1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Nusret Cephesi'nden son saldırılara ilişkin açıklama
Nusret Cephesi'nden son saldırılara ilişkin açıklama

Nusret Cephesi'nden son saldırılara ilişkin açıklama

Nusret Cephesi emiri Ebu Muhammed el Cevlani’nin Rusya'nın Suriye'de gerçekleştirmiş olduğu saldırılarla ilgili yaptığı konuşmasını Türkçe tercümesi yayınlandı.

A+A-

"Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.Salat ve selam Muhammed ‘e(s.a.v) ailesine, saf ve temiz arkadaşlarının üzerine olsun.

Levant’ta mücahidlerin kazandığı büyük zaferlerden sonra, savunma kuvvetlerinin çökmesi ve denenen tüm yolların fiyasko ile sonuçlanması ile Suriye Rejiminin bir ayağı çukura girdi. Suriye ordusu düzensiz ve yenilmekten başka hiçbirşey yapamayan milislere döndü. Mücahidlerin zaferleri Nusayri Rejimi’nin kalbine kadar ulaştı. Rejimin çöküşü ufukta belirirken, İran ve Hizbullah için Rejime verdikleri tüm destek fiyasko ve hüsran ile sonuçlandığı tamamen belirginleşmişti. Böylelikle, Rejim alternatif bir plana yöneldi; güney Şam’dan kuzey Lazkiye’ye kadar yeni bölgenin sınırlarını çizmek. Fakat, Mücahidlerin boykotları Rejimi ne bu yeni planı ne de başka bir planı uygulayamayacak kadar çaresiz bıraktı.

Mücahidlerin güçlü boykotlar ve başarılı operasyonları Rejimin kurmak istediği yeni devletin destekçilerinin gözünü korkuttu. Lazkiye’deki bölgeleri Şam’daki bölgeleri gibi tehlike altında. Delegasyon üzerine delegasyon Rejimin kalıntılarını kurtarmak için Tahran’ı hızlandırdı. Bu durumun Avrupa Devletlerine Ukrayna konusunda pazarlığa girmek için baskı kurma olanağı sağlayabileceğini umdukları için, Rusya’nın çıkarları burada birleşiyor.

Rusya, kendi aleyhlerinde sonlanacak olan Ukrayna sorununa bir çözüm arama umuduyla, Suriye yerine Batı’ya baskı uygulamaktan başka oynayacak daha iyi bir kart bulamadı. Şu açıktır ki Rusya ulusrarası camiada büyük bir rolü tekrar ele geçirmek için inatçı bir hırsa sahiptir, özellikle Amerika’nın uluslararası rolünün gerilemesinden ve Rusya’nın 30 yıldan fazladır kaybettiği böyle bir rolden sonra. Fakat Ruslar, Amarika’nın gerileme nedeninin Allah’ın Afganistan ve Irak’taki mücahidlere bağışlamış olduğu zaferden kaynaklandığını unutmuşladır.

Sonra, amaçlarına ulaşmak için IŞİD'le savaş başlığını maske olarak kullanırken,müdahalesinin nedenini Esad’ı düşmekten kurtarmak olduğunu kitlelere duyurarak, Rus istilasına başladı. Bununla birlikte, Ruslar IŞİD’in Suriye Rejimi’ni tehdit etmediği gerçeğini bilmektedir. IŞİD’in kontrolünde olan bölgeler Rejimin merkezine yakın bölgeler değil. (Bu yüzden, Rusya’nın Suriye Rejimi’nin yaptığını tekrarlayarak, Fetih Ordusu ve Suriye rejimi ile ön saflarda olan grupları bombalamaya başlaması, güvenliği , kurtarılmış şehirleri, bombalaması ve kadınları ve çocukları öldürmesi hiç de sürpriz olmadı. Bunun bize verdiği kedere rağmen , bizim için güzel haberler olan Rus istilasını başlattı).

Rus müdahalesi , Hizbullah’tan müttefikleriyle birlikte İran müdahalesinin başarısızlığının bir bildirisidir ve varlığının son demlerine gelen Suriye Rejimi’nin çöküşünün bir bildirisidir. Bununla birlikte, Rus müdahalesi Levanttaki batı mücadelesindeki ve tüm politika ve planlarındaki başarısızlıklarından sonra bir doğu mücadelesini açıkladı. Soruyoruz “Rus hükümeti gerçekten Suriye rejiminin ve Başar Esad’ın birkaç uçakla ve silahla kurtarılabileceğini mi düşünüyor?” Suriye Rejimi’nin ayakta kalmak için ihtiyacı olan şey bu mu?

Hiç şüphesiz, Rus müdahalesinin arkasında henüz açığa çıkmamış birçok amaç var, ama zaman bizim bugün farkında olmadığımız şeyleri açığa çıkaracaktır. Bizim kesin olarak emin olduğumuz şey; böyle zorba istilacıların kaidesi kendi toprağı olmadan hayatta kalamayan bitkiye benzer. İşte buradalar, Doğu Haçlıları. Onlar doğudaki, batıdaki, tüm dünyadaki Müslümanlara “ Kökünü kazımak için ve bin yıllık tarihin en karanlık yıllarını tekrarlamak ve kökünüzü kazımak için geldik!” demek için buradalar.

Müslümanlara ve Ehl-i sünnete en fazla düşmalık taşıyanlarla yani İran’ın, Irak’ın Şiileri ve Suriye’nin Nusayrileri ile ittifak kuruyorlar. Şiiler, İbni Ehli Sünnete zulmeden kafirleri destekleyen karanlık tarihlerini tekrar ettirmeyi umuyor, tıpkı Tatarların Bağdat’a girmesine olanak sağlayan ve daha sonra bir milyon kadar müsülümanın öldürülmesine öncülük eden liderleri ibnul alkami, ehli sünneti yozlaştırmak için Amerikalıların Afganistan’a girmesine izin veren İran Şii liderleri gibi. Herkes İran’ın ve yandaşlarının Irak’taki Şii’leri nasıl desteklediklerini ve Amerika’nın Irak’ı İran’a altın bir tepside teslim edinceye kadar Amrikanın Irak’ı işgalini nasıl desteklediğini biliyor. Bugün, İran, Lübnan,Irak Şiileri Nusayirle Muslüman levant’ı Rusya Federasyonu’nun Doğu Haçlıları’na açma konusunda ittifak kurdular. Kendileriyle dans ederek el çırparak övündüler.

Peygamberimiz (s.a.v) “Eğer utanmıyorsan, dilediğini yap” derken çok doğru konuşmuştur. Şüphesiz levant’taki savaş Ruslara Afganistan’da karşılaştıkları korkuyu unutturacaktır. Şimdiye kadar saldırıları Suriye rejimininkinden hiç de farklı değildi, ne hedef seçimi ne de zayıf isabetleri! Ve inşaAllah Lavant’ın kapısında yenilecekler ve şüphesiz zaferi veren Allah’tır.

Sevgili Levanttaki Müslümanlar! Gerçekten Biz Rus haçlısının istilasına şaşırmadık. Bilakis bizi batıya yapışanlar, yerel devletler ve önerileri şaşırtıyor. Onlarla oynayarak zaman geçirenler Filisti’nin kaybedilmesine neden olan durum gibi Levantında kaybedilmesine neden oluyorlar ve farkında olmasalar da Levant halkına karşı yapılan suçları uluslararı toplumla paylaşıyor. Ehli sünnetin yaşadığı şehirler yerle bir edildi, sınır dışı edilenler ve mülteciler kaçtılar. Bu çözüm yalnız Yahudileri sakinleştiren onların güvenliklerini gözeten, ehli sünneti güçsüz bırakan batının çıkarlarını güvenceye alıyor. Düzeni tamamlamak için bazı politikacılara ve orada burada fahri mevkiler veriyorlar ve ödül ise Levant’teki Ehli Sünnetin kanı, toprağı ve kutsallıkları.

Mücahidlerin savaştaki başarılarının şimdiye kadar önce Allaha sonra kendilerine güvenmeden başarılamayacağı herkese açıkça belli olmuştur. Bu savaş meydanı başarılan tüm zaferlerin şahididir. Başarının formülü basit. Allah diyor ki “Eğer Allahı desteklerseniz Allah da sizi destekler ve ayaklarınızı sabit tutar” (Muhammmed Suresi). Bu, başarıya ulaşmanın tek yolu. Batıya ve yerel devletlere gelince, onlar utanç ve rezillikten başka hiçbir şey elde edemeyecekler. Yüce Allah dedi ki “Zalimlere en ufak bir meyil göstermeyin yoksa ateş size de dokunur…!” (Hud suresi). Çok fazla yalvarma bir adamı dininden, hayasından, itibarından ve gururundan yoksun bırakır , onurunu elinden alır ve eğer bir adamın onuru giderse hayattan geriye ne kalır? Bir söz vardır; “Seni önemsiz gören ile uğraşma yoksa onun gözünde daha önemsiz olursun.”Kendi onurunu onunkine eşit tut, çünkü özsaygı üstün krallara eşdeğerdir. Yanlışın birçok yolu varken doğrunun sadece bir yolu vardır.

Batının ve çevresindeki devletlerin arkasına sığınanlar, Filistin’e ne oldu bir bakın! Mahmud Abbas gibi yalanlarla kutsal davanın taşıyıclarının dumuna bakın; yaltakçı, küçük düşürülmüş, köle olmuş, bir serabın ardından nefes alan. Bu sırada Müslümanlar yok olmuş, dünya harabeye dönmüş ve Mescid-i Aksa ihlal edilmiş… Levant halkı için umduğunuz kader bu mu? Hiç şüphesiz, Aksa’nın kapısında konuşlanmış atacak sadece birkaç taşı olan küçük bir grup, İslam için binlerce politikacıdan ve uluslararsı konferanslardan daha çok ümit vaat ediyor. Levant’ın şerefini isteyen ve levant halkına ve lavant’a yardım etmek isteyenler, batı ile ve bölgesel uluslarla bağlarını koparmalıdır ve doğrusu her kim kendisini fitnenin nedenlerinden korursa canlanır ve kendisini (küçük düşmekten ve sınırlamalardan) kurtarır.

Şüphesiz, para ve otorite geçip gider geriye kalan yalnız iman ve Allah korkusudur. Kişinin amelleri onu Allah’ın cennetine ulaştırmak yerine durum değişir ve dini dünyadaki cenneti elde etmek için kullanırlar. Herbirini uyarmak istiyorum böylece kirli amaçlar için bu kutsal davadan uzağa yönelmesinler. Bunların hiç kimsenin çabalarını küçük görmek için değil, ama daha çok bir tavsiye ve Müslümanların kanı ve canlarına olan merhametimden dolayı söylüyorum, onlar Allah’ın rızasından başka şey için ölmediler. Kimin ile kimin vesilesiyle arkadaş olduğunuza bakın ve Allah’a sığının. Kendinize aldatmalarla kirlenmemiş ve beraber trajik sonlardan ve acı kuraklıklardan korkmayacağınız yoldaşlar seçin. Müslümanlar düşmanları güçlü olduğu için yenilmedi, aksine kendi hataları ve bölünmüşlüklerinden dolayı yenildi.

Şüphesiz, bugün savaş yeni bir aşamaya girdi ve İnşaallah son aşama olacak. Bu son aşamaya hazırlanmak hepizin üzerine farz böylece Müslümanların kanı boşa akmamış olacak. Hepsi rejimin elinde olan en hassas bölgelere karşı büyük bir savaş açmalı. Savaşı kızıştırmamız ve Lazkiye’deki Nusayri köylerini hedef almamız önemli. Tüm savaşan grupları mümkünse daha geniş sayılarda birleşmeye ve alçakların Ehli sünnetin şehirlerine yaptıkları gibi, günlük yüzlerce misil ile Nusayri köylerine saldırmalarmaya çağırıyorum. Onlara bizim halkımıza çektirdikleri acıyı tattıracağız ve eğer şehirlerimizin sınırlaını aşmayı bırakırlarsa, duracağız ve biz de sınırları aşmayacağız. Kim saldırıya aynı saldırı ile cevap verirse sınırı aşmaz.

Ne zamana kadar Müslümanların hakları yerine getirilmemiş olacak ve megalomanlar yüzünden kanları dökülecek? Bir bölüm liderin (Esad) gitmesini isterken diğeri kalması gerektiğini söylüyor, ve bir diğer üçüncüsü bir süre kalıp sonra gitsin diyor…! Zehir yılanın başında! Kendi ailesinden ya da halkından olsa bile, Başar Esadı öldürene ve bizi ondan kurtarana 3 milyon Euro ödül teklif ediyorum. Ona ve ailesine koruma sağlanacaktır ve istediği yere gönderilecektir ve ben buna kefilim inşaAllah. Aynı şekilde ailesinden veya halkından olsa bile Hasan Nasrallah’ı öldürene de 2 milyon ödül teklif ediyorum. Kendisinin ve ailesinin güvenliğini sağlayacağız ve istediği yere göndereceğiz. İnşaAllah ben buna kefilim. Ayrıca, Kafkasya’nın kahraman mücahidlerini Rusları savaştan yapabildiğiniz kadar uzaklaştırarak Levant’taki insanlara yardıma çağırıyorum. Eğer Rus ordusu Levant’taki sivilleri öldürürse siz de onların sivillerini öldürün ve eğer askerlerimizi öldürürse siz de onların askerlerini öldürün. Bize davrandıkları gibi davranacağız ve sınırı aşmayacağız. Allah size yardım etsin ve mertebenizi yükseltsin. Ayrıca, Levanta savaşan tüm gruplar arasındaki her türlü iç çatışmayı durdumaya ve aralarındaki farklılıkları batı ve rus haçlısının Levanttaki seferleri son bulduktan sonraya etelemeye çağırıyorum. Bunu Allah’tan af dileyerek, mücahidlerin Allah’a olan inancına olan bilgime ve Müslümanların durumlarına göre diyorum. Biz güçsüzlükten şikayet etmiyoruz ve yoksulluktan korkmuyoruz. “Doğrusu bunda kalbi olana yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.”(Kaf Suresi)

Ayrıca, tüm Müslümanlardan ve bölgedeki halktan özellikle bölgeyi ve insanları tehdit eden tehlikenin gerçek boyutunu anlamalarını rica ediyorum. Levant’taki Haçlı Şiileri ittifakı başarılı olursa milletleri ve ulusları tehdit edecektir ve tüm bölgeye karşı sınırı aşacaktır. Ehli sünnet bugün, bölgelerinin, kanlarının, kutsallıklarının ve mübarek yerlerinin başına bela olan gerçek tehlike ile karşı karşıya. Düşmaların açgözlülüğü Levant ile bitmeyecek, onlar gözlerini Mekke, Medine, Kudüs ve Müslümanların ana vatanı olan başka yerlere saldırmaya diktiler. Amaçları, Müslümanları küçük düşürmek ve selefleri aşağılamak. Bunun yanında, Şiilerin ehli sünnete karşı olan kini onları tamemen ele geçirdi ve gece gündüz açıkça bunu ilan ettiler. Eğer Allah onları Levant’ın yolunda kahrederse bu bütüm İslam ülkeleri için bir zafer ve yeni şanlı bir dönemin başlangıcı olacaktır.

Şam’daki zafer inşaAllah Aksa için ve geriye kalan bütün Müslüman ülkeler için bir zafer olacaktır. Gençlerden ve erkeklerden savaşabilecek olanların savaşması ve topraklarını ve ailelerini desteklemek için koşmaları ve zenginlerin Mücahidlere ellerini uzatmaları ve finansal olarak desteklemeleri hepsinin üzerlerine bir farzdır. Ayrıca alimlerin, yazarların, gazetecilerin ve medya çalışanlarının ve diğer alanlarda da deneyimi olanların tüm enerjileriyle Levant’taki mücahidlere yardım etmeleri ve zalim, baskıcı hükümetlerin onlara müdahale etmesine izin vermemeleri hepsinin üzerine bir farzdır.(Filistin davasını heba eden yalnızca karşılığını heba edecek). İnşaAllah biz kanımızla ve canımızla Haçlı şiiilerinin saldırını geri püskürtmekte kendimizi sorumlu tutacağız ve başarıyı veren yalnızca Allah’tır.

Ey İslam’ın askerleri! Hiç şüphesiz, Allah’ın sizin için açtığı ve inşaAllah diğerleri ile devam edeceği kapılar, uzun ve yorucu emeklerin sonucudur. Yüzyıldan fazla bir sürede mücahidlerin gücü arttı ve büyüdü. Çelik adam parlatıldı ve kötü iyiden ayırt edildi. Hiçbir kılıç Allah’ın yolunda çizilmemiştir, hiçbir mermi ateşlenmemiş ve hiçbir roket atılmamış ve hiçbir muhacir göç etmemiştir; Levanta yaklaşmak için gayretle hasret çeken mücahidlerden başka. Dava onlardan sana teslim edilene kadar, ölen diğerine nasihat ederek ve cihada devam edeceğine ant ederek ölmüştür. Allah Levant’tan size cihadın ve şehitliğin yüzyıllık meyvesini toplamakla onurlandırmayı ve yolları açacağı hükmünü vermiştir. Levant Müslümanlarının kafasını meşgul etmeyi bırakmadı, nesilden nesile Levantın hayalini kurmadan gözlerini kırpmadılar. Vallahi, sizlerin sizlerden sonrakilerin boyunlarında ağır bir emanaeti var. “ Ey iman edenler! Allah’a ve resulune ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hiyanet etmeyin.”(Enfal Suresi)

Siz bugün cihadın emanetini taşıyanların ön safındasınız, Allah sizi bununla sorumlu tuttu. Bu onurun bedeli savaşta dürüstlük, Allah’ın yolunda cihad ve onun ilkelerine kararlı bir şekilde sarılmaktır. Bu toprakların açılıncaya kadar en saf kanlarla sulandığını unutmayın, Peygamberimizin (s.a.v) arkadaşalarının kanıyla! Daha sonra haleflerinden miras kaldı; her bir nesil bir öncekinin en iyisiydi ta ki Nusayrilerin eline düşmeden önce aç gözlü istalacıların eline düşene kadar. Bugün Levantın şanını ve insanlarının, İslam’ın insanlarının, şanını yeniden kazandırma sırası size geldi, bu yüzden düşmanların sayısının fazlalığı sizi korkutmasın. Halid Bin Velid’e Yermük savaşından bir gün önce “Bu ordunun ne kadar büyük olduğunu görmüyor musun ? dediler o ise “Allah bizim tarafımızda olduğu sürece ve zaferi bize veren Allah ise bu kadar fazla olmalarının ne faydası var?” Böylece Allah size yeni hüküm ve silahlarıyla yeni haçlılar gönderdi. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar, fakat kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır.”( Saf Suresi)

Şunu bil ki Allah’ın size pek çok yerde onlara karşı zafer verdiği kafirler büyük kitleler halinde size karşı birleşmiştir, bu yüzden onlara bakanlar onları sayısız karıncalar gibi görür. Halbuki, onlar iyi hazırlanmışlar ve merhametsizler ama onların bir rabbi yok iken Allah bizim Rabbimizdir. Yüce Allah dedi ki: “ Münafıklar kendilerine “insanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun!” dediler, halbuki bu onların imanını arttırdı ve dediler ki “ Allah bize yeter, O en güzel vekildir.”(Ali İmran Suresi) Bunu kesin anladık ki savaş yoğunlaşmakla ilgili ve sen büyük bir güce ve sertliğe sahipsin ve Allah’ın davasında ölüm (öldürmek ve öldürülmek) gözlerimize ferahlığı verir. Allah hüküm vermedikçe, savaşta onlara karşı olan sabrımız son bulmayacak ve Allah hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Ey İslam’ın askerleri, onları başka bir saldırı ile geri dönünceye kadar ve onlar ümitlerini kesinceye kadar baskı kurmak için cepheler açın, savaştan sonra düşmanınızı bırakmayın. Zamana dikkat edin çünkü zaman düşmanla karşılaşmadan önce bile düşmanın olur ve tedbiri ve korkuyu karıştırır. Korkan kişi düşmanını öldürmek yerine kendi canını kayıyır ve bu yüzden onun için arkada kalanlarla oturmak daha yararlıdır. Güçlü adama gelince, o ne zaman ilerleyeceğini ve ne zaman geri çekileceğini bilir.Düşmanın kendisini tanıdığı gibi tanır ve savaşın yarısı düşmanı tanımaktır. Güçlü bir adam düşmanına karşı sert olur ve yoldaşlarına karşı kibar olur. Kılıcını kullanmayacağı zaman çekmez ve galip gelirse öç almaz ve elinden geldiği kadar hiç kimseyi küçük düşürmez. Açgözlülük (ganimetlerin dağılımı) zamanında gelmez ve korkunca da kaçmaz. Fikrini söylerek katkıda bulunur, fikirsiz bir kılıç kendi sahibini öldürür. Güçlü adam asla dinlenmez, çünkü şüphesiz düşmanlar da dinlenmez. Hepsinden önemelisi düşmanın kalbini parçalar ve korku salar.Zorluğun ortasına dalan,bilgili bir maceracıdır. Büyük problemler onu korkutmaz … kendisini İslam Devleti için feda eder. Ama İslam Devleti’ni kendi bencil çıkarları için feda edecek kadar çılgın değildir. Gücün kendisini yanıltmasına izin vermez ve düşmanı küçük görmez. Ailesinin ve asker arkadaşlarının dostudur ve düşmanlarına karşı serttir. Düşmanları tarafından seçilen bir savaşa sürüklenmez, tam tersi, düşmanına değil kendisine faydalı olacak konumda düşmanına karşı savaşı başlatan odur. Yaralanırsa, bir kurt oluverir – daha güçlü ve öfkeli. Müslümanların kutsallıkları ve mübarek yerleri hakkında kıskanç ve dökülen kanlardan derin bir şekilde etkilenen ve mazlumlar için zalimlere karşı zafer arayışındadır. Yerel yasalara saygı duyar. Adil bir yönetim saygınlığına gölge düşürmez ve Allah’ın yönetimini kabul ettiği için hiçbir zaman çok fazla övünmez.

Sen ey Mücahid! Şüphesiz, sertlik ve güç merhametin ve acımanın kalesidir, eğer hepsi doğru yere atanırsa. Eğer mücahidlerin kalpleri merhametten yoksun kalırsa , hırçınlaşır ve zalimleşir ve eğer merhamet sertlikten ayrılırsa, kayıtsızlaşır ve güçsüzleşir. Dolayısıyla, merhametli olmak gerektiğinde sertlik bir bozukluktur ve sert olmak gerektiğinde merhametli olma da bozukluktur, sertlik ve yumuşaklık arasındaki keskin ayırımın bir örneği Yüce Allah tarfından verilmiştir: “ Müminlere karşı merhametli, kafirlere karşı sert!”(Maide Suresi)

Allah’ım bizi mü’minlere karşı merhametli, kafirlere karşı sert olanlardan eyle! Allah’ım bizi daha güçlü kıl ve bizi birleştir. Allah’ım! Kitapları açığa çıkaran ve bulutların taşıyıcısı, (müttefiklerin galibi)!Onların hakkından gel ve bizi onlara karşı destekle. Rabbimiz! Günahlarımızı, kusurlarımızı, ve aştığımız sınırları bağışla, ayaklarımızı sabit kıl ve kafirler topluluğuna karşı bize zafer ver!

Salat ve selam peygamber efendimiz Muhammed (sav)’in üzerine aline ve ashabına olsun, hamd yalnız alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur."

 

Kaynak, Tercüme: Küresel Analiz

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.