1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Erdoğan: "Çukurlara gömülecekler!"
Erdoğan: "Çukurlara gömülecekler!"

Erdoğan: "Çukurlara gömülecekler!"

Erdoğan, çoğunluğunu kadınların doldurduğu salonda düzenlenen Metal Sendikası Kadın İşçiler 21. Büyük Kurultayı’nda konuşma yaptı. Ve dört şey için varolduğunu belirtti.

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Anadolu Otel’de düzenlenen ’Türk Metal Sendikası Kadın İşçiler 21. Büyük Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, "Kur’an’ı Kerim’de bir sure kadına ayrılmıştır, Nisa Suresi, bu kadına verilen önemin en açık ifadesidir. Kadın ve erkeğin her biri insanın yarısıdır, hiç yarım insan olur mu? Kadını yok sayan erkek, kendi yarısından da vazgeçmiş demektir. İşte, bunun için buradan Türk Metal Kadın İşçiler Büyük Kurultayı’ndan hem Türkiye’ye hem dünyaya sesleniyorum ve diyorum ki ’Kadınlar inayet değil, adalet bekliyor’. Kadınlar, kota değil adil bir yarış talep ediyor. Kadınlar, istismar edilmek değil, saygı görmek istiyor. Kimse kadınların bu isteklerine kulak tıkayamaz, sırtını dönemez" ifadelerini kullandı.

"Biz bu 4 şey için varız; vatan, devlet, millet, bayrak"

PKK örgütü ile mücadeledeki kararlığa işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" dedik. Biz bu 4 şey için varız. Bu milleti parçalamaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bayrağımıza eş bayrak dikmeye çalışanlar bu ülkede yer bulamayacaktır. Bu vatan toprakları bölmek isteyenler bu ülkede yer bulamayacak, çukurlara gömülecektir. Devlet içinde devlet, asla buna müsaade edilmeyecektir" şeklinde açıklamalar yaptı.

"Annenin yaptığı işin bedeli olabilir mi?"

"Türkiye’nin her köşesinde kadınlarımız, giderek daha etkin, daha görünür şekilde çalışma hayatındaki yerlerini alıyorlar" diyen Erdoğan, "Esasen kadınlar iş hayatında her zaman olmuştur. Göçebe toplumlarda hayvanlarla ilgilenen kadınlar vardı, Tarım toplumlarında tarlarının ekiminden biçimine kadar her aşamada çalışan yine kadınlar, sanayi toplumunda üretimin her safhasında kadınların emeği eksik olmamıştır. Ofiste çalışmayan kadınlar evlerinde üretimler yaparak iş hayatındaki yerlerini almışlardır. Kadını ekonomik ve sosyal hayattan tecrit edilmiş olarak sadece evine hapseden anlayış sadece yakın döneme ait bir tasavvurdur. Bana göre, kadına en büyük zararı, hayatı ekonomik özgürlük parantezine mahkum eden anlayış vermiştir. Halbuki hangi annenin yaptığı işin bedeli olabilir mi? Olamaz. Aile kurumu yıkarak, değerleri yok ederek kadını özgürleştiremezsiniz. Tam tersine bu, kadının her alanda istismarının önünü açan bir yaklaşımdır. Kadın emeğinin ve bedenin sömürülmesine yönelik her girişim aslında toplumların geleceğini hedef alıyor. Batıda bu tehdidin acı sonuçları, aile kurumunun zayıflamasıyla görülmesiyle başladı" ifadelerini kullandı.

"Biz yanlış yaptık demeye başladılar"

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "(Batı) Biz yanlış yaptık demeye başladılar, bunu bize diyorlar. Bunun için diyoruz ki kadınlar iş hayatının her alanında hakettikleri konuma gelecekler. Ailenin temel direği olarak anne babaları, eşleriyle, çocukları dostlarıyla olan ilişkiye de güçlü bir şekilde sürdürecekler. Elbette aynı sorumluluk erkeklerin de omuzlarındadır. Erkeğin olmadığı yerde kadın, kadının olmadığı yerde erkek yarımdır. Bize düşen Rabbimizin takdirine ran olmaktır. Kur’an da mukaddes kitabımızda iyi ve temiz erkekler ile iyi ve temiz kadınlar, bunun yanında kötü erkekler ve kötü kadınlardan söz edilir. Mukafat için ölçü ise cinsiyet değil, salih amel belirlenmiştir. Peygamberimiz, erkeklerin kadınlar, kadınların erkekler üzerinde birtakım hakları olduğunu belirtiyor. Sorun, zaman içinde ortaya çıkan uygulamalar mutlak kabul olarak vehmedilmesidir. Kadınlarla ilgili uygulamaların aynı kalmasını beklemek adaletsizliği savunmaktır."

"Hamdolsun, işte demokrasi bu"

Geçtiğimiz 14 yılda önemli reformlara imza atıldığına dikkati çeken ve dertlerini demokrasiyle aştığının altını çizen Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde aynı kararlılığı devam ettireceğimizden emin olmanızı istiyorum. Türkiye, geçmişte kadınları sadece cinsiyetlerine değil, kılık kıyafetine göre tasnif eden nobran, incitici, kadını aşağılayıcı uygulamalarına da şahit oldu. Biz kadının kafasındaki örtüyle değil, kafasının içindeki fikirlerle, üzerindeki elbiseyle değil, yüreğindeki inançla ve sevgiyle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için başı açık, başı kapalı ayrımı yapamayız. Düşünün, aynı ailenin içinde başı örtülüsü de başı açık olanı da var. Anne başı örtülü, icabında kızı açık. Böyle bir ayrımcılık olabilir mi, olamaz. Geçmişte kadınlarımız mağdur edildiği için onların yanında yer aldık, alacağız. Asla, başı açık kadınlara yönelik en küçük tacizimiz, ayrımcılığımız söz konusu olmamıştır, olamaz da. Mesai arkadaşlarımın içinde başı açık, başı örtülü olan da var. Hiç kimse orada ayrımcılık yapamaz. Daha önce bu ülkeye başı örtülü olanlar giremiyordu. Bu adaletsizlik değil mi ayrımcılık değil mi? Onlar bu ülkenin evlatları değil mi? Maalesef bunu yaptılar. Bizi bugüne kadar yaşam biçimi üzerinden eleştirenlerin tümü bu konuda en küçük bir delil ortaya koyamaz. Ben, kendi kızları bu ülkede okutamadım ya, ben dertliyim, damdan düştüm ama kızları bu ülkede başı örtülü olduğu için okutamadım, Amerika’ya gönderdim orada okuttum, öz yurdunda garipsin öz vatanında parya. Amerika’da okutabiliyorsun, bu ülkede okutamıyorsun. Birçok ülkenin devlet başkanı bana şaşırdı, siz müslüman değil misiniz? dedi. Peki, niye okutamıyorsun kendi ülkende? Dedim ki bundan dolayı. Ama şimdi böyle birşey var mı? Yok. Hamdolsun. Gerçek bağımsızlık, demokrasi bu. Dertliydik, hamdolsun aştık. Daha iyi günler olacak" şeklinde konuştu.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler