1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Eşim MİT takibindeyken vuruldu
Eşim MİT takibindeyken vuruldu

Eşim MİT takibindeyken vuruldu

Ankara'da suikasta uğrayan Çeçen İçkeriya Devleti Fahri Konsolosu Medet Önlü'nün eşi Leyla Eser Önlü, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu dilekçede dikkat çekici iddialarda bulundu.

A+A-

Önlü el yazılı dilekçesinde, suikastın ailecek MİT ve Emniyet İstihbaratı'nın takibi altndayken işlendiğini savundu.  Eşinin Çeçenlerin Suriye savaşında kullanılmalarına karşı mücadele ettiği için hedef alındığını iddia etti.  Aile avukatı Erdal Doğan da, kimliği kamera görüntülerinden tespit edilen ve kırmızı bültenle aranan Rusya pasaportlu tetikçi Rızvan Ezbulatov ile Türk vatandaşı E.G'nin bir an önce yakalanması, istihbarat birimlerinin cinayetteki ihmalinin araştırılması ve soruşturmanın derinleştirilmesi için savcılığa başvurdu.

Çeçen davasında kilit isimdi

Leyla Eser Önlü, el yazısıyla kaleme aldığı dilekçesinde şu iddialarda bulundu:

"Medet Önlü ile 1989 yılında evlendim. Evliliğimizden yaklaşık 1-2 yıl sonra 1. Rus-Çeçen savaşı başladı. Bizler 150 yıl önce Kafkasya'dan sürülen Çeçen ailelerin çocuklarıyız. Bu nedenle soydaşlarımızın bağımsızlık mücadelesine hiçbir zaman kayıtsız kalmadık. Savaşın ilk yıllarından itibaren Çeçenistan'dan Türkiye'ye gelen sığınmacıların barınma, eğitim, sağlık gibi birçok ihtiyacıyla bizler ilgilendik. O tarihten bu yana eşim Medet Önlü, Çeçen bağımsızlık mücadelesine destekten asla taviz vermeyen tavrı ile Türkiye'de ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan organizasyonlarda en önde yer aldı. Çevresiyle iyi ilişkileri, kişiliği ve karakteri ile insanları etkileyen, etrafında toplamayı başarabilen yapısı, 2005 yılında Çeçenistan İçkeriya Devleti Başkanı tarafından kendisine verilen Fahri Konsolosluk görevi ile birleşti ve eşin bu davanın Türkiye'deki kilit ismi oldu. Yürüttüğü faaliyetler çoğunlukla insanların temel haklarını kazanmaları adınaydı. Hiçbir zaman hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemde bulunmadı. İnsan olmanın, Müslüman olmanın ve Türk vatandaşı olmanın gereklerini layıkıyla yerine getirdi.

Öldürüldüğünde MİT takip ediyordu

Ancak bizler aile olarak her zaman, dış istihbarat servisleri bir yana, Türk istihbaratının takibinde olduğu bir hayat yaşadık. Oturduğumuz her semtte semt sakinlerine, komşularımıza, hakkımızda sorular sorularak araştırmalar yapıldı. Halen oturmakta olduğumuz muhitte, bundan birkaç yıl önce dahi komşularımızın ifadesiyle sivil birkaç kişinin kendilerini polis diye tanıtarak eşim ve ailemin yaşamı, yaptıkları hakkında sorular sorduklarını öğrendim. Eşimin insanlık adına yaptığı hizmetlerden ve haklı bir davaya verdiği destekten dolayı hayatı mercek altına alınmışken, Ankara'nın merkezinde, kendi ofisinde onu öldüren failin ve arkasındakilerin, olayın üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen bulunamamaları, TC Devleti, emniyet ve istihbarat kurumları adına utanç verici bir tablo, ailesi olarak bizler için de derin kuşku ve üzüntü yaratan bir durumdur.

Suriye cihadına da karşıydı

Özellikle son dönemlerde, Suriye savaşında Çeçenlerin piyon olarak kullanılmalarına karşı çıkan ve Çeçenlerin kendi bağımsızlık mücadelesinde rol almalarını savunan eşim, ABD'deki Boston saldırısı olayına da iki Çeçen gencin adının karıştırılmasına, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada büyük tepki göstermişti. Devletlerin ali menfaatlerinin, insanların yaşama haklarından üstün olamayacağını savunmaları beraber, eşimin bu muhalif tutumu ve açık sözlülüğünün birden çok devletin ali menfaatine ters düştüğünü, eşimin öldürülmesinin perde arkasında ve faillerinin yakalanamaması ve olayın aydınlatılamamasında bu türden bir nedenin var olduğunu düşünmekteyim. Aile olarak her geçen gün adaletin tecelli edeceğine inancımız azalmakta, bu olayın sümen altı edildiğine inancımız artmaktadır. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen hakkımızı aramaktan ve gerçekleri ortaya çıkarmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."

Teteikçiye yardım eden Türk aranıyor

Soruşturma dosyasında cinayeti organize ettiği gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten çıkarılan Rusya Federasyonu pasaportlu Rizvan Ezbulatov’un Türkiye’ye çok sık giriş -çıkış yaptığı görülmektedir. Bu kişinin Türkiye’ye İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan en son giriş yaptığı 17 Nisan 2013 tarihinden, cinayetin işlenmesinden 2 gün sonrası 24 Mayıs 2013 tarihinde Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yapışına dek dosyada yeterli derecede bilgi bulunmaması soruşturmanın en önemli eksiği olarak görünmektedir. Yine Ezbulatov’u Türkiye’ye son giriş yaptığı Atatürk Havalimanında gece yarısı özel araçla karşılayan E.G adlı kişi ve çevresiyle ilgili derinlikli bir araştırmanın yapılmamış olması da büyük eksikliktir. Ezbulatov’un Türkiye'de geçirdiği süre içinde, diğer zanlılarla ilişkisi, Ankara’da keşif amaçlı buluşmaları hiç araştırılmamıştır. Ezbulatov ile birlikte hareket eden ve halen yakalanamayan Türk vatandaşı diğer kişilerin İstanbul ve Ankara’da cinayet için haftalarca hazırlık yapmalarına, defalarca olay yeri keşfi yapmalarına rağmen, geniş bir örgütlenme ağına ve insan kaynağına sahip MİT ve Emniyet İstihbarat birimlerinin ellerindeki bilgileri adli mercilerle paylaşmış mıdır? Zanlıların tüm teknik ve fiziki imkânlar kullanılarak yakalanması ve bu konuda ihmali olan görevlilerin tespit edilerek gereğinin yapılması saygılarımızla talep olunur."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.