1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ömer Çelik: "Bu mücadele, demokrasiyi koruma mücadelesidir"
Ömer Çelik: "Bu mücadele, demokrasiyi koruma mücadelesidir"

Ömer Çelik: "Bu mücadele, demokrasiyi koruma mücadelesidir"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı sonrası basına gündemle alakalı açıklamalarda bulundu. Çelik: "Terör örgütü ile mücadele demokrasimizi koruyor, bu mücadele hukuk devletini koruyor" dedi.

A+A-

AK Parti'de Teşkilat Başkanı tarafından kullanılan, atama ve görevden alma yetkisi yeniden Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'na devredildi. Parti sözcüsü Ömer Çelik yetki devrinin teknik bir işlem olduğunu söyledi. Parti içinde bir kriz olmadığını vurguladı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrası parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, toplantıyı Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında gerçekleştirdiklerini söyledi. 

Çelik, toplantıda ele alınan konulardan birinin de terörle mücadele olduğunu ve bu konuda İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın görsellerle ayrıntılı sunum yaptığını bildirdi. 

"Görüyoruz ki Türkiye'nin terörle mücadelesi ne kadar zaruri, ne kadar zorunlu ve bundan sonrası da ne kadar aynı kararlılıkla sürdürülmesi mecburi olan bir mücadeledir" PKK örgütü ile mücadelenin zaruri ve sürdürülmesi gereken bir mücadele olduğunu belirten Çelik, sözlerini şöyle devam ettirdi:

"Bu mücadele demokrasimizi, hukuk devletini koruyor"

"Bazı çevreler, sanki ortada terör örgütünün bir vahşeti yokmuş gibi, hükümet kendi kendisine bir çatışma ortamı başlatmış gibi bir dil kullanıyorlar. Bu bir çatışma ortamı değildir, Türkiye'nin meşru haklarını, meşru toplumsal zeminini, meşru anayasal düzenini korumak için başlattığı meşru bir mücadeledir. Bu mücadele demokrasimizi koruyor, bu mücadele hukuk devletini koruyor, bu mücadele toplumsal barışımızı koruyor, bu mücadele sokaktaki vatandaşımızı koruyor. Bu terör örgütünün hangi yöntemlerle çalıştığını, nerelere, nasıl barikatlarla, hendeklerle ve ne tür tuzaklarla çaydanlıklara kadar bomba yerleştirircesine vahşete imza attığını ve imza atmaya gayret ettiğini görüyoruz."

"Bu meşru mücadelenin demokrasimizi koruma mücadelesi olduğunun farkında olunmalı"

Bazen demokrasiden bahsederek, bazen hukuktan bahsederek, bazen Türkiye'nin demokratik süreçlerinden bahsedilerek sanki terörle mücadele etmek demokratikleşme ve demokrasi bilincinden geri adım atmak anlamına geliyormuş gibi birtakım yorumlara rastlıyoruz. Tam tersi arkadaşlar, eğer terörle bu mücadele verilmezse Türkiye'nin demokrasisini koruyamayız, Türkiye'nin hukuk devleti olmasını koruyamayız, anayasamızı, anayasal düzenimizi koruyamayız ve Türkiye'deki toplumsal barışı koruyamayız. Dolayısıyla gerçekten demokrasiye inanan, gerçekten demokrasiyi savunan birileri varsa bunların bu şekilde demokrasi ve terörle mücadele arasında zıtlık kurmak yerine, demokrasiyi sabote etmeye çalışan bu terör örgütünün faaliyetlerine karşı verilen bu meşru mücadelenin aynı zamanda demokrasimizi koruma mücadelesi olduğunun da farkında olması gerekir, diye düşünüyoruz. Bazen bazı uyarılar yapılıyor, 'Türkiye'de iç savaş var, iç savaş ortamı sona ersin' gibi, maalesef bazıları bunu Mecliste bile telaffuz edebiliyor. Türkiye'de bir iç savaş yok arkadaşlar, Türkiye'de iki eşit tarafın bir çatışması da yok. Türkiye'de meşru güçlerin, milletten yetki almış hükümetten aldığı emirle güvenlik güçlerinin yürüttüğü ve terör örgütüne karşı, gayrimeşru bir yapıya karşı gayriahlaki, gayriinsani şekilde davranan bir yapıya karşı meşru mücadelesi vardır ve bu mücadele hem bir güvenlik mücadelesidir, hem bir demokrasi mücadelesidir, hem bir hukuk mücadelesidir, hem de toplumsal değerlerimizi ve bir arada yaşama irademizi muhafaza etme mücadelesidir. Bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan da bu kararlılık, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında hiç kimsenin meşru güvenlik güçleri dışında bu şekilde silahlı yapılanmaya gitmesi şeklindeki duruma göz yumulmaması, bunlara izin verilmemesi şeklinde bu mücadele sonuçlandırılıncaya kadar sürecektir."


Paralel yapı Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit ediyor

Çelik, MKYK toplantısı sonrasında parti genel merkezinde düzenlendiği basın toplantısında, Paralel Yapı ile mücadelenin milli güvenliğin savunulmasından bağımsız şekilde ele alınmaması gerektiğine dikkati çekerek, Paralel Devlet Yapılanması'nın bütün unsurlarıyla Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden yapı olduğunu söyledi.

Paralel Yapı'nın üniversitelerde ve kamuda yeni yöntemlerle ve yeni biçimlerle yeniden nüfuz artırmaya çalıştığını belirten Çelik, bu tip yapıların kendilerini ayakta tutmak için kullandığı yöntemlerin ciddi şekilde takip edildiğini anlattı.

Çelik, her MKYK toplantısında Suriye'deki gelişmelerin hem güvenlik hem de siyasi olaylar bağlamında değerlendirildiğini aktararak, aynı zamanda Avrupa Birliği ile gelinen noktayı da ele aldıklarını bildirdi.

MKYK yetkisi

Çelik, MKYK toplantısında alınan kararları da açıkladı. 

Teşkilatlarla ilgili yetkinin MKYK'ya ait olduğunu vurgulayan Çelik, şunları söyledi:

"MKYK, bu yetkisini münfesih hale gelen veya MKYK ile işten el çektirilen teşkilatların yerine, geçici yönetim kurulu oluşturma ve kongrelerini yaptırma ile sadece kademe başkanlığının işten el çektirilmesi veya herhangi bir nedenle başkanlığın boşalması halinde MKYK tarafından başkan ataması yapılır. MKYK, bu yetkisini teşkilat başkanımıza devretmişti. Şimdi bugün alınan kararla, teşkilatla ilgili konuların yoğun ve daha detaylı tartışılması için bu yetki tekrar MKYK'ya alınmıştır. MKYK, tekrar kendi yetkisini geri almıştır. Bunun bir değişiklik, çok radikal bir tutum gibi ele alınması doğru değil. Bu, teknik bir mesele." 


Kaynak: Ntv

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler