1. YAZARLAR

  2. Fehmi Koru

  3. ‘Derin devlet’ vardı, ‘muhteşem’ operasyonlar yapardı… Sahi ne oldu ona?
Fehmi Koru

Fehmi Koru

fehmikoru.com
Yazarın Tüm Yazıları >

‘Derin devlet’ vardı, ‘muhteşem’ operasyonlar yapardı… Sahi ne oldu ona?

A+A-

Sahi bir zamanlar ‘derin devlet’ diye adlandırdığımız bir yapılanma vardı; hani yıllar ve yıllar boyu, bir bölümü‘muhteşem’ sıfatını hak eden operasyonlar düzenlerdi…

Ne oldu ona?

‘Derin’ olmaktan vazgeçti ve üste mi çıktı, yoksa çok daha derinlere kaçtı da ne yaptığından mı haberdar olamıyoruz?

Bir şeyler olduğu kesin…

Bugün 6 Eylül… 1955 operasyonunun 61. yıldönümü

Konuyu hatırlamamın sebebi, bugünün tarihi: 6 Eylül… Bundan hayli zaman önce, 6 ve 7 Eylül 1955 tarihlerinde, Türkiye’nin içini karıştıran, ülkemizin uluslararası arenada zor günler yaşamasına sebep olan, ama bir yandan da ‘muhteşem’ sıfatı yakıştırılan bir operasyon sergilemişti ‘derin devlet’ yapılanması… İstanbul’da…

En iyisi, biraz başa giderek konuyu anlatmak…

Ağızdan kaçan itiraflar

Org. Sabri Yirmibeşoğlu bu yılın başlarında (2 Ocak 2016) vefat etti.

Harp Okulu (1948) ve Kara Harp Akademisi (1957) mezunu Yirmibeşoğlu, meslek hayatı boyunca hep özel görevlerde bulundu; Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri iken, 1990 yılında, kadrosuzluk sebebiyle emekli oldu, ama üniforma taşıdığı yıllarda üstlenmiş olduğu görevler ölümüne kadar peşini bırakmadı.

Göreceksiniz, şu birkaç gün pek çok sütunda onun adı anılacak…

Sebebini söyleyeyim…

Türkiye bir ‘fâili meçhuller’ ülkesidir; bu yüzden yıllar ve yıllar boyu, bir gazeteci-yazar olarak, o ‘fâil’in kimliğini açıklama çabası içerisinde bulundum.

O dönemde ‘derin devlet’ ile ilgili elimizde fazla bir malzeme yoktu.

Fatih Güllapoğlu Almanya muhabiriydi Hürriyet gazetesinin ve ‘derin devlet’ adı verilen olgunun Avrupa boyutunu mercek altına alan iddiasız görüntülü bir kitap kaleme almıştı: ‘Tanksız Topsuz Harekât’ (Tekin Yayınevi, 1991)… Hacmi küçük, fakat içinde verdiği bilgiler gözleri faltaşı gibi açtıran bir kitap…

[Şimdilerde yalnızca nadir veya 2. el kitap satıcılarında bulunabiliyor.]

Kitabı okurken, sonlara doğru (s. 104) aktardığı, uzun yıllar ‘Özel Harp Dairesi’nde komutanlık yapmış emekli bir orgeneralle konuşmasına sıra geldiğinde, gözlerime inanamadım.

Yirmibeşoğlu Paşa, ‘Özel Harp Dairesi’nin ülkemizde yürüttüğü operasyonlardan söz ederken, 1955 yılında, 6-7 Eylül tarihlerinde, yani tam 2 gün, siyasi hayatımızın en çirkin sahnelerinin İstanbul’da sergilenmesine yol açan çapulculuk olaylarını üstleniyordu…

Okuyalım:

“Sabri Yirmibeşoğlu: ‘-Sonra 6/7 Eylül olaylarını ele alırsak…’ / Fatih Güllapoğlu: ‘-Pardon Paşam, pek anlayamadım. 6/7 Eylül olayları mı?’ / SY: ‘-Tabii… 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden de soğuk terler boşandı) Sorarım size? Bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?’ / FG: ‘-E, evet Paşam !”

Kıbrıs Türk’tür diye başlayıp…

Türkiye’nin ‘Kibrıs’ diye bir sorunu vardır ve o dönemde sıkça ‘Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır’ mitingleri yapılmaktadır. Yunanlılar’ın bize ait olduğuna inandığımız adada mülkiyet iddia etmeleri, Kıbrıs Rumlar’ının adada yaşayan Türkler’e her türlü zulmü yaptığı haberleri gazetelere yansımakta, bu haberler genç-yaşlı herkesi derinden yaralamaktadır.

İşte o sırada, bir gazetede çıkan ve sonradan provokatif bir eylem olduğu öğrenilen “Atatürk’ün Selânik’teki evi bombalandı” haberi üzerine, ‘Kıbrıs Türktür Cemiyeti’ çatısı altında buluşmuş bir grubun tahrikiyle sokaklara dökülen insanlar, başta İstiklal Caddesi ve azınlık vatandaşların yaşadığı etrafındaki semtleri yakıp yıkmaya, çapulculuk yapmaya başladılar.

Ülkemizi dünyanın gözünde küçülten ve etkilerini uzun yıllar üzerimizden atamadığımız çirkin görüntülerle…

Meğer, o görüntülerin arkasında ‘Özel Harp Dairesi’nin planlaması ve planını uygulamaya koyması varmış; Org. Yirmibeşoğlu işte ‘muhteşem bir örgütlenme’ diyordu o çirkin görüntülere yol açan eylem için…

Fatih Güllapoğlu’nun işittiğinde hissettiklerini kitabın o bölümünü okurken ben de aynen hissettim.

Soğuk terler boşandı üzerimden…

Hemen konuyu yazıma taşıdım.

Ardından Türkiye ayağa kalktı…

Fatih Güllapoğlu şimdi nerededir, uzun yıllar sürdürdüğü gazetecilik mesleğine devam ediyor mudur, bilmiyorum. Umarım, bulunduğu yerde, başına benim dert açtığımı düşünmüyordur.

Bildiğim bir şey var: Onun o günlerin tartışma gündemini belirleyen itirafı içeren kitabı, basın tarihimizde yerini aldı bile…

İnkâr, ama sonra başka bir itiraf…

Sonrasında sözlerini inkâr etti Org. Yirmibeşoğlu.

Hürriyet gazetesini bir vesileyle ziyaret etmiş ve karşısına çıkan Fatih Güllapoğlu’na, “6-7 Eylül olayı muhteşem bir özel harp operasyonuydu” dediğini, “Ben o sırada küçük bir subaydım, Özel Harp Dairesi’yle bir ilişkim olmamıştı, o zaman öyle bir daire de yoktu zaten” sözleriyle inkâr etmişti.

İnkârına kulak asan pek olmadı ama…

Olmadı, çünkü Org. Yirmibeşoğlu, sonradan inkâr etmeye kalkışmadığı başka bir itiraf cümlesiyle, en az 6-7 Eylül kadar vahim sonuçlar doğuracak bir başka ‘derin devlet operasyonu’nu ifşa edecekti.

“Halkın mukavemetini artırmak için, düşman yapmış gibi, cami de bombalanır” diyecekti Org. Yirmibeşoğlu ve ekleyecekti: “Meselâ bir cami yakılır. Kıbrıs’ta biz bunu yaptık, bir cami yaktık…”

Karışan herkes terfi etti

İsterseniz, yazının burasında, biraz nefes almanızı sağlamak için, 6-7 Eylül operasyonunun nasıl yapıldığına dair bilgi sunayım.

Atatürk’ün Selanik’teki evine kesekâğıdı içine gizlenmiş bir bomba bırakan kişi, Batı Trakya doğumlu Oktay Engin adlı biriydi. Eylemden sonra kaçtı, Türkiye’de Emniyet müdürlüğü yaptı, valiliğe kadar yükseldi.

Haberi Türkiye’ye, ‘flaş, flaş, flaş’ uyarısıyla, AA muhabiri Sara Korle duyurdu. Sara Hanım, sonrasında eşi diplomat Sinan Korle’yle BM’de, New York, görev yaptı.

“Yunanlılar Selânik’te Atatürk’ün doğduğu evi bombaladı” haberini, ülkeye, Mithat Perin’in ‘İstanbul Ekspres’gazetesi öğleden sonra ‘özel baskı’ yaparak duyurdu. Haber için gazeteye ‘özel baskı’ yaptıran yazı işleri müdürü Gökşin Sipahioğlu’ydu. Sonradan Perin milletvekili oldu, Sipahioğlu da SİPA adıyla uluslararası bir ajans kurmak üzere Paris’e yerleşti.

Sokakları hareketlendiren ‘Kıbrıs Türktür Cemiyeti’ydi. Cemiyetin başkanı uzun yıllar Hürriyet’te yazan Hikmet Bil’di. 2. Başkanı da yabancımız olmayan bir başka isimdi: Orhan Birgit… Orhan Bey de, olaydan kısa süre sonra, milletvekili olarak Meclis’e girdi, bakanlık bile yaptı. En son Cumhuriyet gazetesinde yazıyordu.

Gerçekten ‘muhteşem’ bir derin devlet operasyonu idi 6-7 Eylül olayları…

Olayların 50. yıldönümünde (2005 yılı) konuyu bütün ayrıntılarıyla irdeleyen 3 yazı yazdım; ‘İngiliz parmağı’arayan (çünkü James Bond romanlarının yazarı MI6 ajanı Ian Fleming, ne büyük tesadüftür, o gün İstanbul’daydı) ayrıntılarına kadar…

“Şimdilerde ‘derin devlet’ diye bir şey var mıdır, varsa ne yapar?” sorusuna cevabı da sizler arayın artık…

 

NOT: BU YAZIDAKİ GÖRÜŞLERİN TAMAMI YAZARA AİTTİR.

 

 

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.