1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. FETÖ yapılanmasının gizli kalmış ayrıntıları
FETÖ yapılanmasının gizli kalmış ayrıntıları

FETÖ yapılanmasının gizli kalmış ayrıntıları

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)" raporunda önemli detaylar yer alıyor.

A+A-

Emniyet Genel Müdürlüğünün, talep üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)" konulu raporda, örgütün amacının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek olduğunun, geçmişte örgüt içinde faaliyet göstermiş kişilerin beyanlarından anlaşıldığı belirtildi.

Genel Müdürlük, talep üzerine hazırlanan raporu, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Zeki Çatalkaya imzasını taşıyan üst yazıyla başsavcılığa gönderdi.

Raporda, örgütün, sınav sorularını hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmalar açılmasını sağlayarak, devlet kadrolarından tasfiye etme ve bu kadrolara örgüt elemanlarını yerleştirme yöntemlerini, amacına ulaşmak için kullandığı bildirildi.

"Olağanüstü haller yaşamış bir veli olduğu görüşü"

Örgüt içerisinde Gülen'in, "Olağanüstü haller yaşamış bir veli olduğu" görüşünün yaygın olduğu bildirilen raporda, Gülen'in, medya aracılığıyla görüşlerini örgüt üyelerine iletebildiğine işaret edildi.

"Gülen'in, örgüt üyeleri üzerinde, kendi ifadesiyle, 'uyarılarının ve tavsiyelerinin birinci derecede hareket ettirici etkiye sahip olduğunun' söylenebileceği" belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Pensilvanya Örgütü, 'lider merkezli' bir yapıya sahiptir. Lidere en yakın insanlar, liderin koruyucusudurlar. 'Lider' etrafında örgütlenen hareketin en dışında ise 'örgüte ilgi duyanlar' bulunur. Bu tür bireyler önemlidir. Çünkü örgüt meşruiyetini, sempatizanlarının sayıca çokluğuna dayandırmaktadır. Bu bireyler esas itibarıyla örgüt içinde değillerdir. Ancak örgüt dışında da değillerdir. Sadece örgüte ilgi beslemektedirler.

Örgüt mensuplarının evlilikleri dahi, bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Evlilik kararı veren örgüt mensubu bu durumu kendisinden sorumlu imama iletmekte, müstakbel eşini yine örgüte bağlı olan bayanların resimlerinin bulunduğu bir katalogdan seçmektedir. Böylelikle hem mensupların örgüte bağlılığı artırılmakta hem de örgütten ayrılma durumunda ayrılan kişilerin eş ve çocukları örgüt talimatı ile kendisinden uzaklaştırılarak baskı oluşturulmaktadır.

"Casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir örgüt"

Raporda, "Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ/PDY'nin, dini değerleri zamana ve şartlara göre, kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi ve devleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açıklık ve şeffaflık yerine istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurtdışından idare etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ile yasa dışı yöntemi kullanması ve yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunmasının, yapının, casusluk faaliyetlerini de kapsayan, organize bir örgüt olduğunu ortaya koyduğu" ifade edildi.

Her kuruma dışarıdan bir "imam"

FETÖ/PDY mensuplarınca "kainat imamı" ve "mehdi" olarak kabul edilen Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı örgütün, "danışman kadrosu", "kıta imamları", "ülke imamları", "bölge imamları", "il imamları", "ilçe imamları", "esnaf imamları", "semt imamları", "ev imamları" üzerinden örgütlenerek, tabana yayıldığı anlatılan raporda, kıta, ülke, bölge, şehir, ilçe, semt ve ışık evi sorumlularının yanı sıra kamuda faaliyet gösteren kurumların her birinin başına, örgütçe "imam" olarak adlandırılan ve kurumların hiyerarşik yapıları dışında olan sorumlular atandığı belirtildi.

"Mülkiye, Emniyet, TSK, MİT ve yargı içerisinde faaliyet gösteren imamlar ise ayrı bir yapılanma içerisinde yer almakta, bu yapılanmada yer alanlar, devletin hassas kurumlarında görev yapmaları nedeniyle takip edilmemek için diğer örgüt mensuplarına nazaran daha fazla önlemler almakta ve teknolojinin iletişim konusunda sağladığı imkanlardan kontrollü bir seviyede istifade etmektedir. Örgütün yurtiçinde toplum tarafından bilinen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, ekonomik kuruluşlar, medya organları ve sağlık kuruluşlarının, Türkiye mütevellisine bağlı ayrı sorumluları bulunmaktadır. Bunlar örgütün önemli birer finans kaynağı olmanın yanı sıra taban kazanmak ve algı operasyonları yapmak maksatlarıyla da kullanılmaktadır. 

Türkiye'den sorumlu imama beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her birisinin başında ayrı bir yetkili (imam) atanmıştır. Semt imamlarının altında o semte bağlı evlerin, ışık evlerinin imamları yer alır. Her bölgenin başında da yine bir imam (bölge imamı) vardır. Başındaki imamla beraber, bir de 'eğitim danışmanı' bulunmaktadır. İmam, daha çok işin finansal ayağını oluşturan esnaf sisteminin uygulanmasını sağlarken, Paralel Yapı'nın temelini oluşturan talebe kısmının başında 'eğitim danışmanı' bulunur."

"Ast-üst ilişkisi, askeri hiyerarşiden daha sistemli"

Raporda, Türkiye'yi kapsayan beş bölgenin İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep ve Erzurum olduğu, bölge imamlarının altında il imamlarının bulunduğu bildirildi. Büyük illerin altında en az iki "eyalet", eyaletin en az "üç büyük bölgesi", büyük bölgelerin ise "en az üç küçük bölgesi" olduğu belirtilen raporda, imamların "işin para kısmından" sorumlu olduklarına işaret edildi.

 "Ast-üst ilişkisinin, askeri hiyerarşiden daha sistemli" olduğu vurgulanan raporda, toplanan paralar için makbuz verilmediği belirtildi.

Raporda, "Örgütün legal görünümlü eğitim, finans, medya gibi faaliyetlerinden sorumlu imamlar ile illegal yapılanmalardan sorumlu imamları arasında geçişlerin yaşanabildiği, eğitim alanında faaliyet gösteren bir imamın, zamanla kamu kurumlarından sorumlu olmasının veya illegal alanda görevli bir il imamının medya faaliyetlerinde görevlendirilmesinin mümkün olduğu" kaydedildi.

Örgütün İstihbarat Ağı ve Arşivi

Raporda, "Örgütün İstihbarat Ağı ve Arşivi" başlığı altında şunlar kaydedildi:

FETÖ/PDY; Mülkiye, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenerek, 'güvenlik bürokrasisi' ve 'istihbarat' alanında bir ağ oluşturma yoluna gitmiştir. Bu kurumların yanı sıra, bu yapının paralel bir örgütlenmeye giderek, istihbarat ağına katmaya çalıştığı kurumlardan birisi de TÜBİTAK olmuş, son dönemde Türkiye'nin en mahrem kurumlarından birisi olan TÜBİTAK'ta da derin bir oluşuma gittiği anlaşılmıştır. TÜBİTAK'ın, özellikle en gizli birimlerinden olan Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezindeki (BİLGEM) kadroları sayesinde devletin üst düzey siyasi ve bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonların dinlenildiği ortaya çıkmıştır."

Raporda, "hizmet ve eğitim hareketi" olarak görünmesine rağmen FETÖ/PDY'nin paralel kadrolaşma hedefinin, askeri ve stratejik birimlere yöneldiğine, gücün, stratejik bilginin ve paranın olduğu her yerde örgütlendiğine dikkat çekilerek, "Bu hedeflerden birisinin de askeri ve stratejik projelerin, kriptolu telefonların üretildiği, bilirkişi raporlarının verildiği TÜBİTAK birimleri olduğu anlaşılmıştır. Örgütün istihbarat ağı ya da gücü konusunda bahsedilmesi gereken bir husus da Gülen'in sahip olduğu ileri sürülen arşivdir. Bu yasa dışı arşivde, örgütün yasa dışı adli ve önleme dinlemeleri, kendine ait gelişmiş cihazlarla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ile teması olan öğrencilerin ve ailelerinin bilgileri bulunmaktadır" denildi.

Gülen ile yüz yüze görüşme

Örgütün en önemli haberleşme aracının GSM hatları olduğu, genelde hatların abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamadığı bildirilen raporda, yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edildiği ve hatla birlikte telefonun da değiştirildiği aktarıldı.

İnternet üzerinden haberleşmeye imkan tanıyan programların da kullanıldığı belirtilen raporda, örgütün "abi"lerinin başvurduğu yöntemlerden birinin, Türkiye'de, başka ülkelere kayıtlı GSM hatlarını kullanmak olduğuna yer verildi.

Canlı kurye kullanımının, "en sağlıklı" haberleşme yöntemlerinden kabul edildiği ifade edilen raporda, "Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD Pensilvanya'ya gidilerek, örgüt lideri F. Gülen ile yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktadır. Gülen'in, 'çok önemli hususların yüz yüze görüşülmesi' yönünde talimatlarının olduğuna dair bilgiler mevcuttur" değerlendirmesi yapıldı.

"Korku imparatorluğu"

"Örgüt, son yıllarda adeta bir korku imparatorluğu oluşturmayı başarmıştır" ifadesine yer verilen raporda, bu sürecin ilk aşamasında "yayımlanan ya da yayımlanacak ses kayıtlarının, kamuoyunda gündem oluşturan yazarlarca 'iddia' şeklinde ana hatlarıyla duyurulduğu", ikinci aşamada bu iddiaların, özellikle belirli basın yayın kuruluşlarınca ülke genelinde tartışılır hale getirildiği anlatıldı.

Üçüncü aşamada konuya ilişkin bilinçaltı algısı oluşturulan kitlelere yönelik "mevcut hükümet aleyhine tepkiselliğin artırılması", "kitlelerin harekete geçirilmesi", "devlet kurumlarının ve bürokrasinin yıpratılması" gayeleri ile sosyal medya ve basın organları üzerinden algı operasyonları yapıldığı ifade edilen raporda, "17-25 Aralık sürecinde de bu yöntemlerle hükümeti devirmeye yönelik, 'üst akılla' profesyonelce oluşturulmuş, tamamen organize bir strateji izlenmiştir" denildi.

İtibasızlaştırma, usulsüz kayıtlar, montaj faaliyetleri

Örgütün, bazen kamu çalışanını itibarsızlaştırmaya, suçlu göstermeye yönelik iddialar içeren isimsiz, imzasız ihbar mektupları ya da elektronik postalar gönderdiği, bunlara dayanarak, kamudaki uzantıları aracılığıyla şahıslar hakkında hukuk ve ceza davaları açtırdığı, kişileri hapse gönderdiği, şahsı itibarsızlaştırdığı, tayin ve terfisini engellediği, aile düzenini bozduğu anlatılan raporda, örgüt tarafından kimi zaman yurt dışından hizmete sokulan internet sitelerinden, kişileri kamuoyu nazarında yargısız infaz eden görüntü ve sesler yayınlandığı kaydedildi.

Örgütün, güvenlik birimleri veya stratejik kurumlardaki uzantıları vasıtasıyla illegal yöntemlerle sağlanan ve üzerinde oynanmış çeşitli dijital verileri kamuoyuna sunduğu bildirilen raporda, örgütün kamuoyu oluşturmak için özel olarak yetiştirdiği çok sayıda akademisyen ve gazetecinin, FETÖ/PDY mensubu olarak ulusal ve uluslararası politikalara yön verebilmek adına başta algı operasyonu olmak üzere her türlü yolu denediği, ayrıca mensuplarını milletvekili olarak Meclis'e sokmak istediği ifade edildi.

Raporda, FETÖ/PDY'nin, son dönemde devletin gizli bilgilerini, toplantılarını, telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kendi unsurları vasıtasıyla her türlü yolu meşru sayan bir anlayışla ele geçirip, montajlayarak, sosyal paylaşım sitelerinden yayınladığı, devleti ve hükümeti "itibarsızlaştırmak" suretiyle, "casusluk" faaliyetine girdiği belirtildi. 

 

Kaynak: AA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.