1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. "Onların kinleri ağızlarından taşmaktadır, kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür...”
"Onların kinleri ağızlarından taşmaktadır, kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür...”

"Onların kinleri ağızlarından taşmaktadır, kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür...”

"Onların kinleri ağızlarından taşmaktadır, kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür...”

A+A-

23 Ocak 2016 günü ‘Nakil Kürsüsü’ adlı sitenin Soru-Fetva bölümünde Ebu Hanzala Hoca’mız hakkında ‘Tarık Ebu Abdullah’ künyeli Tarkan Kalaycı tarafından cevaplanan bir yazı yayınlandı.

Bu durum bizleri şaşırtmadı. Çünkü Türkiye’de İslam daveti için kollarını sıvadığı günden bu yana tam dört defa farklı isimler altında tağutların zindanlarını aşındıran Hoca’mız her defasında bu tip çirkefliklerle karşılaşıyordu. Çok uzağa gitmeye gerek yok, 2011 yılındaki operasyonda tutuklu kaldığı dönemde 2013 yılında tahliye olmasına sayılı günler kala Ebu Zerka denilen bir zındık, Hoca’nın mahkemesinden bihaber şekilde geri sayım yaparak gün verip meydan okuyordu. Hoca esaretten çıktığında ve münazara talebine karşılık verdiğinde bu vatandaşın ‘Maslahat gereği münazara etmeyi düşünmüyorum’ diyerek kaçışına tüm camia şahitlik etmiş ve bu şahıs o günlerde Müslümanlara karşı kustuğunu yalamak zorunda kalmış ve Allah (cc) onu böyle rezil rüsva etmişti.

Ebu Hanzala Hoca’mızla alakalı olarak şöyle geçmiş yıllara dönecek olursak;

Hoca’mız 2007 yılında Türkiye’de davet çalışmalarına başlamış ve Allah’ın yardımıyla davet milyonlara ulaşmıştır. Bu geçen dokuz yılın ardından halen tutukluluk hâli devam etmekle beraber beş yıla yakın tağutun zindanlarında vakit geçirmiş, gerek cezaevinde gerekse de dışarıda kalan vakitlerini talebeleri ve Müslümanların işleriyle meşgul olarak tüketmiştir. Allah’ın fazlı ile bereketli kıldığı dokuz yılın ardından, Türkiye’nin birçok iline yayılan davet çalışmaları, dünyaya açılan medya kanalı ile binlere ulaşan dersleri, fetvaları yayınlanmıştır. Bu vesile ile Allah’ın hak dini, Rasûlü’nün pak Sünneti ve Selef’in yolu açığa kavuşmuştur. Kınayıcıların kınamasından korkmamış, tağutların baskılarından geri adım atmamıştır. Ve Allah’a hamd olsun ki Hoca’mız gerek ilmî, gerekse de siyasi hiçbir alanda Müslümanların başını öne eğmemiş, onları şek ve şüphelerle baş başa bırakmamıştır. Tabi bu davetin gölgesinde kalanlar bunu hazmedememiş, Hoca’mız bir yandan tağutlarla mücadele ederken, bir yandan da onlara destek veren münafık çanakçıları ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Gelinen nokta herkesçe malumdur.

Hoca’mızı meşgul eden durumlardan birisi de iki yılda bir ısıtılıp piyasaya sürülen akide tartışmalarıdır. Hatırlayalım ki ilk olarak; 2009 yılında birileri kendi akidelerinden dönmüşler daha sonra akidenin sapasağlam bir kulp olduğu akıllarına gelip ‘Fikirlerimizden döndük’ diyerek tekrar bir dönüş yapmışlardı. Allah'a hamd olsun ki Hoca’mız ‘Güncel İtikad Meseleleri’ adlı risalesinde bu fikir(!) karmaşasında olan zevatlara gereken cevabı vermişti. Yukarıda da değindiğimiz gibi yıl 2013 olunca sahneye bu sefer de Ebu Zerka adlı zındık çıkmış ve o da tüm Müslümanlara rezil olmuştu.

Yıl 2016... Hoca’mıza karşı bunlara benzer bir tavır da bu defa ‘Nakil’cilerden geldi. Bu olayların hepsinin gündeme gelme süreci, Hoca’nın cezaevinde olmasına denk gelmesi çok manidardır. Ne gariptir ki özgür hâlinde silsile şeklinde ders yaparken şuan rahatça havlayanların gıkı çık(a)mamıştı.

Tabi ki bu iddialar bu zevatın derin ilimleri(!), engin ferasetleri(!), kindar kalpleri ve üzerine gitsen de gitmesen de soludukları nefesleriyle kendi çıkarmış oldukları iddiadan öteye geçemeyen kokuşmuş, cüretkar fikirleridir. Bu maddelere tek tek cevap verecek ve istidlal ve telakki metodunda izlemiş olduğumuz yolu beyan edecek değiliz. Çünkü bu, malumun ilanı olacaktır ki Hoca’mız Tevhid Müdafaası derslerinde bunları tafsilatıyla açıklamıştı.

Sizin çamur attığınız bu akide ve Türkiye’ye getirdiğiniz fitneleriniz için “Oturalım konuşalım” denildiğinde; ‘Kitap hazırlıyoruz, toparlıyoruz, şuan konuşmak için gerekli ilmî hazırlığımız yok’, ‘Aslında yanlış anlaşıldık, tekrar ders yaptık ama harddiskimiz yandı’ veya başka hocalarınız saatler süren görüşmeden sonra; ‘Henüz ben de araştırma içerisindeyim. Ahi, kanaate vardığımda tekrar oturur konuşuruz’ ya da ‘Haklısın ahi, ama Rabbani alimler böyle demiyor’ diyerek ‘Rabbani alimler’ açmazınızı nasıl unutuyorsunuz?

Ayrıca bu zatlar utanıp sıkılmadan şehir dışı gezilerinde de her ortamda ‘Halis kardeş ile konuşmamız hiç olmadı’ diyecek kadar yalancılığa da soyundular. Bu kadar kişinin yanında bu meseleler Musa Hoca’nız ile konuşuldu*, bunu inkar etmekten hayâ etmediniz anladık ama Allah’tan da mı hayâ etmiyorsunuz? Sonra da sitenizde kibre soyunmuş müftünüz(!) ahlak dersi veriyor! Heyhat! Ahlak kriterleriniz nedir bilmeyiz ama bildiğimiz bir şey var ki yalan hem en rezil ahlaktır hem de nifak alametidir!

Şimdi adam olana sormazlar mı, Hoca aylarca silsile hâlinde ondokuz ders yaptı, inandığı ve yaşadığı Tevhidi müdafaa etti. Peki o zaman neredeydiniz? Ne diye bu kurtlarınızı dökmediniz? Hem hazırlık yapıyor hem size gelen insanlardan vakit istiyor hem de kendisi cezaevinde iken meydanı boş bulup at koşturuyorsunuz.

Ebu Zerka bir vadide bunlar bir vadidedir ama icraatları ve marazları ondan farklı mıdır?! Akıllara ‘Acaba bunlar Türkiye’deki İrca projesinin ikide bir zuhur eden yeni yüzleri mi?’ sorusu gelmektedir.

Sizler kapılardan kovulurken Hoca’nın gölgesi altında davet yapmaya başlayınca insanlardan hürmet görmeye başladınız. Gördüğünüz bu hürmeti nasıl elde ettiniz? Cemaatinizi Hoca’mıza emanet ettiğinizi dünya alem biliyor. Siz yokken, Hoca’nın cemaatinizle ilgilendiği dönemde, cemaatinizin akidesi, menheci ve ahlakı bıraktığınız gibi sabit duruyor iken, size ne oldu da akidenizde değişime uğradınız da geldiniz? Siz yokken, Hoca’nın size hangi vefasızlığını ve ihanetini gördünüz de Hoca cezaevindeyken arkasından atıp tutmaya başladınız?

Sizin vasıflarınızdan biri; “surlar arkasında savaşanlar” misali olmak zorunda mı? Dün Ebu Zerka, bugün siz, yarın falancası... Hoca dışardayken sesiniz çıkmıyordu da şimdi mi havlamaya başladınız?!

Ya da biz tahmin edelim;

Allahualem çalışmalarınız, hazırlıklarınız bitti(!) ve gerekli kanaati de oluşturdunuz. Lakin Hoca’nın cezaevinde olma vaktine denk geldi. Eee yapacak bir şey yok tabi, siz de bu fikirlerin ve sahiplerinin bidat ehli olduğunu, kendi heva ve heveslerine göre Kur’an ve Sünneti yorumladıklarını, yeni usuller ve kaideler uydurduklarını beyan etme durumunda kaldınız. Muhtemelen de bunu yaparken “aman ha acele edelim, hakkı ketmetmeyelim, haykıralım” diye düşündünüz… Tüm bu senaryolar sizi oyalaya dursun…

Tevhid Ehli kardeşlerimiz de bilsinler ki, bu zümrenin size olan kini bununla sınırlı da değildir. Çok değil,  daha dün ‘Müslümanların arasında prestij kaybetmeme’ politikaları nedeniyle susan bu hainler, bugün hırıltıları ile havlamaya başladılar... Onların kalplerindekini dışarı döken Allah’a hamd olsun.

“Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?” (47/29)

"Onların kinleri ağızlarından taşmaktadır, kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür..." (3/118)

Son olarak;

Menhec olarak bir konu hakkında defalarca konuşup kendi davet gündemimizi meşgul etmeyiz. Fakat bunların gösterdiği kindar ve kibirli tavırlarından dolayı; onların yaptığının bilmukabili ve hak ettiği üslupla cevap vermeyi ve sahada gösterdikleri ahlakları(!) hakkında Tevhid ehlini bilgilendirmeyi uygun gördük.

İnanıyoruz ki Allah temiz ile murdarı muhakkak ki birbirinden ayıracaktır. Allah, amellerimizi gözetlemektedir. Ve hakkı ayakta tutan, adaleti gözeten vefa ehlini en iyi bilendir.

“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz sen sonsuz bağışlayansın. Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.” (3/8-9)

Tevhid Dergisi



* Tevhid Dergisi’nin Ocak 2014 tarihinde 24. Sayısı'nda yayımlanan yazı bu görüşmelerin bir sonucu olarak kaleme alınmıştır ki bunlar onların yanında da malumdur.

Yazı için bakınız: http://tevhiddergisi.net/flipbook/24_Tevhid/

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
    İlgili Haberler