1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Diyanet'in akılları dumura uğratan "IŞİD raporuna" sert eleştiri
Diyanet'in akılları dumura uğratan "IŞİD raporuna" sert eleştiri

Diyanet'in akılları dumura uğratan "IŞİD raporuna" sert eleştiri

İslami ilimler alanındaki çalışmalarıyla tanınan yazar Mehmet Emin Akın, Diyanet'in "IŞİD raporu"na bir eleştiri yazısı kaleme aldı.

A+A-

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan "DAİŞ'in Temel Felsefesi ve Dini Referansları Raporu" çalışmasına ilim camiasından eleştiri geldi. Yaptığı ilmi çalışma ve tercümelerle tanınan Mehmet Emin Akın, cevap ve değerlendirme niteliğinde 103 sayfalık bir yazı kaleme aldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ABD ve müttefiklerinin yaptıkları işgallere ses çıkarmamakla suçlayan Akın, "İslam, bin yıldır Moğolların, Haçlıların Avrupa’nın saldırısı altında. Bunu görmeyen bir topluluk ve bundan gafil olan bir topluluğunun İslam’dan ve imandan söz etmesi mümkün değildir." dedi. Diyanet'in hümanizm ile bezenen bir dil kullandığını söyleyen yazar, raporda dinin bazı ahkamlarının gizlendiğini belirtti. 

"Diyanet’in daha hayırlı ve doğru bir yolla millî (Ulusal, ırki) kaygıları aşarak, daha gerçekçi bir ilmî ve fikrî yaklaşımla; Müslümanların hâl-i hazırdaki sıcak sorunlarına yaklaşması gerekir." ifadelerini kullanan Akın, Diyanet'in baskı altında kaldığını ve kırılgan bir yapısı olduğunu öne sürdü. 

TV ekranlarında İslam'a aykırı yorumlar yapıldığını söyleyen Akın, İslam Devleti'ne gösterilen tepkinin çeyreğinin bu yorumlara gösterilmediğini şu sözlerle ifade etti:

"Ancak son birkaç yıldır; siyasî sürtüşmelerin ve memlekette çeşitli ortamlarda ve bazen çirkin üsluplarla devam eden dinî ve itikadî çekişme ve tartışmaların TV kanallarına kadar yansıması ve medya tarafından dinî meselelerin çarpıtılması ve hatta aleyhinde kamuoyu oluşturulması ve dış kaynaklara ve yabancı politikalara hizmet etmesi diyebileceğimiz faaliyetleri karşısında ‘Daiş’ karşısında gösterdiği sert tepkinin çeyreğini bile göstermemiştir. Bu da tabiî olarak hükümetin “olsun” dediğine “olsun” diyen bir tavrın Diyanet’in ayağına ve aklına bağ olduğunu bize gösteriyor."

Mehmet Emin Akın'ın yazısında kayda değer bölümler olarak öne çıkan noktalar: 

"İslam ile mi hükmediyorsunuz da "İslami Devlet"i korumaya çalışıyorsunuz?"

"Şu anda yaşadıkları topraklarda İslam ile mi hükmediliyor ki İslamî devleti koruma gibi bir talepleri olsun. Daiş’i, eleştirenlerin hepsi, eleştirilerini “cinayetler, baş kesmeler ve nassları te’vil etmeden anladıklarından söz ediyorlar. Daiş velev ki dedikleri gibi olsaydı yine ona merhametle ve şefkatle mi yaklaşacaklardı. Bunu bir misalle açıklayalım. Sizlerin ‘medeniyetimiz’ dediğiniz fıkıh ve kavrayış bir zamanlar devlet değil miydi? Avrupa İslam’ı bağrından söküp atmadı mı? Avrupa’nın Osmanlı’ya nisbet ettiği cinayetleri, katliamları ve soykırımları siz reddetmiyor musunuz? Tarihte övündüğünüz devletlerinizden hangisini getirirseniz getirin, Batı ona da düşmanlık edecektir."

Zahiriliği eleştirenler Zahiri alim İbn Hazm'a imam ve müçtehid diyor.

"Diyanet “Daiş”i kitap ve Sünnet nasslarını “zahiricî” bir mantıkla ele aldığını söylemektedir. Ama aynı raporu yazanlar İbn Hazm’ı yazılarında ve ilmî çalışmalarında büyük İmam ve müctehid olarak gösterirler. Diyanet derin bir tehlikeyi ve Allah’ın hükmü ile hükmetmekle alay eder gibi, “nassları ideolojik kanun kodları haline getirmek” gibi, Hadis’i ahkâm koyuşunu inkâr edenlerin anlayışını diline yansıtıyor ve nassların İslam’da şeriat ve kanun olduğunu unutuyor. Nasslar muhkem olduğu sürece, elbette Müslüman bir toplumda kanun hükmündedir. Peki, Müslüman bir toplumda, Allah’ın kitabı’nın nassları açık ve seçikken şeriat ve yasa olmayacak da ne olacaktı?"

"Türkiye’de İslam, ABD’nin istediği kadar olmalıdır." 

"Türkiye’de İslam, ABD’nin istediği kadar olmalıdır. Kitab’ı ve Sünnet’i uygulamak isteyen tüm hareketlerin karşısına önce ABD ve sonra da onun hesabına dini ve Müslümanları biçimlendirici, Diyanet gibi kurumlar çıkmaktadır. Yani biz, ABD‘nin vesayeti sayesinde -sanki- Müslümanız ve onun istediği gibi bir dini öğretiyoruz ki, Sayın Başkan da Amerikalıların kendilerine gelip nasıl bir İslam’dan söz etmeleri gerektiğine dair temenniler sunduklarını çok iyi bilir."

 "Nerede sizin sağlıklı İslam'ınız?"

"Diyanet, elin Daiş’inden acaba niçin bu kadar rahatsız? Madem daha sağlıklı bir İslam’dan söz ediyorsunuz, peki nerede bu İslam’ınız? Rejimine hizmet ettiğiniz devletin nesi İslam’dır? Acaba laik devletin işlediği ve sebep olduğu “Şirk” Daiş’in aşırılığından ve tuğyanından daha mı hafif?"

"Irak işgalinde neredeydiniz?"

"Peki, anladık Daiş zalim, ğaddar ve Müslüman kâfir ayrımı yapmadan zulmediyor. Siz dini bir kurumsunuz güya, peki bu Amerika’nın, ekmeğine yağ süren rapor nedir? Daiş’i İslam düşmanı da ilan ettikten sonra, sorarım Diyanet’e’; dün Irak’ta Amerika ve 40 küsur küfr devletinin Müslümanlara -özellikle de Ehl-i Sünnet’e- yaptıkları karşısında dillerinizi niye yutmuştunuz? Müftüleriniz, yoksa dünyanın dışında mı yaşıyordu bu kadar İmam ve hatipleriniz neredeydi?"

"Diyanet Amerika'nın ismini ağzına alamıyor"

"Şu kelimelere bakınız;
“..Kütüphaneleri yakılmış, âlimleri sürgün edilmiş bir toplumda, Ebu Ğureyp’te şiddetle tanışan, şiddetin gölgesinde terörize olan grupların en büyük kaynağı ve dayanağı cehalet olmuştur.”

Bu kütüphaneleri kim yakmış? Müslümanların âlimlerini kim sürmüş? Ebu Ğurayb’da, namuslarının kurtarılması Müslümanlara farz kılınmış o iffetli kadınlarımıza kim tecavüz ediyordu? “Ebu Ğurayb’da “şiddetle tanışan” diyorsunuz..

Allahu ekber hem de hiç sıkılmadan!

Kim bu şiddeti uygulayan?

Kahrolası Amerika değil mi? Çağdaş Roma İmparatorluğu, Haçlı kapitalist; zulüm ve küfr devleti değil mi? Küfrün başını tek kelimeyle kınayamadınız, onların ortakları olan müşrikleri medh-u sena ile yerlere sığdırmadınız, ama mazlumları ve de zalim Müslümanları yeni bir dine soktunuz."

"Bu dinin gerçeklerini gizlemeyin"

"NATO’nun ve Amerika’nın ve şimdi de İran’ın İslam âleminde bize karşı başlatacağı savaşa karşı dinimizin bizden istediklerinin ne olduğunu, bu Müslümanlara anlatın ve bu dinin gerçeklerini gizlemeyin! Siz Irak, Suriye ve Yemen savaşlarının sadece birer “mezhep savaşı” olduğunu söylemekle o mezhepçiliği yapan İran’ı bin yıl dahi geçse ikna edemeyeceğinizi bilmelisiniz." 

 

Kaynak: inca news

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.