1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Paralel müdür Dink cinayeti için Emniyeti suçladı
Paralel müdür Dink cinayeti için Emniyeti suçladı

Paralel müdür Dink cinayeti için Emniyeti suçladı

Dink cinayetine ilişkin ifade veren İstanbul eski İstihbarat Müdürü Ali Fuat Yılmazer, "Tehdit ciddiyse gerekli koruma tedbirleri alınması sağlanmalıydı. Trabzon İstihbarat ile koordineli olmalıydı. Bunların hiçbirini İstanbul Emniyeti yapmamıştır" dedi.

A+A-

Hrant Dink cinayetine ilişkin ifade veren İstanbul eski İstihbarat Müdürü Ali Fuat Yılmazer'ih "Tehdit ciddiyse gerekli koruma tedbirleri alınması sağlanmalıydı. Trabzon İstihbarat ile koordineli olmalıydı. Bunların hiçbirini İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapmamıştır" diye konuştuğu öğrenildi. Yılmazer'in bir soruyu yanıtlarken İstihbarat Dairesinde Hrant Dink'le açılmış bir dosya olduğunu, sol faaliyetlerinin belirtildiği fişin olduğunu söylediği belirtildi.

16 sayfa ifade verdi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturmada İstanbul İstihbarat eski Müdürü Ali Fuat Yılmazer, şüpheli sıfatıyla 16 sayfa ifade verdi.Yılmazer'in ifadesinde cinayetin gerçekleştiği 19 Ocak 2007 tarihinde Ankara'da İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü görevinde olduğunu söylediği öğrenildi.

"Rapor bana sunulmadı"

İstanbul ve Trabzon istihbarat şubenin arasındaki koordinasyon ile ilgili kimin görevli olduğu sorulan Yılmazer'in İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğünün koordinasyon görevi olduğunu ancak bu görevin her evrak için geçerli olmadığını belirttiği belirtildi. Dönemin Trabzon İl Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek tarafından 17 Şubat 2006 tarihinde Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderilen Dink ile ilgili ihbar raporunun kendisine sunulmadığını, bu rapordan haberi olmadığını söylediği öğrenilen YIlmazer'in, bu raporun kendisine sunulmasının zorunlu olmadığını da belirttiği bildirildi. Yılmazer'in ifadesinde " Bu raporun sunulması o dönem itibari ile istihbarat daire başkanı vekili olarak görev yapan Necmettin Emre'nin takdirine bağlıdır. Ben olsam sunardım" dediği öğrenildi.

"Yurt dışındaydım"

İhbarın geldiği tarihlerde nerede olduğu sorulan Yılmazer, fiilen Trabzon'dan gönderilen ihbarın tarihi olan 17 Şubat 2006 akşamı İstihbarat Daire Başkanlığından ayrıldığını, Sabri Uzun'lu birlikte Tahran'a gittiğini ve 23 Şubat'ta yeniden göreve başladığını açıkladı.

"İhbar notu görmedim"

Savcılıkça, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un 'Hrant Dink vurulacağına ilişkin istihbarat raporu benden saklandı' yönündeki açıklamalarının doğru olup olmadığını da sorulduğu öğrenildi. Yılmazer'in, istihbarat raporunun içeriği ile ilgili Sabri Uzun ile ilgili bir görüşme yapmadığını söylediği belirtildi. Yılmazer'in, “Sabri Uzun diyor ki, bu rapor bana verilseyde ben merkez koruma kuruluna yazı yazar ve koruma tedbiri aldırırdım diyor. Fakat bu gerçeği yansıtan bir ifade değil. Bugüne kadar Sabri Uzun tarafından bir tane bile merkez koruma komisyonuna yazılmış yazı yoktur. Sen bir tek Hrant Dink ile ilgili mi yazı yazacaksın. Bir sürü benzer olay var" dediği bildirildi. Gelen ihbar notunu görmediğini belirten Yılmazer'in, “Bu evrak üzerinde benim herhangi bir parafım ve notum yoktur" dediği belirtildi.

Yılmazer, cinayetten sonra Dink ile bilgilerin kendisine geldiğini hatta ihbar evrakını hazırlayan Trabzon İstihbarat Şubede görevli Muhitten Zenit ile de bizzat görüştüğünü söylediği öğrenildi.

"Yazının her hali ile tedbir alınması gerekirdi"

Savcılıkça, Dink ile ilgili yazılan iki istihbarat raporunda farklılık olduğu, birinde 'ses getirecek eylem' diğerinde 'öldürecek' diye bilgi yazıldığı hatırlatıldı. Yılmazer'e bu farklılığın sebebi sorulduğu belirtildi. Yılmazer'in bu soruya,"Her iki yazı arasında fark vardır. İstanbul'a gönderilen yazıda 'öldürüleceği' yönünde bilgi yoktur. Bunu takdir edecek kişi de Engin Dinç'tir.(dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü). Yazının her hali ile tedbir alınması gerekirdi. İstanbul'un koruma altına alması gerekiyordu.Hatta istihbari operasyonel bir çalışma yapılmalıydı. Bunu da Trabzon'un yapması gerekiyordu" diye yanıt verdiği öğrenildi.

"İstanbul Emniyet Müdürlüğü tedbir almadı"

Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in 'Trabzon'dan ve İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan kendilerine bilgi paylaşımı yapılmadığı' yönündeki beyanları da hatırlatıldığı öğrenilen Yılmazer'in “Tehdit ciddiyse gerekli koruma tedbirleri alınması sağlanmalıydı. Trabzon İstihbarat ile koordineli olmalıydı. Bunların hiçbirini İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapmamıştır. Osman Hayal hakkında sahte bir evrak tahkikat evrakı tanzim etmiş kusurunu örtmeye çalışmıştır" ifadelerini kullandığı bildirildi.

"Dink ile ilgili istihbarat dosyası vardı"

Yılmazer'in, 'Dink ile ilgili istihbaratta dosya var mıdır?' sorusuna ise, “İstihbarat Daire Başkanlığı arşivinde Hrant Dink ile ilgili açılmış dosya vardır. Benim hatırladığım kadarı ile başlangıçta Hrant Dink hakkında sol faaliyetlerinden dolayı bir fiş vardıö diye yanıt verdiği öğrenildi. Davanın sanığı Erhan Tuncel'in neden yardımcı istihbarat elemanlığından çıkarıldığı sorusuna ise Yılmazer'in, bu konudaki takdirin Trabzon ili emniyetine ait olduğunu belirttiği ifade edildi. Yılmazer'in, "Teklif oradan geldi. Onayı da İstihbarat Daire Başkanımız Ramazan Akyürek yaptı. Akyürek'in onayı usuli bir işlemdir. Çünkü eleman ile ilişkişi merkezden değerlendiremezsin. İlin takdirine uymak zorundasınız"dediği belirtildi.

‘Toplantıya katılmadım’

Savcılık, Ali Fuat Yılmazer’e “Hrant Dink cinayetinden sonra İstanbul’da İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve diğer yetkililerin katıldığı toplantıya katıldınız mı? Erhan Tuncel’e ilişkin bilgileri burada ilgililere aktardınız mı?” diye sordu.

Yılmazer “Ben bu toplantıya katılmadım. Ben Ankara’dan gelmedim ama Ramazan Akyürek bey daire başkanı olarak katıldı. Ama ben daha sonra Hrant Dink cinayetiyle ilgili evrakları savcılığa teslim ettim. Bu evrakların içinde, bizim arşivdeki istihbari evraklarımızdı. F4 raporunu da getirdim diye hatırlıyorum” yanıtını verdi.

‘C5 bürosu resmi mi bilmiyorum’

İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü nezdinde C5 bürosunun kuruluşu hakkında bilgisi sorulan Yılmazer, “Ne zaman kurduğumu tam olarak hatırlamıyorum. C5 bürosu resmen kurulmuş bir büro mudur, onu da hatırlamıyorum. Ancak C5 bürosunun ne zaman tescillendiğini bilemiyorum. Yani bir büronun içerisinde böyle bir çalışma grubu yapıldı resmi olarak kurulduğunu bilmiyorum. Ben C bürosunun içerisinde bulunan bazı arkadaşları ulusalcılık faaliyetlerini takip babından görevlendirdim. Yani bir ekip kurdum. Ve bu aşırı sağ faaliyetler bağlamında değerlendirilmek üzere bu yola gidildi. C5 bürosu muhtemelen Danıştay cinayetinden sonra, muhtemelen 2006 yılının ikinci yarısında oluşturulmuştur” dedi.

‘Emniyet yapılanması için cinayete yol mu verdiniz?’

Yılmazer’e cinayet döneminde İstanbul İstihbarat Şubesi Müdürü olan Ahmet İlhan Güler’e görevi bırakması için baskı yapılıp yapılmadığı soruldu. Savcılık, “Hrant Dink cinayetine polis tabiri ile yol mu verildi? Yani Emniyet içerisindeki yapılanmanın gerçekleştirilmesi aracı olarak mı kullanıldı?” sorularını da Yılmazer’e yöneltti.

İstanbul İstihbarat çalışmıyordu

Yılmazer şu yanıtı verdi:

“İstanbul İzmir’e, İzmir Ankara’ya gelecekti. Ankara İstihbarat Müdürü de İstanbul’a gelecekti. Başlangıçta benim İstanbul’a geleceğim yönünde bir planlama yoktu. Ancak biz Danıştay saldırısında Muzaffer Tekin ve adamlarını tespit ettik. Daha doğrusu Ankara İstihbaratı tespit etti. Biz de o dönemde çalışıyorduk. Fakat İstanbul çalışmıyordu. Bu da dairenin problemiydi. Sonuçta emekli bir askerle ilgili çalışma yapmaları isteniyordu. Esas itibari ile Danıştay cinayetinin perde arkasını çözmek için Ankara Emniyeti ve İstihbarat Daire Başkanı bu konuda çalışıyordu. Bu konuda da siyasi irade vardı. Dolayısıyla Ahmet İlhan Güler bu çalışmalara yanaşmıyordu. Yani çalışmadığı için o İzmir’e atanacaktı. Hrant Dink cinayetine yol verildiği, 'Amaç İstanbul’daki Emniyet yapılanmasının tamamlanmasına zemin hazırlamaktı' iddiası kesinlikle yalandır. Benim buraya atanmama gelince; ben Hrant Dink cinayetinden hemen sonra benim bildiğime göre bakan beyin doğrudan talimatı ile görevlendirildim.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.