1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Her 4 kişiden biri bu hastalığa yakalandığını bilmiyor
Her 4 kişiden biri bu hastalığa yakalandığını bilmiyor

Her 4 kişiden biri bu hastalığa yakalandığını bilmiyor

Uzmanlar, hareketsiz yaşam, dengesiz beslenme ve genetik etkenlerden oluşabilecek diyabet riskine karşı insanları bilgilendirip uyarıyor. Her 4 kişiden birinin halk arasında 'şeker hastalığı' olarak tanınan diyabetli olduğunu bilmediğinin altını çiziyorla

A+A-

Diyabeti önlemek ya da dengede tutmak için yapılabilecekler hakkında bilgi veren Elab Laboratuvarları Uzm. Dr. Tuğba Özülkü Sürenkök, “Ne yiyeceğinizin planını yapın ve dengeli beslenirken titizlik gösterin.” dedi. Sürenkök, şu bilgileri verdi: 

"Halk arasında 'şeker hastalığı' olarak bilinen diyabet hayat boyu sürecek olan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Amerika’da yaklaşık 18.2 milyon kişide görülen diyabet, 41 milyon kişide de pre-diyabet olarak görülüyor. Hemen hemen her 4 kişiden biri diyabet hastası olduğunun farkına varmamış durumda. Pankreastan salgılanan insülin, gıda yolu ile alınan glukoz kullanımını sağlıyor. Diyabet; Pankreas hiç insülin üretmemeye başladığında, pankreas çok az insülin ürettiğinde ya da insülin direnci olup vücut insüline cevap vermediğinde görülüyor." 

Diyabette insülinin önemi

Diyabette insülinin önemini anlayabilmek için, vücudun enerji için alınan gıdayı nasıl kullandığını bilmek gerekiyor. İnsan vücudu milyonlarca hücreden oluşuyor. Enerji üretimi için bu hücrelerin çok küçük formlardaki gıdayı almaları gerekiyor. Yediğinizde ya da içtiğinizde almış olduğunuz gıda "glukoz" denen basit forma yıkılıyor. Ardından glukoz, günlük aktiviteler için enerjiye çevrilmek üzere kullanılacağı hücrelere kan dolaşımı yolu ile taşınıyor. Kan dolaşımındaki şeker miktarı, insülin hormonu ile düzenlenip gerçekleştiriliyor. Kandaki glukoz arttığında pankreas daha çok glukozun hücrelere girmesi için daha fazla insülin salgılama işlemini gerçekleştiriyor.

Diyabeti olan kişilerin dolaşımlarındaki yüksek şekerin nedeni ya ünsülin üretememeleri ya da hücrelerin insüline direnç göstermeleri olduğunu açıklayan Özülkü Sürenkök; “Diyabet teşhisi için bir gecelik açlık sonrası kan glukoz seviyesinin 126 mg/dl üzerinde olduğunu görmek gerekmektedir.” 

Sürenkök, diyabette tanı ve tedavi konusunda da şu bilgileri verdi: "Diyabet ve pre-diyabet tanısı; açlık glukoz testi, oral glukoz tolerans testi (OGTT) veya rastgele bakılan şeker testleri ile konuyor. Diyabet ve Pre-diyabet testleri hakkında bilgilendirme yapan 
Sürenkök; “Kan glukozu, kandaki glukoz seviyesinin tespitidir. Glukoz karbohid bulunan gıdalar ile alınır. Vücudun kullandığı enerjinin kaynağıdır. Hemoglobin A1c ( HbA1c) Testi glikozile hemoglobin seviyesinin tespitidir. Diyabetin kontrol altında olup olmadığının takibinde önemlidir. İdrar testleri idrarda glukozun varlığının takibinde kullanılır. Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT), Tip 2 Diyabet tanısı için altın standart testtir. Hamilelik diyabet tanısı içinde kullanılmaktadır” dedi.

Diyabetin devam etmesi halinde hangi hastalıklar görülür ?

Diyabet, neredeyse vücuttaki tüm organları etkileyecek komplikasyonlara neden oluyor. Bu problemleri önleyebilmek için Göz problemleri, böbrek hastalıkları, deri rahatsızlıkları, enfeksiyon, kalp hastalıkları ve depresyon riskleri hakkında bilgi alınması gerekiyor."






Kaynak: CHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler