1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ses kaydının tam tercümesi
Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ses kaydının tam tercümesi

Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ses kaydının tam tercümesi

İslam Devleti emiri Ebubekr el-Bağdadi'nin "Kafirler İstemese de" adlı açıklaması Müesseset-ul Furkan( Furkan Medya) tarafından ses kaydı olarak yayınlandı.

A+A-

Ebubekr el-Bağdadi'nin yapmış olduğu açıklamanın tam tercümesi;;

"Hamd ancak Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan  yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. 


Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tekdir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve Rasulu’dur. Allah’ın salat ve selami, O'nun, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.

Bundan sonra ,

Şüphesiz Allah Azze ve Celle üzerimize namazı ve orucu farz kıldığı gibi savaşı da üzerimize farz kıldı. Allahu Teala şöyle dedi: “Size hoş gelmese de savaş size farz kılındı.”

Ve O (ac) şöyle dedi: “Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”

Yine Allah Tebarake ve Teala, cihadı amellerin en faziletlisi ve İslam’ın zirvesi kıldı. Ve O, müslümanların izzetini cihada bağladı. Ve zilleti cihadın terkine bağladı. Allah’ın Rasulu aleyhisselam şöyle dedi: “İğne usulüyle (inceden inceye) alışverişe dalar, öküzün (ziraatın vs.) kuyruğuna yapışıp ekin ekmeğe razı olur da cihâdı terk ederseniz, Allah sizi zillete düşürür. Dininiz(in cihâd hükmün)e dönünceye kadar (Allah-u Teâlâ) zilleti üzerinizden kaldırmaz.”


Allah Azze ve Celle yine cihaddan geri duranlar için şiddetli bir azab hazırladı. O şöyle dedi: “Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz.”

Ve O, hiç kimseyi istisna tutmadan topluca cihada çıkmayı emretti: “İster hafif teçhizatla, ister ağırlıklı olarak seferber olun.”

Ve O, tek bir mücahid kalmış olsa bile, her durumda savaşmayı emretti: “(Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et.”

Ve O, kendi yolunda savaşanlara zafer vaadetti ve sonucunu müminler için bir galibiyet kıldı. O, şöyle dedi: “Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar.”

Ve O şöyle dedi: “Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."

Ve şöyle dedi: “Müminlere yardım, bizim nezdimizde bir hak oldu.”

Bu yüzden müslümanlar, savaşın her müslüman ferdin üzerine farz olduğunu ve cihadın amellerin en faziletlisi ve İslam’ın zirvesi olduğunu anlamalı ve kavramalıdırlar. Onların izzeti, üstünlüğü, dünyadaki ve ahiretteki selameti ona bağlıdır. Onların zilleti, hasara uğraması, aşağılanması ve dünya ve ahiretteki azabı onun terkindedir. 

Yine onlar, Allah’ın (ac) mücahidlere yardım edeceğine inanmalıdır: bu kaçınılmazdır. İşte İslam Devleti’nin askerleri bunun uğrunda savaşıyorlar. Onlar Allah’a itaat etmek için ve O’na yaklaşmak için savaşıyorlar. Onlar hiç bir zaman savaşmayı terk etmeyecekler.

Onlardan tek bir asker kalsa bile, onlar hiç bir zaman savaşmayı terk etmeyecekler, çünkü onlar zillete ve haksızlığa kafa tutuyorlar.

Onlar savaşmayı hiç bir zaman terk etmeyecekler çünkü onlar sadece savaşma yoluyla izzeti ve şerefi tattılar.

Onlar hiç bir zaman savaşı terk etmeyecekler. Şüphesiz onlar muzafferdir. Onlardan tek bir adam kalsa bile onlar muzaffer olacaktır. Onlar muzafferdir ve Allah’ın kendilerine yardımından kesin emindirler. Bu yüzden sevinin ey İslam ümmeti ve hayır bekleyin. 

Çünkü İslam Devleti’ndeki evlatlarınız bugün Allah’ın lütfuyla daha sağlamlar, daha güçlüler ve daha kararlılar. Bu haçlı seferi onların menheclerine olan bağlılıklarını, yollarında sebatlarını ve hedeflerine ulaşmadaki kararlılıklarını arttırdı. Hamdlerin tümü Allah’adır.

Bu haçlı seferi, en sert ve en şiddetli haçlı seferlerinden biri olmasına rağmen (onlar için) en başarısız ve en çok hayal kırıklığına uğratanlarından biri oldu. Amerika ve müttefiklerinin; korku, acziyet, beceriksizlik ve başarısızlık arasında sendelediğini görüyoruz. 

Amerika, Avrupa, Avustralya, Kanada ve onların Müslümanların beldelerindeki mürted yöneticilerden olan kuyrukları ve köleleri, İslam Devletin'den dehşete kapıldılar. Yahudiler korkuya kapılıp ekonomilerine zarar gelmesinden korktular. Onlar, müslümanların ülkelerindeki ahanları olan hain yöneticiler sayesinde yağmaladıkları, hortumladıkları ve faydalandıkları Müslümanların zenginliklerini ve topraklarının ürünlerini kaybetmekten korktular. Onlar güvenliklerini kaybetmekten korkuyorlar. 

Onlar halklarının (yöneticilerine karşı) ayaklanmasından korkuyorlar. Onlar yenilmelerinden korkuyorlar. Hilafetin geri gelmesinden ve müslümanların yeniden öncü ve lider konuma gelmelerinden korkuyorlar.

Onların bütün bu korkularını apaçık bir şekilde görüyoruz. Ve onların acziyetlerini de görüyoruz. Korkuları sebebiyle müslümanların ülkelerindeki yöneticilerden olan kölelerini ve köpeklerini yanlarına almadan bize karşı bir saldırı başlatmaya cesaret edemediler. 

Onların acziyeti, kölelerinin uçaklarına ihtiyaçları olduğundan kaynaklanmıyor. Çünkü bu uçakları askeri hizmet süreleri dolmadan onlara vermiyorlar. Haçlılar ve Yahudiler, Körfez yöneticilerinin ne kadınsı pilotlarına ne de uçaklarına ihtiyaç duymuyorlar. Onların haçlı seferine katılması sadece bir medya komedisidir. Fakat Haçlıların ve müttefiklerinin acizliği, müslümanların ülkelerindeki tağut yöneticilerin alimleri arasındaki mücrim sihirbazlara olan ihtiyaçlarından kaynaklanıyor. 

Böylece bunlarla insanların gözlerini büyülüyorlar ve Yahudilerin çıkardığı ve Haçlıların yayınladığı fetvalarıyla müslümanların avamını aldatıyorlar. Bu savaşın bir haçlı seferi olmadığını ve bu insanların mücahitler değil de harici ve müfsit olduklarını öne sürüyorlar. 

Bunu, müslümanların hilafetlerine dönmelerini ve mücahitlere destek vermelerini engellemek için bu sihirbazların fetvaları vasıtasıyla yapıyorlar. Yahudilerin ve haçlıların korkularının ardındaki sır budur ve onların acziyeti burada yatıyor. O yüzden ey müslümanlar, bunu iyi anlayın!

Allahu Teala şöyle diyor: “Onlar sizinle ancak müstahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler arkasında topluca savaşabilirler. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır..”

Amerika ve müttefikleri dehşete düştüler, zayıf ve güçsüz kaldılar. Yahudiler, korkuları ve acziyetleri sebebiyle bu haçlı savaşına gizlice ve sinsice katıldılar. Onlar müslümanlardan korktukları için bunu ilan etme cesaretine sahip değiller. Müttefiklerinin korkmaları ve acziyetleri sebebiyle mücahidlere karşı savaşmak için karadan asker gönderemiyorlar.

Onların bu korku, acziyet ve güçsüzlük arasında başarısızlık içinde sendelediklerini görüyoruz. Yahudiler ve haçlılar, Hilafetin kurulmasını engellemede başarısız oldular ve böylece doğrudan yüzleşmek zorunda kaldılar. Yahudiler, haçlılar ve müttefikleri, İslam Devleti’ne karşı büyük bir sahtekarlık, tahrif etme, çarpıtma ve karalama kampanyası için bütün saray alimlerini topladılar ve bütün borazanlarını, uydularını ve medyalarını kullandılar. 

Böylece  insanları İslam Devleti’nin etrafından dağıtmak ve destekçilerinin ve takipçilerinin sayısını azaltmayı hedeflediler. Fakat bunu yapamadılar ve başarısız oldular. Onların başarısız medya kampanyalarının şiddetinin her artışında İslam Devleti’nin destekçilerinin ve askerlerinin sayısı artıyor.

Yahudilerin, haçlıların, mürtedlerin ve onların şeytanları, başları ve büyükleri toplandılar. İslam Devleti’ne karşı savaşı düşündüler, hesapladılar, planladılar, tuzak kurdular ve tasarladılar. Sonra İslam Devleti’nin ilerleyişini durdurmak için onun mevkilerinin, birliklerinin, araçlarının ve askerlerinin bombalanmasından ibaret başarısız bir plan ortaya koydular. 

Bu plan dahilinde, İslam Devleti tarafından fethedilen şehirlerin geri alınması için mürted orduları silahlandırdılar, adam topladılar ve eğittiler ve aynı zamanda sahveleri yeniden yapılandırdılar. Fakat bu planın ne kadar başarısız olduğu Allah’ın lütfuyla çabucak  görüldü. Ve Yahudiler ve haçlılar yakında karaya inmek zorunda kalacaklar ve kara birliklerini ölüme ve yok olmaya gönderecekler Allah’ın izniyle. Hatta pratikte bu çoktan başladı bile.

Haçlıların gece gündüz sürekli yaptıkları bombardımanı İslam Devletin'nin mevkilerini ilerleyişini durduramayınca ve azmini kıramayınca Obama, danışman oldukları iddiası ile Irak'a 1500 ek asker gönderilmesi emrini verdi. Yahudilerin ve haçlıların ajanları, onların köleleri, kuyrukları ve köpekleri, İslam Devleti karşısında dayanamadılar ve hiç bir zaman da dayanamayacaklar. Ve şüphesiz haçlılar yenilecektir. 

Allah’ın izniyle, onlar mağlup olacaklardır ve şüphesiz müslümanlar galip gelecektir. Onlar, Allah’ın vaadi gereği muzaffer olacaktır. Mücahidlerin ilerleyişi, Allah’ın izniyle ta ki Roma’ya ulaşana kadar devam edecektir. O yüzden ey müslümanlar emin olun ve sevinin. Haçlıların planlarının ve kampanyalarının bir fiyasko olduğundan emin olun. Emin olun ve onların yalancı medyasına ve her gün onlarca mücahidi öldürdüklerine, üslerini ve araçlarını imha ettiklerine dair iddialarına ve diğer yalanlarına ve korku yaymalarına inanmayın. Emin olun ey müslümanlar, çünkü sizin Devletiniz hayır üzeredir ve iyi durumdadır. Kafirler kerih görseler de İslam Devleti Allah’ın izniyle ilerlemeye ve genişlemeye devam edecektir.

Size Müjdeler olsun ey müslümanlar!

Çünkü biz size İslam Devleti'nin yeni topraklara, Harameyn'e, Yemen'e, Mısır’a, Libya’ya ve Cezayir'e genişlediği ilan ederek güzel bir haber veriyoruz. Bu topraklardan bize biat edenlerin biatlerinin kabul edildiğini, bu topraklardaki gurupların lağvedildiğini, bu bölgelerin İslam Devletin'nin yeni vilayetleri olduğunu ve buralara valilerin tayin edildiğini ilan ediyoruz. 

Biz ayrıca bu vilayetlerdeki bütün cemaatlerin, ferdlerin ve diğerlerinin biatlerinin kabul edildiğini ilan ediyoruz. Onlardan her bir ferdi, kendisine en yakın vilayete katılmaya ve bizim tarafımızdan atanan valileri dinlemeye ve onlara itaat etmeye çağırıyoruz.

Ey Harameyn'in evlatları, ey tevhidin ehli, ey vela ve bera ehli, yılanın başı ve hastalığın kalesi sizin yanınızda. O yüzden kılıçlarınızı çekin ve kınlarını kırın. Dünyayı boşayın çünkü Al-i Selül'e ve askerlerine bugünden sonra emniyet ve rahatlık yoktur. Muhammed aleyhisselamın toprağında müşriklere yer yoktur. Kılıçlarınızı çekin ve önce Rafizileri bulduğunuz yerde halledin. 

Sonra haçlılardan ve üslerinden önce Al-i Selül’ü ve askerlerini halledin. Rafizileri, Al-i Selül’ü ve onun askerlerini halledin. Onların uzuvlarını koparın. Onları guruplar halinde ve bireyler olarak yakalayın. Hayatlarından bezdirin ve bizimle değil kendi canları ile meşgul olmalarını sağlayın. Sabırlı olun ve acele etmeyin. Allah’ın izniyle yakında İslam Devleti’nin öncü kuvvetleri size erişecek.

Ve ey Yemen'in askerleri, ey destek ve yardım ehli. Ey hikmet ve iman ehli. Husi rafızilere karşı sert olun çünkü onlar kafir mürtedlerdir. Onlara karşı savaşın ve üstelerinden gelin. Onların sırasının geldiğinden emin olun ve bu senin yararına olacaktır çünkü Rafıziler sırt çeviren bir millettir. Eğer muvahhidleri kendilerine karşı savaşıyor görselerdi kötülükleri bu denli yayılmayacaktı. 

O yüzden Allah’ın yardımını dileyin, çünkü siz Allah’ın izniyle onların üstesinden gelebilirsiniz. Onların şirklerini tevhidinizle vurun ve Allah onların gücünü kıracaktır. Allah onların mallarını ve silahlarını size verecektir. Onların ellerinden aldığınız ganimetlerle Allah’ın dinine yardım edeceksiniz ve yardım edilenler olmaya devam edeceksiniz.

Ve ey sevgili Sina'daki akidenin evlatları. Size tebrikler ve müjdeler olsun. Sizi tebrik ediyorum ey erkekler. Sizi tebrik ediyorum çünkü siz Mısır tağutuna karşı cihad farzını yerine getirdiniz. Sizi tebrik ediyorum çünkü siz Beyt-ul Makdis’e yardım ediyorsunuz. Sizi tebrik ediyorum çünkü siz Yahudileri dehşete düşürdünüz. Size ne diyebiliriz ki, çünkü siz kılıçlarınızın kınlarını kırdınız, gemilerinizi yaktınız ve ilerlediniz, yolunuzu taşla döşediniz, zorluklar karşısında sabırlı oldunuz ve kör ateşini tuttunuz. Sabırlı olun ve müjdelenin, çünkü Allah size yardım edecektir.

Ey Libya’nın, Cezayir’in, Tunus’un ve Fas’ın aslanları! Ey cihadın kahramanları! Ey Ukbe’nin, Tarık’ın ve Yusuf bin Taşifi'nin torunları! Gören gözleriniz olduğu müddetçe eğer topraklarınızı laiklerin evlatlarına teslim ederseniz sizde hayır yoktur. Sizin atan bir nabzınız olduğu halde onlar güvende ve mutlu iseler sizde hayır yoktur. Dünyaya ve çöle meyleder veya yolunuzdan geri dönerseniz sizde hayır yoktur. Hayır, aksine siz hayır içinsiniz ve hayır sizinledir. Evet, siz her cihad meydanının yakıtı ve desteği oldunuz ve liderleri arasında yer aldınız. Allah’tan dileğimiz sizi izzetlendirmesi, mübarek kılması ve size zafer vermesidir.

Ey İslam Devleti’nin askerleri, asker toplamaya devam edin. Her yerde cihadın volkanlarını patlatın. Tağutların, askerlerinin ve destekçilerinin üzerini ateşle aydınlatın. Yolunuzda yürümeye devam edin, çünkü Allah’ın izniyle güçlü olan sizlersiniz. Devam edin, çünkü siz izzetli olanlarsınız. Devam edin, çünkü siz üstünsünüz. Devam edin, çünkü siz Allah’ın izniyle muzaffersiniz.

Ey Allah’ım, senden başka ilah yoktur. Ey Mennan. Yerin ve göğün Yaratıcısı sensin. Celal ve İkram sahibi sensin. Biz Senin uğrunda savaşıyoruz, senin gazabından korkuyoruz ve Senin rızanı arıyoruz. Biz yolumuza kibirle, kendimizi beğenerek, riya ile veya san şöhret elde etmek için çıkmadık.

Ey Allah’ım, Yahudilerin, haçlıların, ateistlerin ve mürtedlerin bütün orduları bize karşı toplandı. Senin dinine karşı koymak ve Senin nurunu söndürmek için böyle yaptılar. Ey Allah’ım, bizim senden gelenden başka bir gücümüz ve kuvvetimiz yok. Ey Allah’ım askerlerine yardım et ve dinine zafer ver. 

Ey Allah’ım, Amerika’nın ve müttefiklerinin üstesinden gel. Ey Allah’ım, onları yakala, onlara karşı bize yedi seneyle yardım et, tıpkı Yusuf aleyhisselamın yedi senesi gibi. Onları daha önce hiç yaşamadıkları en ağır yenilgiyle mağlup et. Toplantılarını boz, bedenlerini ayır, onları tamamen parçala ve onları bize saldıran değil, bizi onlara saldırandan taraf kıl.

Senden başka ilah yoktur. Sen yücesin. Senden bağışlanma diliyoruz ve sana tevbe ediyoruz. Bütün hamd, alemlerin Rabbi Allah’adır.

 

Çeviri: Tevhidi Gündem

 

https://archive.org/download/kalimah_201411/kalimah.mp3

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum