1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Erdoğan Kobani olayları hakkında konuştu
Erdoğan Kobani olayları hakkında konuştu

Erdoğan Kobani olayları hakkında konuştu

Erdoğan, bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Ombudsmanlık Sempozyumu’nda konuştu. "Kobani stratejikse bizim için, ABD için değil. Benim için neticesi ölüm olan her şey suçtur." ifadelerini kullandı.

A+A-

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisle çatışırken ölen Berkin Elvan'a taziye mesajı gönderen paralel yapının hocası Fethullah Gülen'i 'mezhep ayrımcılığı' yaptığını söyledi. Gülen başları taşlarla ezilen gençler hakkında hiç bir açıklama yapmamıştı.

Erdoğan, "Okyanus ötesinden  mezhebine de vurgu yaparak timsah gözyaşları dökenler nerede?" diye konuştu. Erdoğan, "İstanbul’da talihsiz ölen çocuk" sözleri ile bahsettiği Berkin'in "ekmek almaya gitmediğini" belirterek, "Sahte ifadelerle ‘ekmek almaya gidiyor’ dediler, halbuki hiç alakası yok, terör örgütünün maşası olmuştu. Böyle ifadeler tasarladılar. O reklamcılar nerede" ifadelerini kullandı.

İslam Devleti kuşatması altındaki Kobani'yle ilgili gelişmelere de değinen Erdoğan, "Kobani stratejikse bizim için, ABD için değil. Benim için neticesi ölüm olan her şey suçtur. Şu anda Meclis yeni güvenlik tedbirlerini yasalaştırmak için çalışıyor. O malum koro yine işbaşında bakıyorsunuz. Yüzüne maske takıp, sivillere saldıran bir anlayış dünyanın hiçbir yerinde demokratik hak kavramının arkasına saklanamaz" diye konuştu.

Erdoğan, kamuoyunda bir takım kesimin eleştirilerine hedef olan yeni yargı paketine ilişkin olarak ise, "Devlet sokaktaki, evdeki vatandaşının can güvenliğini temine demiyorsa, kamu mülkünü koruyamıyorsa o ülkede özgürlük olmaz. Türkiye’nin 90’lı yıllara dönmesine asla müsaade etmeyiz. Polisimize, askerimize bireyin hakkını ihlal edecek yetki vermeyiz, verilen yetkiyi aşmasına da asla göz yummayız. Zaten kamu denetçiliği kurumu, AYM’ye bireysel başvuru hakkı bu yüzden var. Sosyal medyada hakları ihlal edilen mağdurların özgürlüğü de savunulmazsa oradan özgürlük değil hak ihlali doğar" dedi. 

Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları; 

"Eylül’de BM Genel Kurulu’ndaydım. Özel bir toplantı yapıldı. Toplantıda IŞİD denilen bu terör örgütünün attığı adımların değerlendirmesi yapılırken interneti, Twitter’ı çok iyi kullandığı dile getirildi ve buna karşı bazı tedbirlerin alınması gerektiği gündeme geldi. Sosyal medyada bunu değerlendirirken bunu tek taraflı görmek yanlış. Bir katilin elinde bıçak var. Bir de doktorun elinde neşter var. Doktorun elindeki neşter hayat kurtarır, katilin elindeki bıçak öldürür. Bunu ayırmamız lazım. Neşter mi yoksa bıçaktan yana mıyız. 

Twitter’da tehdit mesajı yayınlayanların, bomba ihbarı yapanların başka ülkelerde nasıl sınır dışı edildiğini görmemiz lazım. Ama Türkiye’de şu bakanın ev adresi şu, gidelim basalım deyince bu örgütlü bir karalama kampanyasına dönüşebiliyor
Türkiye’de bazı siyasiler, dışarda medya Türkiye’de basın özgürlüğü yok denilerek acımasızca eleştiriyorlar. Ama Gazze saldırıları karşısında işinden atılan gazeteciler hiç konu olmuyor.

Geçen yıl Gezi olayları sırasında hayatını kaybeden bir çocuğun ölü bedeni üzerinden her türlü aşağılık saldırıya maruz kaldık. Taaa okyanus ötesinden ölen çocuğun mezhebine de vurgu yaparak timsah gözyaşlarıyla taziyeler yayınladılar. Ancak bu gösteriler sırasında silahla öldürülen Burak kimsenin dikkatini çekmedi.  İstanbul’da talihsiz ölen çocuk sahte ifadelerle ‘ekmek almaya gidiyor’, halbuki hiç alakası yok, maşa olmuştu. Böyle ifadeler tasarladılar. O reklamcılar nerede.

O çocuğu siyasi istismar aracı yapanlar nerede, Suriye’de 300 bin kişinin öldürülmesine susacaksın, sonra Kobani için konuşacaksın. Halbuki Kobani’de kimse yok. Kobani’den 200 bin Kürt bizim ülkemizde. ABD’nin hava operasyonu IŞİD’in oradaki kuşatmasıyla ilgili bir konu. Kobani stratejikse bizim için, ABD için değil. Benim için neticesi ölüm olan her şey suçtur. Şu anda Meclis yeni güvenlik tedbirlerini yasalaştırmak için çalışıyor. O malum koro yine işbaşında bakıyorsunuz. Yüzüne maske takıp, sivillere saldıran bir anlayış dünyanın hiçbir yerinde demokratik hak kavramının arkasına saklanamaz.

Devlet sokaktaki, evdeki vatandaşının can güvenliğini temine demiyorsa, kamu mülkünü koruyamıyorsa o ülkede özgürlük olmaz. Türkiye’nin 90’lı yıllara dönmesine asla müsaade etmeyiz. Polisimize, askerimize bireyin hakkını ihlal edecek yetki vermeyiz, verilen yetkiyi aşmasına da asla göz yummayız. Zaten kamu denetçiliği kurumu, AYM’ye bireysel başvuru hakkı bu yüzden var. Sosyal medyada hakları ihlal edilen mağdurların özgürlüğü de savunulmazsa oradan özgürlük değil hak ihlali doğar. "

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.