1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. 'İslam Devleti hakkında duyulmak istenmeyen gerçekler'
'İslam Devleti hakkında duyulmak istenmeyen gerçekler'

'İslam Devleti hakkında duyulmak istenmeyen gerçekler'

"Irak ve Suriye'de devlet yapısının buharlaşmasından yararlanıp türdeşlerinin aksine devlet kurma imkânı bulan IŞİD, modern devlet enstrümanlarına, hiyerarşik bir bürokrasiye, hukuk ve eğitim sistemine, modern propaganda araçlarına sahip"

A+A-

Cengiz Tomar imzasıyla Al Jazeera Türk'de yayınlanan "IŞİD hakkında işitmek istemediğimiz gerçekler: İrrasyonalizmin rasyonalitesi" adlı makale İslam Devleti hakkında ortaya atılan onlarca görüş ve iddiaların yanında kayda değer okunabilirlik vasfıyla öne çıkıyor. Bir akademisyen olan Tomar'ın mevcut olgular üzerinden ele aldığı yazısı;

"Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), ülkemizde ve dünyada son yılların en fazla tartışılan fenomeni konumunda. Uluslararası koalisyonun IŞİD'e düzenlediği hava saldırıları kapsamında görev yaparken 24 Aralık 2014 günü Suriye'de düşen Ürdün Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçağının pilotunun IŞİD'e rehin düşmesi, tartışmalara yeni bir boyut ekledi. Zira IŞİD, F-16’yı kendilerinin düşürdüğünü öne sürdü. Koalisyonun liderliğini yapan ABD ordusu ise uçağın IŞİD tarafından düşürülmediğini açıkladı. Peki, ama bir terör örgütü olan IŞİD, savaş uçağı düşürmeye kalkışmak yahut bunu iddia edebilmek cüreti ve gücünü nereden buluyor?

Bu sorunun yanıtlarını aramadan önce, ele aldığımız yapının adı üzerindeki kafa karışıklığını gidermek gerekiyor. IŞİD, DAİŞ, DAEŞ, ISIL, ISIS, IS gibi Türkçe, Arapça ve İngilizce pek çok kısaltması bulunan oluşum, kendisini sadece İslam Devleti - ID (İngilizce Islamic State - IS veya Arapça ed-Devletü’l-İslâmiyye - Dİ) olarak tanımlıyor son zamanlarda. Bu karmaşa karşısında biz Türkiye'de bilinen adı olan IŞİD'i kullanmayı tercih ediyoruz.
Bir neo-Harici oluşum olarak IŞİD
Dünya çapında hem mutedil Müslümanlar hem de Müslüman olmayanların büyük tepkisini çeken, kendileri dışında herkesi düşman olarak gören bu neo-Harici oluşum, yeryüzünün her köşesinden kendine genç taraftarlar bulmakta zorlanmıyor. IŞİD, 2014 yılında "hilafet" ilan ederek gerek içinden türediği uluslar üstü El Kaide gerekse daha mahalli olan Boko Haram, Şebab gibi örgütlerden kendini farklılaştırıyor.
Kaldı ki IŞİD, modern tarihteki benzeri grupların en sofistike olanı ve en gaddarı. Tabii IŞİD ve diğer radikal örgütlerin saldırıları, ırkçı sabıkası oldukça kabarık olan Batı’da İslamofobi olgusunu büyütüyor. Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketinin 22 Aralık 2014’te Almanya, Dresden'de düzenlediği gösteriye 17 binden fazla kişinin katılması, bunun son örneği. Daha da tehlikelisi, IŞİD vb. radikal örgütlerin akıl dışı, hunharca saldırıları ve uygulamaları, Müslümanların dahi İslam'dan soğumasına sebep oluyor. Dolayısıyla, olağanüstü bir gelişme olmadıkça, uzun müddet bölgede komşu olarak yaşayacağımız böylesi örgütlere karşı tedbir alabilmek için onları yakından tanımamız gerekiyor.
Irak ve Suriye'de devlet yapısının buharlaşmasından istifade ederek türdeşlerinin aksine devlet kurma imkânı bulan IŞİD, modern devlet enstrümanlarına, hiyerarşik bir bürokrasiye, hukuk ve eğitim sistemine, modern propaganda araçlarına ve en önemlisi bunları finanse edecek bir bütçeye sahip. Ayrıca yoğun şiddet sergileyen; bombalama, toplu katliamlar, kafa kesme, yağmalama, rehin alma ve köleleştirme, kaçakçılık gibi yöntemler kullanarak dehşet saçan tam bir terörist örgüt.
IŞİD'in kuruluşu, 1999 yılına kadar uzanıyor. Ürdün'de tutulduğu hapishaneden çıkan Ebu Musab Zerkavi'nin önce Afganistan'a giderek El Kaide'ye katılması, ardından Irak El Kaidesi'ni kurması, IŞİD serüveninin başlangıç noktası. ABD'nin 2003'te Irak'ı işgali ve sonrasında buradaki uygulamaları, IŞİD'in kuluçka döneminin hızlanmasına yol açtı. Örgüt, Irak'ta Başbakan Nuri Maliki döneminde merkezi yönetimi elinde tutan Şiiler ile ülkenin kuzeyinde özerk yönetim kuran Kürtlere yabancılaşan Sünni Arapların desteğini almakta zorlanmadı. Buna Suriye krizi eklenince IŞİD için büyük bir fırsat doğdu. Örgüt, dönüm noktası olarak gördüğü 2014 yılında "hilafetin" ilan etti.
Bir devlet olarak IŞİD’in merkezi yapısı
IŞİD ile 10 gün geçiren Alman gazeteci Jurgen Todenhofer, 'IŞİD'in sadece bir terör örgütü olmayıp biraz da olsa işleyen bir devlet yapısı bulunduğuna' dikkat çekiyor. Hakikaten IŞİD bugün adeta bir devlet gibi belirli bir araziyi elinde tutuyor. 30,000 ila 50,000 arasında değişen kişinin yer aldığı, modern ve ağır silahlarla teçhiz edilmiş bir orduya sahip. IŞİD’in türdeşlerinden bir farkı da ideolojik motivasyonu yüksek, askeri ve doktriner açıdan iyi eğitimli bir insan gücüne sahip olması. Todenhofer, 'IŞİD mensuplarının büyük bir coşku ile savaştıklarını ve bunu daha önce hiçbir yerde görmediğini' ifade ediyor. 1970’lerden beri savaş muhabirliği yapan Alman gazetecinin bu tespiti çarpıcı. IŞİD'i psikolojik savaşta üstün hale getiren de bu motivasyonları. Çünkü motivasyon, savaşlarda başarının ön şartı. Örgütün diğer üstünlüğü, kullandığı vahşi yöntemlerin düşmanları üzerinde yarattığı korku. Kısa vadede IŞİD’e karşı başarı için öncelikle bu iki psikolojik faktörün bertaraf edilmesi şart.
IŞİD, Irak’ta Şiileri, Suriye’de Nusayri yönetimini baş düşmanı ilan ederek Sünniler arasında saflarını sıklaştırıyor. Diğer husus da IŞİD’nin kontrol ettiği topraklarda kendisine biat eden Sünnilere sağladığı görece güvenlik. Arap geleneklerine dayalı toplumsal uygulamalara önem veren IŞİD, kabileler ve kişiler arasındaki sorunlarda hakem rolü üstleniyor.
Örgüt, "Halife" Ebubekir Bağdadi’nin altında konumlanan bir kabineye, bu kabinede Sosyal Güvenlik gibi rasyonel, Bombalama gibi irrasyonel bakanlıklara sahip. Bağdadi, El Kaide’nin hiçbir dini eğitimi olmayan lideri Usame Bin Ladin’in aksine, Bağdat Üniversitesi’nde ilahiyat doktorası yapmış, uzun bir imam-hatiplik tecrübesi olan bir şahıs. İyi bir hatip olan Bağdadi, adına sahte bir Haşimi nisbesi (soy bağlantısı) ilave ederek kendisi Hz. Peygamber’in soyuna bağlamış. Zira halifenin Kureyş (Haşimi) yani Hz. Peygamber’in soyundan olması hususunda bir görüş oldukça yaygın Arap dünyasında.
IŞİD'in mali ve sosyal olanakları
Bağdadi'nin profesyonel yardımcıları, Irak ordusuna uzun yıllar hizmet etmiş tecrübeli generaller. Tahminlere göre IŞİD ordusunda 1000'i aşkın Iraklı subay görev alıyor. Lider (Halife); lider yardımcıları; kabine, eyalet ve bölge valileri; komutanları ve ordusuyla IŞİD açıkça siyasi, idari, mali ve sosyal imkanlara sahip bir yapı. IŞİD için çalışanların düzenli maaşları ve sosyal hakları var. Bu da Irak ve Suriye’deki başıboş gençlerin örgüte katılımını teşvik eden bir unsur. IŞİD adeta büyük bir uluslararası şirket gibi ve bu yapıya katılabilmek için örgütçe güvenilir kaynaklardan tezkiye (referans) getirmeniz şart. Örgütün iç güvenliği açısından bu önemli.
Özellikle Suriye ve Irak petrolü, IŞİD'e, bugüne kadar hiçbir örgütün eline geçmeyen mali olanaklar sağlıyor. IŞİD'in finansal kaynakları arasında halktan topladığı vergiler; yağmalamalarda ele geçirdiği mallardan –ki paha biçilmez tarihi eserler de bunlara dahil– elde edilen gelirler ile kaçakçılık gelirleri önemli yer tutuyor. Vergi gelirlerinde ise elektrik ve sudan alınan vergiler ile gümrük vergileri başta geliyor. Mal taşıyan kamyonlar, taşıdıkları emtia türüne göre, verdikleri vergi karşılığında aldıkları belgeler sayesinde hem IŞİD mensuplarının soygunlarından kendilerini koruyor hem de Irak ordusunun kontrol noktalarından ikinci bir vergi ödemeden rahatça geçebiliyor. Yani Irak hükümeti, zımnen IŞİD'i tanımış durumda. Örgüt, bu gelirleriyle halka ve Arap kabilelere yardım yaparak onların desteğini alırken, temel ihtiyaç ürünlerini sübvanse ederek narh (sabit fiyat) koyuyor. IŞİD'in, kendileriyle savaşmak veya lojistik destek sağlamaları karşılığında kabilelere doğrudan para dağıttığı da biliniyor.

IŞİD'ten bahsederken yerel yönetimleri de unutmamak lazım. Irak'ta Şii yönetim karşısında kendisini baskı altında hisseden Sünnilerin bir kısmı, IŞİD'in sunduğu sosyal yardım, eğitim ve istihdam, mahkeme ve temizlik, su ve elektrik hizmetlerinden, en önemlisi de görece güvenlikten memnun görünüyor. IŞİD, Hz. Peygamber'in Medine'deki düzenlemelerini içeren Medine Vesikası'nı çağrıştıracak şekilde,Vesikatü'l-Medine adı verilen kısa ve anlaşılır bir anayasa uyguluyor. Dini gerekliliklerin yerine getirilmesi, zımmi (gayr-i Müslim) hakları, zekat, ücretsiz toplu ulaşım ve sağlık hizmetleri, fakirlere yardım ve tüketici hakları komisyonu gibi alanlarda hizmetler veriyor.
Çözüm: İslam'ın gerçek mesajını vermek
Saydığımız örnekleri, "irrasyonalizmin rasyonalitesi" dedirtebilecek birkaç misalle bitirelim. Hiç çekinmeden kafa kesen bu örgütün, ağaçların kesilmemesi; balık avlarken elektrik, patlayıcı ve kimyevi madde kullanılmaması; balıkların çoğalma döneminde av yasakları ile ilgili çevreci ilanlar astığını ifade edelim.
Bölgemizde büyük tehlike yaratan bu irrasyonel devlet veya örgütten kısa vadede kurtulmanın tek yolu, IŞİD'i destekleyen devletlerin desteğinin geri çekilmesi; Irak ve Suriye'de devlet yapılarının tekrar güçlendirilerek siyasi boşluğun doldurulması. Nitekim son zamanlarda Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Peşmergelerin IŞİD karşısında kaydettiği başarı, devlet otoritesinin gerekliliğinin göstergesi olarak anlaşılabilir.
Uzun vadede İslam dünyasında IŞİD türü örgütlerin yeşerememesi için yapılması gereken ise devlet yapılarının güçlendirilmesi yanında dini metinlerin literal okumalarına dayanan dini eğitim yerine Müslüman gençlere İslam'ın gerçek mesajının verilmesi. İslam'ın temel kaynakları ayet ve hadislerin bağlamını ele alan, zamanın getirdiği değişimleri de göz ardı etmeyen bir İslam öğretisinin yaygınlaştırılması şart. Ancak bunun günümüz İslam dünyasında oldukça zor bir görev olduğu da açık."

 

Doç. Dr. Cengiz Tomar, Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. 1992'de Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı okul ve bölümde tamamladı. Ürdün ve Edinburgh Üniversiteleri'nde İslam ve Ortadoğu Tarihi ile Arapça eğitimi aldı. 2011-2014 yıllarında Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü'nde (ODE) Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum