1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. John Cantlie Musul'un içinden bildiriyor (Video)
John Cantlie Musul'un içinden bildiriyor (Video)

John Cantlie Musul'un içinden bildiriyor (Video)

John Cantlie 5 aydır İslam Devleti'nin kontrolünde olan Musul'daki sosyal hayatı aktarıyor.

A+A-

" Merhaba! Ben John Contlie. Bugün Irak’ın ikinci büyük şehri olan Musul’un en yüksek noktasında bulunuyoruz. Şehir, beş aydan fazladır İslam Devleti’nin kontrolünde. Musul, hilafetin kalbidir. Şehirde bir milyondan fazla insan yaşıyor. Dicle Nehri’nin kıyısında bulunuyor. Tarihi geçmişi olan, sünnilerin yaşadığı bir vilayet… Amerikan saldırıları ve İran’a uşaklık yapan yerel güçler gelene kadar diğer Irak şehirleri gibi bir şehirdi. Şimdi de gelin şehri görmek için bulunduğumuz mekandan Musul sokaklarına inelim!

Medya, İslam Devleti’nde hayatın korkunç olduğunu, insanların zillet içerisinde, kelepçelenmiş halde istibtadi kanunların zülmü altında yaşadıkları algısını oluşturmayı seviyor. Fakat burada bir tek güneşin çıkmasına rağmen soğuk hava var ve yaşam doğal bir şekilde devam ediyor. Amerika’ya kuklalık eden rejimin Musul yönetiminden sorumlu birisi şöyle diyormuş: ‘Musul, en korkulu ve baskı dolu günlerini yaşıyor!!’ Bu sözü Al-i Selul’e (Suud rejimi) tabi Al-Arabiyya Tv aktarıyor. Fakat Al-Arabiya saptırıyor. Oysa ben binlerce insanın, binlerce Iraklının Saddam’ın zulüm rejiminden ve kaosa neden olan Amerika’nın işgalinden sonra Musul’da günlük hayatlarını sürdürdüklerini görmekteyim. Şimdi Ehli Sünnet Müslümanları, sokaklarda şia zulmünden korkusuzca Musulun sokaklarda dolaşmaktadırlar.

Müslüman beldelerinden hangi birini ziyaret ederseniz edin, orada pazarlardan alış-veriş yapmamak mümkün değildir. Bu pazarlar çok hareketli ve insanlarla dolup taşmaktadır. Bu pazarlardan kitaplar, çakmaktaşları, kokular, çantalar alabilirsiniz.

Bu pazarda nereye giderseniz gidin –bu pazar Musul’un en eski pazarıdır- şaşıracaksınız. Şöyle ki, burada her şey çok doğaldır, hareketlidir. Bu şehir batı medyanın propagandası gibi korku halini yaşamıyor.

Bu şehir doğal bir şekilde günlük yaşamına devam etmektedir. 27 Ekim The Guardian: ”Esas ürünlerin fiyatları son hadde ulaştı. İnsanlarınsa bunları almaya parası yok. Çöp konteynerleri sokaklarda boşaltılmadan duruyor. Elektriklerse dört günde bir iki saat süreyle veriliyor” yazısının yalan olmasında şüphe yoktur. Lakin burada dikkatleri çeken fazla sayıda parlak ışıklar ve lambalar görüyoruz ki, bunlar son dört günde saatlerce böyle devam etmektedir. Ben al-Arabiya’nın şöyle dediğini hatırlıyorum: “Musul’da yaşayan insanlar en zor günlerini yaşıyor. Hayat oldukça zordur”!!
Dönün de bir etrafıma bakın! Kesinlikle bu doğru değil. Diğer kısma geçmek için pazardaki yürüyüşümüzü sonlandırmak zorundayız.

Burada bazı insanlar etrafımıza toplaştı. Ortam boş ve karanlık değil. Burada hareketlilik ve izdiham var. Gitmek zorundayız.

Muhakkak ki, her hangi bir modern şehirdeki sıhhi düzen, o şehir için kalp çarpıntısı gibidir. Vatandaşlar için eğer ilaçlar, doktor ve hemşireler bulunmazsa, herkes sorunla karşılaşır. Musul’da merkezi hastaneyi ziyaret etmek için izin aldık. Acil durumlar için gereken ilaçlar nelerdir ve kabul ettikleri yaralıların yaraları ne tür yaralardır diye bakmak için. Doktorlar ve hemşireler  ile konuşacağız.

Bu kısım, çocukların ihtiyaç duyduğu ilaçların olduğu kısımdır. Gireceğimiz oda uçaktan atılan bombaların sesinden  psikolojik sorunları olan çocukların odasıdır. Alçak sesle konuşmak zorundayım. Bu çocuklar bomba seslerinden dolayı oldukça hassaslar. Gördüğünüz gibi oldukça küçükler. Anneleri de burada... Görüldüğü üzere mutlu değiller. Az önce bir doktorla konuştuk. Bize dedi ki, havadan bombaların yağmasına rağmen istedikleri ilaçları temin edebildiklerini söyledi. Ayrıca burada bombalanan acil servis araçlarının olduğunu da belirttiler. Bütün bunlara rağmen doktorlar hastaların tedavisi için istedikleri ilacı elde ediyorlar. Bütün bunların hepsini İslam Devleti üsleniyor.

Şurada bir uçak var. “Hey, ben buradayım, aşağıda! Bombala!! Beni ikinci defa kurtarmaya çalış! Hadi ama, bir şeyler yap! Nafile! Kesinlikle nafile!”

Musul’da 1 milyondan fazla insan yaşıyor. Bu demek oluyor ki, burada çoklu şirketler, evler, sokaklar var. Bütün bunları korumak, himaye etmek gerekiyor. Şuan sizinle konuştuğum anda etrafımdan binlerle araba geçiyor. Dünyanın diğer devletlerinde olduğu gibi… Musul sokaklarının güvenliği ve tehlikesizliğini polisler sağlıyor. Fakat İslam Devleti Musul’a girmeden önce polis kaçmaktan başka bir şey yapmıyordu. Eğer sen Wikipedia
Okursan, 2004’ün 10 Kasımında polislerin Musul’dan kaçtığını ve şehri 1 ay boyunca polissiz bıraktıklarını görürsün.

CNN’in 13 Haziran 2014 sunumunda şöyle deniliyor : “Musul’dan kaçan polis ve askerler, Irak rejiminin İslam Devleti’ni yenmek için azim ve gücünün olmadığını belirtiyor.”
Polisler on yıl sonra da korkudan silahlarını atarak kaçmaktan başka bir şey öğrenmemişler.

Biz şuan Musul sokaklarında dolaşmaktayız. Uzun zamandır motor kullanmıyordum. Musul’da polisin mevcudiyetine gerek yok gibi gözüküyor. Suçlar oldukça az. Kendi işlerini yapan insanlardan başka bir şey görmüyorum. Şimdiki polis eskisi gibi herhangi bir şeyden korkup kaçan polis değil. Şimdi bizim gitmemiz gerekiyor.

Burada benim arkamda yayın yapan bir monitör var. Benim Kobani’de çekilen görüntülerim yayımlanıyor. İşte ben şuan Musul’un sokaklarındayım. Bu ise İslam Devleti’nin ne kadar geniş toprakları kontrol ettiğini gösteriyor."

(John Cantlie’nin bu videosu Tevhidi Gündem için çevrilmiştir.)

 

Kaynak: Tevhidi Gündem

 

 

 

 

1-019.jpg2-021.jpg3-014.jpg4-013.jpg5-012.jpg6-011.jpg7-012.jpg8-013.jpg9-010.jpg10-009.jpg11-010.jpg12-006.jpg13-008.jpg14-008.jpg

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.