1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. İngiltere'de seçim yaklaşırken müslümanlardan sıradışı bir seçim kampanyası
İngiltere'de seçim yaklaşırken müslümanlardan sıradışı bir seçim kampanyası

İngiltere'de seçim yaklaşırken müslümanlardan sıradışı bir seçim kampanyası

Mayıs ayının ilk haftası gerçekleştirilecek seçimler öncesi bir çok parti yalan ve vaadlerle dolu seçim kampanyalarına hız verirken, müslümanlar apaçık doğrular içeren bir seçim çalışması başlattı.

A+A-

"Müslüman Kalın Oy Vermeyin"  " "

2000’li yılların başından bu yana Lübnanlı Ömer Bekri Muhammed liderliğinde İngiltere'de faaliyet gösteren ve bugüne kadar ‘El-Muhacirun, İslam4UK, Ehli Sünnet vel Cemaat ve El Ğuraba’ gibi farklı isimlerle anılan ve birçok kez yasaklanan Tevhid davetçisi Selefi grup, bu yıl 7 Mayıs’ta yapılacak seçim öncesinde ‘#StayMuslimDontVote’ yani ‘MüslümanKalınOyAtmayın’ başlıklı bir kampanya başlattı.

Bu çalışma âdeta bir seçim kampanyası gibi yürütülüyor, ancak partilerin oy istemesinin aksine gruptaki Müslümanlar, herkesi özellikle de kendini İslama atfedenlerin oy vermemeye ve bundan uzak durmaya çağırıyor.

Grubun kurucusu olan ve İngiltere ve Lübnan’da birçok kez cezaevine giren Şeyh Ömer Bekri Muhammed, yaklaşık 1 senedir Lübnan’da cezaevinde ve idam talebiyle yargılanıyor. Grubun liderliğini ise şu anda Pakistan asıllı Anjem Choudary yürütüyor. Anjem Choudary ile birlikte Ebu Bera mahlaslı hocaları Mizanur Rahman da grubun öne çıkan ikinci ismi. Aynı zamanda yıllardır sürekli cezaevi süreçleri yaşayan ve İngiltere hükümetinden baskı gören grubun önemli üyeleri, 2015 yılı başlarında İslam Devleti ve Suriye Cihadı ile irtibatlı olmak iddiasıyla suçlanarak gözaltına alınmış ve pasaportlarına el konarak tutuksuz yargılama süreci başlamıştı.

Grubun, seçimlerle alakalı sosyal medyaya da taşıdığı kampanyanın içeriğinden kısaca bahsetmek gerekirse, demokratik sistemlerde oy vermenin ne anlama geldiğini ve bunun İslam diniyle tam bir çelişki içerdiği, oy atan bir kişinin İslam dairesinden çıkacağı, kanun yapma hakkının sadece Allah’a ait olduğu ve bunu insanlara vermenin İslam’da şirk hükmünde olduğu vb. mesajları barındıran birtakım faaliyetler yapılıyor. Bu çalışma kapsamında; basın toplantısı düzenlemek, sokaklarda kadın ve erkekler için davet standları oluşturarak İslam’ı ve oy vermenin hükmünü anlatmak, gazete ve televizyonlara röportaj ve demeç vermek, internet üzerinde birtakım videolar hazırlamak ve yaymak, canlı dersler yapmak gibi faaliyetler yürütülmekte. Çalışma bugüne kadar birçok Avrupa ülkesi ve Amerika basınının gündemine girmeyi de başardı.

"Lat ve Menat" gitti "Özgürlük ve Barış" geldi

Son olarak, çalışma ve faaliyetlerde anlatılan konuların içeriğinden ve kullanılan bazı ifadelerden söz etmeye çalışacağız. Çalışmalarda ön plana çıkan konuların başında insanların kanun yapma hakkına sahip olmadığı, bu hakkın ancak Allah’a ait olduğu ve bunun aksinin İslam’ın prensiplerine taban tabana zıt olan şirk ve küfür hükmünde olduğu geliyor. Yine Anjem Choudary bir konuşmasında, insanların Mekke’de Hubel, Lat ve Menat gibi putlara ibadet ederken bugün demokrasi, özgürlük, liberalizm, sosyalizm gibi putlara ibadet ettiklerinden ve ne küçük puta ne de büyük puta tapmayacaklarını söylüyor. Ayrıca İslam’ın beş vakit namazdan ibaret olmadığını ve Müslümanım diyen insanın tüm şirk, küfür, haram ve putlardan da beraat edip uzak durması gerektiğine dikkat çekerek Allah’tan başka ibadet edilecek, itaat edilecek ve tabi olunacak hiçbir varlığın olmadığını söylüyor. Yine farklı konuşmacıların çokça dikkat çektiği noktalardan biri de demokrasinin bir din olduğu ve bu dinin de bir şirk dini olduğu. Yine demokratik parlamento ve meclislerde ne yapıldığını anlatan davetçiler, bu meclislerde Allah’ın yerine kanunlar koyulduğunu ve burada görev alan kişilerin ne amaçla veya ne isim adı altında olursa olsun yaptıkları şeyin ‘İlahlık iddiası’ndan başka bir şey olmadığını ve bu insanların Müslümanları ve gayrı müslimleri şirke, Allah’tan başka Rabbler edinmeye davet ettiğini bunun da Kur’an-ı Kerim’de geçtiği üzere ‘En büyük zulüm’ olduğunu vurguluyor. Yine faaliyetler sırasında bahsedilen bir diğer konu da ‘maslahat’ meselesi. Davetçiler, bu meselenin ‘maslahat’ meselesi olmadığını ‘İman’ meselesi olduğunu söyledikten sonra ayrıca seçimlerde bir maslahat da olmadığını, demokratik rejimlerin ancak Müslümanları tutukladıklarını, değişik coğrafyalarda onları öldürdüklerini ve işkence ettiklerini ve ancak Müslümanların kötülüğünü düşündüklerini dile getiriyor. Demokratik parlamentoların ancak Allah’a düşmanlık üzere kurulduğunu ve burada görev yapan insanların Firavun gibi Nemrut gibi Ebu Cehil gibi Allah’ın düşmanları olduklarını bunlara ister oy atarak, ister polis, asker veya vergi memuru gibi birtakım görevliler olarak yardım etmenin insanı Allah’ın dininden çıkaran apaçık bir küfür olduğu da değinilen konulardan. Ayrıca tüm dünyada benzerini görmek mümkün olan ve İngiltere’deki Müslümanlara gerçek kimliklerini unutturmak ve İslam’ı tahrif etmek için kâfirlerin kendi uydurdukları ‘İngiliz Müslüman’ diye bir kimliğin suni olarak ortaya atıldığına bunun da İslam’la alakası olmadığına vurgu yapılıyor. Yine bir Müslümanın tek kimliğinin, tüm tağutlardan ve şirklerden uzak olma manasına gelen Lailaheillallah olduğu da dillendirilen bir mesele.

Kampanyada kullanılan sloganlardan bazıları;

“Demokrasi Cehenneme (Democracy go to hell)”

“Demokrasi İkiyüzlülüktür (Democracy Hypocrisy)”

“Kameron Cehenneme (Cameron go to hell)”

“Büyük Britanya Cehenneme (UK go to hell)”

“Büyük Britanya Allah’ın Düşmanı (UK Aduwwallah)”

“Bu kâfirlerden ne bekliyorsunuz? Kâfirler (MV adaylarını kastediyor) mescidlerinize gelip sizden oy isterse ya ‘Allah’a iman et’ deyin ya da kovun gitsin...”

“Lailaheillah diyen bir kişi, şeriata iman etmiştir. Aksi takdirde (şeriata iman etmiyorsa) da mürteddir (dinden çıkan).”

“Kâfirlerin eşeği olmayın. İslam’a iman edin, izzetli olun.”

“7 Mayıs’ta Allah’tan başka rabler edinmeye gitmeyin. Şirke bulaşmayın ve irtidat da etmeyin...”

“Oy atarak kâfirlerin Müslümanları öldürmesine yardım etmeyin.”

“Seçime giren partiler ‘Hüküm ancak Allah’a aittir’e mi inanıyor? Hayır. Onlar, hükmün Firavun’a, Nemrut’a, Ebu Cehil’e ve Cameron’a ait olduğuna inanıyor.” 

 

Kaynak: Tevhidi Gündem

 

b_g4g32wwaazze6.jpgcbumf8dukamrzpo.jpgdont_vote.jpgcbohon_wgaaowjo.jpg

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.