’nin seçime hazırlanmasıydı.

Geçmiş tecrübeler gösterdi ki karizmatik liderlerden sonra partiler güç kaybetmeye başlar.

Birçok yorumlar yapılıyordu. 3 dönemlik arkadaşlarla ilgili... Hamdolsun, benim AK Parti genel başkanlığımda buradan tek bir istifa yaşanmamış, tek bir kardeş ihtilafı yaşanmamış, partimizin omurgasından hiçbir şey eksilmemiştir. Geçmiş ANAP, Doğru Yol tecrübelerini bilenler bunu görürler. Yine 62. Hükümet döneminde hedefim suhuletle ülkeyi seçime götürmekti. Paralel yapı faaliyetleri, Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler, birçok husus meydan okumaları beraberinde getiriyordu. Hamdolsun, 62. Hükümetimiz 7 Haziran’a ülkeyi suhuletle götürdü. Üçüncüsü başbakanlığım başladığı gibi güvenlik yönünden bir meydan okuma vardı. Kobane olayları, 6-7-8 Ekim olayları... Kapsamlı bir güvenlik planlamasını hayata geçirdik. Bu döneminde dördüncü hedefi Sayın Cumhurbaşkanımız dönemindeki yatırımların eksiksiz sürdürülmesi, ülkenin ekonomik istikrarının muhafaza edilmesiydi. Osman Gazi köprüsünün onurunu hep beraber yaşadık. Başımda bulunduğum Bakanlar Kurulu dönemlerinde hiçbir projenin takviminde aksama olmadı. 25 öncelikli dönüşüm programıyla ekonominin çerçevesi çizildi. 

İkinci dönem en kritik dönemdi. Türk demokrasi tarihinin en kritik dönemiydi. 7 Haziran-1 Kasım arası. 13 yıllık iktidar, istikrarlı bir dönem sonrasında partimizin çoğunluğu alamaması sonucu puslu havayı seven bütün çakallar ortaya çıkmıştı. 7 Haziran’da partimizde hüzün vardı.

O gün, “AK Parti’nin yeniden Bismillah diyeceği bir gündür” dedim. Gerçekten iç muhasebemizi yaptık. Ama herhalde bütün teşkilat mensuplarım ve AK Parti gönüllüleri takdir eder ki, başımızı dik tuttuk. Yine bu dönemde verdiğim bir sözde biz bu ülkeyi 1 saniye dahi hükümetsiz bırakmam demiştim. Kaos bekleyenler, hükümetsizlik, iradesizlik bekleyenler çelik gibi bir iradeyi karşılarında buldular. Zor bir dönemdi. Geçici bir hükümetin en zor kararları alması gereken bir dönemdi. 20 Temmuz Suruç saldırısı günü, arkasından DEAŞ, DHKPC, PKK saldırıları ülkemizi kapsamlı bir savaş ilanıyla neredeyse karşı karşıya bırakmıştı. Güvenlik birimlerimize net olarak şu talimatı verdik, devlet kayıtlarına geçirdik:

Madem ki Türkiye’ye savaş ilan edilmiştir, ülkemizin bütün dağları, ovaları, vadileri, şehirleri, ilçeleri, mezraları terörden temizleninceye kadar mücadele edeceğiz. Hamdolsun hiçbir taviz vermedik, önümüzdeki dönemde AK Parti iktidarları taviz vermeden devam edecektir. 1 Kasım seçimlerine terör saldırılarına rağmen suhuletle gittik. Gurur duyacağımız bir netice ortaya çıktı. Yüzde 85 katılım, yüzde 97 temsil ve yüzde 49,5’la gelen AK Parti iktidarı. Bu sonuçta katkısı olan herkese ve seçmenlerimize teşekkürü bir borç biliyorum. 4 yıllık bir hukuk oluşmuştu ve yeni dönemin çerçevesini arkadaşlarımızla çizdik. İlk karar şuydu, madem ki milletimiz güvendi, 3 ayda bütün vaatlerimizi yerine getirdim. Hesap makamında olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu kez vaatleri yerine getirmenin huzurunu, gururunu yaşıyorum.

Net bir ifadeyle söylüyorum, 1 Kasım öncesi 81 vilayeti dolaşarak seçim meydanlarında verdiğim hiçbir söz yarım kalmadı."

Davutoğlu'ndan duygulu ve mesaj içeren ifadeler

"Partimiz yeni bir dönemin eşiğinde. MKYK’daki istişareler ve bugünkü istişareler sonucu 22 Mayıs’ta tüzüğün 70. Maddesi gereği olağanüstü kongreye gitme kararı aldım. AK Parti kongremizi yapacağımızı ilan ediyorum. 

Haklı olarak kafanızda şöyle bir sual vardır. Peki bütün bu tabloya, 20 aylık çalışmalara rağmen, seçimleri 1 Kasım’da kaybeden muhalefet liderleri genel başkan koltuğunu muhafaza ederken, neden siz 6 ay önce yüzde 49,5 oy almışken neden aday olmuyorsunuz? Bu haklı bir sorudur. Oy oranımız yüzde 52, 53, 54’e ulaşmıştır. Bizim dönemlerimiz bir başarı dönemidir. Benim kararı almamda herhangi bir başarısızlık duygusu, tarafımca atılan adımdan bir pişmanlık söz konusu değildir. Hakkımla ve onurumla görevimi yaptım. Hayat insana birçok şey öğretiyor ama benim hiç terk etmediğim prensiplerim var. Birisi doktora yaparken profesör olmayı hayal ettim ama hak ettiğim an gelmeden istemedim. Hiçbir makam ve mevki talep etmedim. Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık, onurlu büyük görevlerdi, bunların hiçbirisini ben talep etmedim. 

"Mutabakatın olmadığı yerde
aday olmayı düşünmem!"

Kongre üyelerimize teşekkür ediyorum, mutabakatla genel başkan seçildim. Mutabakatın olmadığı yerde genel başkan adayı olmayı düşünmem. Hayatta en güçlü insan kendiyle barışık olan insandır. Hayatta inanmadığım hiçbir şeyi savunmadım. Kimseyle pazarlık yapmadım, inandığım değer ve ilkeler uğruna pazarlığa dayalı bir mevki, makam, talebi, hesabı, vizyonu içinde olmadım. Üçüncüsü, yoldan önce yol arkadaşı.. Yola çıktığım arkadaşlarımın omuz omuza benimle olmasından emin olmak isterim. Benimle olmadığım anlarda da bana söylemelerini isterim. Son MKYK’de yaşananlar, ilk imzayı kendim attım, ama takip edilen yöntemi refik olma özelliğiyle bağdaştıramadım. Refik ve hedef önemliyse hepimizin muhasebe yapmamız gerekiyordu. Refiklerimin de benim de... İstişareler, Cumhurbaşkanımız dahil, siyasi tecrübesine güvendiğim dostlarımla istişareler neticesinde, AKP’nin birliği, devamı için refik değişmesindense genel başkan değişmesi fikri bende hasıl oldu. MKYK yenilenmesi tartışmalara sebebiyet verecekti. Bu şartlar altında aday olmayı düşünmüyorum. Partimiz kongreyi birlik ve beraberlik içinde yapmalı. Çünkü AK Parti’nin kaderi artık sadece AK Parti’nin kaderi değil, Türkiye’nin kaderi, tüm bölgenin kaderidir.

"Erdoğan'la vefa ilişkimizi son nefese kadar sürdüreceğim; onun onuru benim onurumdur"

 Grup konuşmasında şunları söylemiştim: 

Nefsimi ayaklarımın altına alırım, bir faninin yapamayacağı her makamı, mevkiyi elimin tersiyle iterim ama ak kadroların üzülmesine izin vermem. Ben kendimi bağladım, bu bağlamda adımlarımı atacağım. Beş temel hukuku gözeteceğimi herkesin bilmesini isterim. Kimsenin spekülasyon yapmasına asla izin vermem. Birincisi, cumhurbaşkanımızla aramızdaki insani kardeşlik hukukudur. Ben cumhurbaşkanımızla, son çeyrek asırda birçok vesilelerle omuz omuza oldum. Bundan büyük bir onur duydum ve bu dostluğu her şeyden öne aldım. Başdanışman olarak, dışişleri bakanı olarak, başbakan olarak onla çalıştım. Partinin kurulma aşamasında görüşmelerimiz oldu. Veda Kongresi deniyordu, ben vefa kongresi dedim. Ne gelişme olursa olsun, sözüme razıyım. Son nefesime kadar cumhurbaşkanımızla vefa ilişkisini sürdüreceğim. Kimse benden cumhurbaşkanımız aleyhine tek söz duymadı, duymayacak. Cumhurbaşkanımızın onuru hem cumhurbaşkanı olarak hem dava arkadaşım olarak onun onuru benim onurumdur, onun ailesi benim ailemdir. Kimsenin yeni fitne kapıları açmaya niyetlenmemesi icap eder."

'Benim tercihim değil'

"Üçüncü koruyacağım hukuk 1 Kasım’da bize oy veren seçmenlerdir. Sizin hukukunuzu korumak için atılması gereken adım neyse onu attık. 4 yıl sürmesini bekliyordum ama bunun böyle olmaması benim tercihim değil ortaya çıkan zarûretin neticesidir."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler