1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Muhalefetten 'tampon bölge' tepkisi
Muhalefetten 'tampon bölge' tepkisi

Muhalefetten 'tampon bölge' tepkisi

TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk ve HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'tampon bölge' açıklamasını değerlendirdi.

A+A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İslam Devleti ile mücadele kapsamında Irak ve Suriye'de bir 'tampon bölge' oluşturulması için TSK'nın çalışma yaptığını açıklaması üzerine konuyla ilgili tartışmalar gündemin ilk sıralarına yerleşti. Muhalefet partilerine göre, 'tampon bölge' oluşturmak imkânsız görünüyor. TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, tampon bölgenin uluslararası hukuk açısından da yapılabilirlik açısından da zor göründüğünü belirtirken; HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, bu konuların hükümet ya da cumhurbaşkanının tek başına alacağı kararlar olmadığını söyledi.

“O ülkede bölgedekiler de istemeli"

CHP'nin diplomat kökenli milletvekillerinden TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi Osman Korutürk, 'tampon bölge'nin daha önce de konuşulduğunu anımsatarak, bu konuya itirazların olabileceğini söyledi. Korutürk, şöyle konuştu:

"Özellikle Suriye'deki tampon bölgeye Suriye'den itiraz olacaktır. Tampon bölge dediğiniz şeyi ülkenin kendisi istemeden yapmak kolay bir şey değil. İlgili ülke hangisiyse o ülkenin içerisinde tampon bölge yapacağınız zaman o bölgenin izni gerekiyor. O ülkenin izni olmadığı zaman onu yapmak çok değişik bir konuma sokuyor Türkiye'yi. O da ciddi sıkıntı doğurur diye düşünüyorum. İran'ın buna bakışı nasıl olacaktır, Rusya'nın buna bakışı nasıl olacaktır? Bunların hepsini değerlendirmek lazım. Yani böyle göründüğü gibi, söylendiği kadar kolay bir iş değil. Zira Irak tarafına tampon bölge yapılacak olsa hem Irak merkezi hükümetinin hem Kürdistan bölgesel yönetiminin buna izin vermesi lazım. Tampon bölgeden ziyade biz CHP olarak özellikle Türkmenlerle ilgili olarak dedik ki; Kürdistan bölgesel yönetimiyle işbirliği halinde fakat merkezi hükümetin de iznini alarak Zaho'da bir güvenli bölge tampon bölge değil güvenli bölge alıp sıkıntıda olanları oraya taşımak lazım. Orada da aynı zamanda eğer gerekiyorsa askeri önlemleri alabilecek düzenlemelere girmek lazım. Eğer böyle yapılsaydı mesela PKK'nın silahlandırılması filan söz konusu olmayacaktı. Bu yapılmadı tabi. Suriye daha zor, yani Suriye hükümetinden böyle bir müsaade almadıktan sonra, başka bir ülkenin topraklarından askeri harekâta giriyorsunuz demektir, onun çok değişik yankıları olur."

“Her açıdan zor görünüyor"

Tampon bölge ve güvenli bölgenin farklı şeyler olduğuna da dikkati çeken CHP'li Korutürk, "Güvenli bölge oradaki Türkmenleri, Ezidileri baskı altında olup da can güvenliği mal güvenliği tehlikeye girmiş olan halkları o bölgeye alıp, o bölge içerisinde bunların geçici olarak güvenini sağlamak. Ama tampon bölge başka bir şey. Tampon bölge daha zor bir şey" diye konuştu. Korutürk, nerede olursa olsun başka bir ülkede güvenli ya da tampon bölge yapmak için o ülkenin meşru makamlarının buna izin vermesi gerektiğini söyledi. Korutürk, "Aksi taktirde siz zorlayarak gireceksiniz, zorlayarak girdiğiniz zaman statüler birden bire değişiyor. Uluslararası hukuk açısından da yapılabilirlik açısından da zor görünüyor. Başka ülkelerin de üçüncü ülkelerin de buna nasıl bakacakları önemli. O bölgede sözü olan bir takım başka ülkeler de var" dedi.

“Cumhurbaşkanı değil başbakan konuşmalı"

CHP'li Osman Korutürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bu konularda açıklama yapmasına da tepki göstererek, "Cumhurbaşkanı bu işlere nereden karışıyor ona bakmak lazım. Cumhurbaşkanın böyle bir yetkisi yok, Başbakanın karışması gereken konular bunlar. Cumhurbaşkanı bu konularda niye beyanat veriyor niye pozisyon takınıyor, niye konuşuyor. Cumhurbaşkanı değil, Başbakan konuşması lazım. Bunlar uygulamayla ilgili yönetimle icrayla ilgili. İcranın başı da Başbakan. Bu konuları Başbakan ile ele almak lazım" dedi.

“Türkiye büyük zaaf içinde"

Korutürk, hükümetin daha önce izlediği yanlış politikalar nedeniyle gelinen noktada Türkiye'nin büyük bir zaaf içinde olduğunu da savundu. Korutürk, "Hem kendi mensubu olduğu toplumun, hem bölgenin hâkim ve ağırlıklı bir ülkesiyken, burada istikrar yaratabilecek bir ülkeyken, bunların hiç birisine giremeyip geriye çekiliyor. O da Türkiye açısından üzücü bir şey" diye konuştu.

“Öncelik rehinelerde olmalı sınırlarda korunmalı"

CHP'li Korutürk, bu aşamada Türkiye'nin ne yapabileceğine ilişkin soru üzerine de şunları ifade etti:

"Türkiye şu aşamada bir kere önce rehineleri kurtarmak açısından çok ciddi bir çalışma içerisine girmesi lazım. Hiç kimse rehine konusundan bahsetmiyor; bahsetmediği gibi yani oldukları yerde duruyorlar bir şey olmasa yeter bize diye düşünüyorlar. Rehinelerle ilgili olarak TBMM'de bir kapalı toplantı yapmak lazım. TBMM'de bu konuda katkıda bulunabilecek siyasi partilerden bir oluşuma girip, ne yapılabilir bakmak lazım. Bu rehineleri o şekilde bırakmak demek, Türkiye'nin daima eli kolu bağlı kalacak, onu gösteriyor. İkincisi de bunların başına her an bir şey gelebilir. O ihtimali bertaraf edebilecek bir hazırlık yapmak lazım. Onun dışında Türkiye'nin tabi ki, sınırlarını çok ciddi kontrol altına alması lazım. Diyorlar ki, Türkiye'den 3 binin üzerinde insan İslam Devleti'ne katıldı, o insanların saptanması lazım, onların geri dönüşü sırasında Türkiye'de bir takım olumsuz hareketlerde bulunmaması için kontrol altına alınması lazım. İslam Devleti'ne gelen giden hala Türkiye üzerinde geçiyor gidiyor diye bir takım iddialar var, o iddiaların üzerinde durmak lazım. Yapılacak çok şey var, bu işlerle ilgili çok ciddi çalışmalar yapmak lazım."

“Tek başına alınacak karar değil"

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da yaptığı açıklamada, 'tampon bölge' fikrinin AK Parti'nin ortaya attığı bir fikir olduğunu yeni de olmadığını belirterek, "Hem de sınırların içerisinde, yani başka bir ülkenin sınırları içerisinde. Tek eklediği, koalisyon güçleriyle bunu yapmak. Peki, o sınırda yaşayan halkların örneğin Irak'ın, Irak'lı Kürdistan yönetiminin, Suriye'de Rojava'nın -ki sınır boyunca kantonlar var- olurunu almadan tek başına karar verebilecek konular değil bunlar" dedi. Bu tür konuların çok ciddi konular olduğunu vurgulayan Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tür konular çok ciddi Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren konulardır. Öyle hükümetin ve Cumhurbaşkanı'nın tek başına alacağı kararlar değil de. Bunlar Meclis'te görüşülmesi gereken ve Meclis kararıyla çerçevesi net şeyler olması lazım. Şu an İslam Devleti kevgire çevirmiş sınırı, girip çıkıyor. El Nusra'nın, El Kaide'nin Türkiye'den destek gördüğü yönünde çok ciddi ithamlar var. Yani, kime tampon bölge kuracak, kendisi normal olarak şu anki haliyle korumak imkânına sahip. İmkânına sahip olduğu bir konuda neden tampon bölge kurma gereği duysun ki. Bu yanlış bir yaklaşımdır yani olayı bu şekilde çözmek mümkün değildir. Oradaki halkların taleplerini dikkate almaları gerekir ve bu İslam Devleti'nin barbarca saldırılarının durdurulması gerekiyor. Yani bu konuda kim ki destek veriyorsa, terör örgütlerine destek veren konumuna düşer. Bu desteği çekmeli, koalisyonda bu saldırganlığı durdurmak için bir çaba içindeyse oradaki hakların görüşlerini alarak bir karar vermelidir."

“Türkiye yalnızlaşmış durumda"

BDP'li Hasip Kaplan, İslam Devleti'ne karşı mücadelede Türkiye'nin tezlerini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soru üzerine de, "Türkiye ayrık duruyor, yalnızlaşmış duruyor. Yanlış Suriye politikasının batağında tek kelimeyle. Yani 3 senedir süren bir yanlış Suriye politikası var. 3 senedir Meclis'te uyarıyoruz. Yani, Esad rejimini devireceğim diye El Nusra'ya, El Kaide'ye, İslam Devleti'ne Katar ile beraber, Suudi Arabistan ile beraber her türlü desteği sağlayan bir yaklaşımdan söz ediyoruz. Ne zaman ki Amerika, Avrupa'da tepkiler gelişip, terör örgütleri listeleri olarak açıklandıktan sonra 2013'te, yeni Haziran'da işte Türkiye El Nusra'yı terör örgütleri listesine aldı. Daha düne kadar Türkiye'de tedavi görüyorlardı, bugün de gördükleri söyleniyor. Bunlara silah yardımı yapıldığı söyleniyor. Yani burada Türkiye hem dünya kamuoyunun hem bölge halklarının bilgisi ve oluru dışında hareket ettiği sürece daha da yalnızlaşacaktır" diye konuştu. Kaplan, Türkiye'nin mezhep eksenli bir dış politika yürüttüğünü de savundu.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.