1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. MİT TIR'ları Erdoğan karşıtlarının seçim hamlesi mi ?
MİT TIR'ları Erdoğan karşıtlarının seçim hamlesi mi ?

MİT TIR'ları Erdoğan karşıtlarının seçim hamlesi mi ?

Seçime günler kala Doğan Medyası'nın Erdoğan'la restleşmesinin ardından gelen Can Dündar imzalı MİT TIR'ları haberinin oluşturduğu gündeme dair köşe yazılarını sizler için derledik.

A+A-

MİT tırlarıyla ikinci hamleye hazırlanıyorlar

Abdulkadir Selvi - Yeni Şafak

Paralel yapı Ergenekon sürecinde ilk operasyonu Cumhuriyet Gazetesi'ne yapmıştı. İlhan Selçuk, ilerleyen yaşına ve hastalığına bakılmaksızın sabaha karşı gözaltına alınmıştı. 
Mustafa Balbay ise tutuklandığında Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara temsilcisiydi. 
Paralel Yapı Cumhuriyet Gazetesi'nin üzerinden silindir gibi geçmişti.
Kaderin garip bir cilvesi olsa gerek.
Can Dündar'ın Cumhuriyet'in başına geçmesi de yine paralel yapı üzerinden oldu.
İlhan Selçuk, Mustafa Balbay'a yönelik operasyonları yürüten savcılar, Can Dündar röportajlarıyla aklanıp paklanmış, yolsuzluklarla savaşan melekler olarak sunulmuştu.
Can Dündar'ın Cumhuriyet'in genel yayın yönetmeni koltuğuna oturmasını sağlayan bu röportajlar olmuştu.
Paralel yapı böylece Cumhuriyet'in üzerinden ikinci kez silindir gibi geçti.
17-25 Aralık'ta hedefleri Erdoğan'ı devirmekti. “Dönemin başbakanı" fezlekelerini operasyondan önce yazmaya başlamışlardı. O başarılı olamayınca bu kez hükümeti Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılatmak ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından AK Parti hakkında açılacak kapatma davasına gerekçe oluşturmak için bir hamle yapmışlardı.
Aynı tarihlerde başta Van olmak üzere bazı merkezlerde AK Parti ve El Kaide arasında ilişki olduğunu ispatlayacak operasyonlara başlamışlardı. AK Parti'nin Van Belediye Başkan adayının evine bu maksatla operasyon gerçekleştirilmişti.
O dönemlerde edindiğim bilgiler ışığında MİT ve El Kaide operasyonları ile AK Parti'ye kapatma davası açılması için hazırlık yapıldığını yazmıştım. 
Belli ki AK Parti'yle ilgili seçim hesapları tutmadı. Uluslararası sistem bunun üzerine yeniden harekete geçti. Şimdi ikinci hamleye hazırlanıyorlar. AK Parti'yi terör örgütlerine silah sağlayan iktidar konumuna düşürmeyi planlıyorlar. Terörle aynı fotoğraf karesine girmiş olan AK Parti, uluslararası meşruiyetini kaybettikten sonra ardından gelsin kapatma davası.

 


 

Cumhuriyet'in "seçim tırı" yolda kaldı


Yaşar Taşkın Koç - Yeni Şafak

Cumhuriyet'in haberi habercilik, yansıtılma biçimleri hukukî sonuçları ve daha bin türlü açıdan tartışılmaya devam ediliyor.

Gazete, aslında “herkesin bildiği bir sırrı” aradan geçen bunca zaman ve seçimlere bir hafta kala haberleştirirken hukukî sonuçlarını da göze almıştı.
Seçimlere çok az zaman kala böyle “cesaret” gösterenlere gittikçe daha da alışıyoruz.
Tırların Adana'da durdurulma operasyonunun baştan ayağa bütün aşamaları artık biliniyor. 
Dört dörtlük bir paralel yapı işi olduğundan şüphesi olan yok.
“Yeni Cumhuriyet”in böyle bir operasyondan kaynaklanan malzemeyi kullanmasından daha garip olansa “bu malzemenin” iç politikada herhangi bir karşılığının olmadığını görememiş olmaları.
Seçimlere giderken oylar arasında bir geçişgenliğe kesinlikle neredeyse zerre etkisi olmaz. Dahası, olacaksa da Cumhuriyet gazetesinin hedeflediği partiye, iktidara yararı olur.
Bu notların ardından soralım; Cumhuriyet'in haberi bütün tartışmalardan ve itirazlardan bağımsız olarak iç politikaya da değilse hangi politikada kullanılabilir bir haber?
Birkaç yıldır “Türkiye'nin uluslar arası mahkemelerde yargılanacağı” hem boş hem kof iddiasına su taşımaktan başka gerçekten kimin işine yarayabilir?

 


 

Bir Can Dündar portresi... Karısını satan, ülkesini de satar!

Hasan Karakaya - Yeni Akit
 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere verilen “suç duyurusu” dilekçesinde; Cumhuriyet gazetesinin 29 Mayıs 2015’teki nüshasında; geçen yıl Hatay  ve Adana’da, MİT’e ait yardım TIR’larının durdurulmasıyla ilgili “gerçeğe aykırı bazı görüntü ve bilgilere yer verildiği” belirtildi.
Dilekçede, ayrıca dinildi  ki:
lCan Dündar; kendisine “Paralel Örgüt tarafından sızdırılan” sahte görüntü ve bilgileri yayınlayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terör örgütlerine yardım ettiği algısı oluşturmak” istemiştir!..
lCan Dündar; “sahte ihbar ve sahte deliller”le “tuzak” kurarak tamamen hukuka aykırı biçimde “TIR’ları arayan örgüt mensuplarının eylemi”ne iştirak etmiştir!..
l“Devletin ve milletin milli menfaatlerini paralel örgüt ile birlikte hareket ederek, gerçeğe aykırı görüntü ve bilgileri yayınlamak suretiyle hedef alan şüphelinin bu eylemi kesinlikle gazetecilik olarak değerlendirilemez.”
O TIR’larda velev ki, “silah” da bulunsun!.. Bunu “ifşa” etmek, bir “gazetecilik faaliyeti” midir, yoksa “Türkiye’yi ispiyonlamak ve gammazlamak” mıdır?.. Bu “ifşaat”tan dolayı “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” zor durumda kalır ise; Can Dündar, bir yerlerine “kına” mı yakacaktır?..
“Paralel İhanet Çetesi”nin amacı, “TIR’ları durdurarak, orada silah bulunduğu algısı oluşturmak” ve böylece “Hükümet’ten intikam” alıp, “Türkiye’yi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılatmak”tı!..

 


 

MİT TIR’ları haberi... Ne olmuş yani...

Fehmi Koru - Haberturk

Sonunda, Başbakan Ahmet Davutoğlu, “vatana ihanet” türü suçlamaları bırakıp MİT TIR’ları konusunda gerçeğin ses tonunu yakalar gibi oldu. Dediği şu: “İçinde ne olduğu kimseyi ilgilendirmez; gidilen yer ve hedef ilgilendirir. Bu, devlet mahremiyetidir.” 

 

 

Devletler bazen ilan ettikleri resmi politikalarına uygun olmayan işler de yaparlar; yaptıkları bu ters işlerin bilinmesini de istemezler...
MİT TIR’ları” diye bilinen olayda gizli kalmasında yarar görülen yönler bulunduğunu yetkililerin sergilediği tavırlardan ve çelişkili ifadelerinden anlıyoruz. Anlayamadığım yön ise konuyu deşen gazetenin suçlanması... Hem de “vatana ihanet” ile suçlanması...
Haberi veren gazetenin bütün yaptığı, durdurulan TIR’lara ait olduğu anlaşılan fotoğrafları yayımlamaktan ibaret... Üzerinde “gizlilik” kısıtlaması bulunan bir belgeyi fâş etmiş değil gazete. Kaldı ki, “devlet mahremiyeti”ni koruma görevi belgelerin resmi sahiplerine aittir; onların saklayamadıklarını fâş etmek ise gazetecilik görevidir.

 


 

Devlet memuru değil, gazeteciyiz

Can Dündar - Cumhuriyet
 

Susurluk’ta da böyle olmuştu. 
Bir araçtan dökülen sırlar, derin devletin tüm pisliğini ortaya serdiği gibi basını da ortadan ikiye ayırmıştı: 
Devleti savunanlar ve mesleğini yapanlar... 
MİT TIR’larındaki silahların Cumhuriyet’te yayımlanan görüntüleri de aynı etkiyi yaptı. Yine devletin gizli bir tezgâhı deşifre oldu ve yine medya ikiye ayrıldı: 
Devlet memurları ve gazeteciler... 
Pardon; bir üçüncü kategoriyi eklemeliyiz: 
Tam siper olup görmeze yatanlar, ki en kalabalığı bunlar..
"Patlaması halinde bir şehri yok edecek kadar çok silah, bu ülkenin hava limanına gizlice indiriliyorsa, 

O silahlar TIR’lara yüklenip bu ülkenin şehirlerinden, topraklarından, sınırlarından geçiriliyorsa,  

O silahlar, o ülkenin bütün denetim kurumlarından, idari yetkililerinden, halkından habersizce, komşudaki bir savaşın taraflarından birine destek olmak için gönderiliyorsa,
Arayıp tebrik eden gazeteci,politikacı,yönetici dostlardan,aynı sözleri sayfalarında,ekranlarında, kürsülerinde tekrarlamalarını bekliyoruz."

 


 

AKP TIR’lattı! 

Mustafa Balbay - Cumhuriyet
 

TIR’lar yakalandığında devletin içindeki güçler çatıştı. İlk aşamada sapla saman birbirine karıştı. 

Yaptıklarının neye mal olduğunu, her şeyin ortaya çıkması halinde başına nelerin geleceğini fark eden hükümet, TIR olayının üzerine buldozerle gitti. Kısa sürede ortaya çıktı ki hükümet Suriye’de, uluslararası alanda kabul görmeyen, hatta terör örgütü olarak ilan edilen gruplarla çok özel ilişkiler kurmuş, onları MİT’i kullanarak silahlandıracak kadar ileri gitmişti. 
Suçüstü yakalanan hükümet önce silahları inkâr etti, “İnsani yardımdır” dedi. Belgelerle fotoğraflar ortaya çıkınca silahları Türkmenlere gönderdiğini söyledi. 
Türkmenlerse böyle bir silah almadıklarını söylüyorlardı. 
Davutoğlu Cumhuriyet’in haberlerini yalanlamak isterken doğruları da, yani o TIR’ların insani yardım değil, silah yüklü olduğunu açıklamış oldu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.