1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Paralel'in elinde patlayan son kumpas
Paralel'in elinde patlayan son kumpas

Paralel'in elinde patlayan son kumpas

Geçtiğimiz haftasonu Gülen Cemaati'nin -bu sefer- tutuklular lehine tertiplediği son yargı kumpası Cemaat adına hüsranla sonuçlandı. Ortaya çıkan tablo üzerine köşelere not edilenleri sizler için derledik.

A+A-

Yargı cuntasının son darbe girişimi..

Süleyman Özışık | İnternet Haber

"Önce Hidayet Karaca ve 70'e yakın polisin avukatlığını yapan kişileri tebrik etmemiz gerekiyor.

Bugüne kadar tahliye taleplerine ret cevabı veren hakimleri "Reddi hakim" oyunuyla birer birer devre dışı bırakacaksın. İşini görecek "Nöbetçi mahkeme"ye bunu onaylatacaksın. Sonra o mahkemenin kararını yine işini gören bir başka mahkemeye götürerek tahliye kararı çıkartacaksın. Üstelik günler torbaya girmiş gibi hafta sonu, cumartesi gecesini seçeceksin!

Bıraktıkları bu boşluğun paralel yapı tarafından kullanıldığını gören, ama uykuda yürüyen biri gibi olayı seyretmekle yetinen hukuk yapıcıları ne kadar tebrik etsek azdır! Paralel örgüt davasından yatan kişiler, 10. Sulh Ceza Hakimliği'ne defalarca tahliye talebiyle başvuruyor ama her defasında olumsuz cevap alıyor. Bunun üzerine avukatlar 10. Sulh Ceza Hakimi'ni tarafsız olmadığı gerekçesiyle reddediyor.

Reddi hakim talebini inceleme yetkisi Asliye Ceza Mahkemelerinde olduğu için dosya tam da haftasonunda İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi'ne götürülüyor. 29. Asliye Ceza Mahkemesi Reddi Hakim taleplerini haklı buluyor ve dosyayı aceleyle 32. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderiyor. Bu mahkeme de yıldırım hızıyla tutukluların tahliyesine karar veriyorFethullah Gülen kısa süre önce verdiği vazında, "Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver ve onları en çabuk zamanda sevdiklerine kavuştur!..” diyor, bir anda Ergenekon davasında hukuksuz kararlar veren hakimler bir araya toplanıyor ve duasını gerçekleştirmeye çalışıyor!

Böyle tesadüfler de hep Türkiye'de oluyor ve ne hikmetse cemaat kanadında yaşanıyor! 

Paralel yapının tetikçiliğini yapan isimlerden biri olan Tuncay Opçin, "Hadise basit bir tahliye meselesi değil ki. Psikolojik üstünlük el değiştirdi. Kimse teknik detaya bakmaz. Aklında kalmaz. Mahkeme tahliye verdi, zorba güç kullanarak engelledi. İmajınız bu!" diyerek tahliyelerin birer pusudan ibaret olduğunu açık açık ilan ediyor. Tahliye kararı veren hakim, paralel yapının gözünün ne derecede döndüğünü gösteriyor adeta. Resmen intihar ediyor ama öylesine milite olmuş ki kendi meslek hayatını umursamıyor."

 


 

Dünyada 10 hakimin birden reddedildiği tek bir örnek var mı acaba?

Ali Karahasanoğlu | Yeni Akit

"Tahşiye soruşturmasında masum insanları haksız yere aylarca cezaevinde yatırmakla suçlanan Hidayet Karaca ve emniyetçiler, cezaevinden çıkmak için, hem tahliye hem de reddi hakim dilekçesi vermişler..

75 kişi deniyor..

Ayrı ayrı avukatları olan bu kişilerin hepsinin aklına, aynı anda mı gelmiş, reddi hakim istemek? 

Yok canım..

Tutuklattıkları Ergenekonculardan kopya çekmişler.

Onlar ne yapmışlardı?

Şener Eruygur’un eşi dinlemede itiraf ediyordu: “10. ve 11. mahkemeler bizden.” 

Onlar da, “29 ve 32 bizden” diye görüşmüşler, anlaşmışlar.. Nöbeti beklemişler.. 

29. ve 32. mahkemelerin nöbetinde reddi hakim dilekçesini vermişler..

Ama bir yanlışlık var bu işte..

Hadi nöbetçileri beklediniz..

Bu arada reddi hakim süresini kaçırdınız..

Ama hakimler sizden olduğu için.. Süreye falan bakmıyorlar..

10. Sulh Ceza Hakimi’ni reddettiniz de.. 

Peki diğer 9 sulh ceza hakimini ne yaptınız?

Onları da mı reddettiniz?

Birini reddedersin anlarım. 

İkisini reddedersin anlarım. 

10 hakim birden nasıl reddedilir?

Paralelcilere, hodri meydan..

Değil Türkiye’de, dünya hukuk tarihinde, 10 değişik hakimin aynı anda reddedildiğini.. Hatta kabul edildiğini de göstermeyin. Sadece reddedilmesine dair dilekçe verildiğini gösterin."

 


 

Herkes Paralelciler kadar cesur olmazsa, bu mücadele yürümez!

Hasan Karakaya | Yeni Akit

"Bazı gazeteler gibi, Akit de “önemli bir uyarı”da bulunmuş ve “Yetkisiz Mahkeme’nin tahliye atağına geçtiğini” duyurmuştu kamuoyuna...

Haberimizde, özetle demiştik  ;

“Paralel Yapı’ya yakın avukatlar, Asliye Ceza Mahkemeleri’nin Sulh Ceza Hakimliği’nin üst mahkemesi olduğu iddiasında ısrar ederek bir atağa daha geçti.

20 Nisan’da topluca değişik iş nöbetçisi olan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz başvurusu yapan avukatlar, bu mahkemeden tahliye talep ettiler.

Adalet Bakanlığı tarafından geçtiğimiz şubat ayında İstanbul Adliyesi’ne gönderilen yazıya rağmen bu mahkemenin hakimi olan eski özel yetkili mahkeme başkanı Metin Özçelik başvuruları şaşırtıcı bir şekilde kabul etti.

Tahliye talebinde bulunulan soruşturma dosyalarını savcılarından 22 nisan itibari ile yazıyla talep eden Hakim Metin Özçelik, yetkisinde olmamasına rağmen karar verme hazırlığına başladı.”

VURUŞARAK ÇEKİLME TAKTİĞİ!

Haberimizde de özetle aktardığımız olayı biliyorsunuz... HSYK’nın, hakkında “inceleme” yaptığı 29. Asliye Ceza Hakimi Metin Özçelik ve 32. Asliye Ceza Hakimi Mustafa Başer; daha önce “yasadışı dinleme yapmalarına izin verdikleri” ama “tutuklanmalarına engel olamadıkları” eski emniyet müdürleri Tufan Ergüder, Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Yakup Saygılı, Ömer Köse, Ertan Erçıktı, Erol Demirhan, Serdar Bayraktutan ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın önce “redd-i hakim” taleplerine, sonra da “tahliyelerine” karar verdi...

Düşünebiliyor musunuz; Hakim Metin Özçelik; o polisleri “kurtarabilmek” için; “akıl, mantık ve hukuk dışı” bir yola tevessül ediyor, elinde “dosyalar” da olmadığı halde, “Paralelci avukatların tahliye başvurularını” işleme koyuyor, Cumartesi günü de; “Hidayet Karaca’nın da aralarında bulunduğu 75 kişinin tahliyesine” karar veriyor!..

 “Adamlar gemileri yakmış!”

“Nasıl olsa biz gideceğiz!.. Gitmeden, onları kurtaralım” diye düşünüyor olmalılar ki; “vuruşarak çekilme” taktiğine başvuruyorlar.

Zira; “tahliye”ye ya da “tutukluluğun devamı”na karar verecek tek merci, “Sulh Hukuk Mahkemeleri”dir!..

Ki, 10. Sulh Ceza Mahkemesi, 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik tarafından alınan “korsan karar”a karşı, anında karar aldı ve Özçelik’in aldığı kararın “yok hükmünde” olduğunu, dolayısıyla “tahliyelerin durdurulması” gerektiğini açıkladı!..

"Onlar kadar cesur olunmalı"

Yalnız, şurası çok önemli:

“Paralel Yapı ile mücadele” edenlerin, ya da edecek olanların; en az “Paralelciler kadar cesur” olmaları gerekmektedir!..

Kendileri “Paralelci” olmadıkları halde, “koyunlarında Paralelci Abi ve Abla’lar” bulunanlarla bu mücadele yürütülmez!.. “Paralelci karısı veya kocası” olanlar, ister istemez “gevşek” davranacaklardır!.. Dolayısıyla, onlar da, bulundukları “önemli ve kritik makamlar”dan derhal uzaklaştırılmalıdır!.. Çünkü onlar; “karılarının veya kocalarının etkisinde” kalarak, hem “Paralel’in yaşaması”na göz yummakta, hem de; “Bu dâvânın çilesini çekmiş, hatta suikast teşebbüsüne maruz kalmış” insanlara “baskı” ve “zulüm” yapmaya devam etmektedir!..

Kimi “Başkan’ın oğlu”dur,

Kimi de “Bürokrat’ın gelini”!..

Tehlike çok büyük!

İlk görev, HSYK’ya düşmektedir!.. HSYK; “yetki gaspı” yapıp, “korsan karar” alan ve “yargısal darbe girişimi”nde bulunan Metin Özçelik ve Mustafa Başer başta olmak üzere, diğer “Paralelci hakim ve savcılar” hakkında başlattığı “inceleme”yi bir an önce bitirmeli ve “Yargı’yı Paralel’den temizlemeli”dir!..

Açıkça uyarıyoruz: “Tehlike, sanıldığından da büyüktür!”

Hâlâ “tehlikenin farkında” olmayıp, kulaklarının üstüne yatanlara, hiç olmazsa şu son olay bir ders olmalıdır!..

Eğer, acilen tedbir alınmazsa;

Yeni “darbe girişimleri”, yeni “provokasyon”lar ,yeni “kaos” atakları, yeni “cinayet”ler ve “suikast”lar kapıdadır!..

 


 

Hakim değil, Haşhaşi

Kurtuluş Tayiz | Akşam

Darbeci polis şefleri Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Yakup Saygılı, Ömer Köse, Tufan Ergüder ve Hayati Başdağ'ın da aralarında olduğu tutuklu 75 şüpheli, önceki gün bir Yargı kumpasıyla tahliye edilmeye çalışıldı. Fethullah Gülen'in talimatı üzerine Yargı'daki paralel mensubu hâkimlerin verdiği bu usulsüz ve yetkisiz tahliye kararı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nin zamanında müdahalesiyle engellendi.

"Her şerde hayır vardır" misali, bu kumpasın da Yargı'daki paralel şebekenin varlığını göstermesi bakımından hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Kamuoyu, paralel yapının devlet içindeki etkinliğini, bu olayla bir kez daha görme fırsatı buldu. Millet, bu ülkede "Terör örgütü lideri" konumundaki Fethullah Gülen'in talimatıyla hareket eden, cezaevinden adam kaçırmaya çalışan hâkimlerin olduğunu öğrendi. HSYK'nın, paralel yapılanmanın Yargı ayağına yönelik 10 gün önce başlattığı incelemenin de ne kadar isabetli olduğu, bu olayla daha iyi anlaşıldı.

 


 

Savcılar, Hakimler, Zalimle Bottom of Form

Ekrem Dumanlı | Zaman


Zaten sulh ceza hakimliklerinin üzerine siyasetin gölgesi heyula gibi çökmüştü. Siyasilerin, ‘Taşları döşüyoruz’ demesi, evrensel hukukun ‘tabii hakimlik’ ilkesini yerle bir etmişti. Yani? Evrensel hukuk ve anayasanın öngördüğü kural şuydu: Herhangi bir kişi ya da kitle ile ilgili bir suçlama varsa, o insanlar devam edegelen yargı süreci içinde yargılanırlar. Özel bir mahkeme, özel bir amaçla kurulursa buna proje mahkeme denir ve verilen kararlar egemen güçlerin elinde oyuncak haline getirilmiş bir yargı imajına yol açar. Sulh ceza hakimlikleri hakkındaki kuşku tam da budur. Gecenin ilerleyen saatlerinde yeni bir hamle yaptı Çağlayan ‘kriz masası’. Sulh ceza hakimliği, asliye ceza mahkemesinin verdiği tahliye kararını geçersiz sayıp yok hükmünde kabul etmişmiş. İyi de sulh ceza hakimliği bu davanın bir üst mahkemesi değil ki! Bir üst merci durumundaki mahkemenin verdiği kararı ne zamandan beri bir alt mahkeme bile olmayan hakimlik ‘yok hükmünde’ sayabiliyor?

 


 

Yargısı bağımsız, başkanı tarafsız, bi güzel devlet!

Umur Talu | Habertürk

Paralel yapı” denen, eskiden “iktidarla paralel” bir yapının şimdi “terörist” sayıldığı, ne istedilerse vermiş iktidarın ise “terör örgütüne yardım ve yataklık zanlısı” olmadığı yeni Türkiye’de yaşıyoruz.

Bir Asliye Mahkemesi “yapı tutukluları”nın tahliyesine karar verdi Asiye.

İktidarın tayin ettiği Harp ve Sulh Hakimliği ise tahliyenin yok hükmünde olduğuna!

Cumhuriyet Başsavcısı telaşlandı!

Bir yargı rezaleti istiyorsanız, eldeki en seviyeli ilişki şimdilik bu.

Sıradan insan olarak böyle bir yargının yargılarına nasıl güveneceğinizi düşünüyorsanız, çok düşünmelisiniz elbet!

 

***

 

“Yargı bağımsızlığı” böyle zarif olan bir ülkede zaten medya da bağımsız, tarafsızdır!

Henüz başkanlık sistemi olmayan parlamenter sistemin “Tarafsız” cumhurbaşkanı vardır; kuvvetler ayrılığı, ayrısı gayrisi olmadan, beraber yürür bu yollarda; dünyaya örnektir.

Nitekim Cumhurbaşkanı, muhalefete ve kızdığı herkese saydırırken üstüne basarak söylüyor:

“Benim tarafsızlığım bunları söylememi gerektirir.”

Sistemde bağımsızlık ve tarafsızlığın nasıl işlediğini iyi anlamamız için şunu da ekliyor:

“Ben tüm partilere eşit mesafedeyim…

Ama buraya da gökten zembille inmedim.”

 


 

Sulh ceza hâkimlikleri kaldırılmamalıdır

A. Turan Alkan | Zaman

 

"Adeta bir nevi ihtisas mahkemesi gibi ‘paralel yapı’yla daha iyi mücadele edilsin diye çıkarıldığı anlaşılıyor. Tabii hâkim prensibini yerle bir eden bu kanunla kurulan hâkimlikler, geçen yılın Ramazanı’nda başlatılan (Sahur Operasyonu) tutuklama kararlarını verdi. Gazetelerde sıkça zikredilen ‘proje mahkeme’ kavramının ardında böyle bir arka plan var.

Vaktiyle yazıldı, çizildi; itiraz edildi fakat neticede parmak hesabı ile bu kanun, daha nice benzeri hak daraltıcı düzenlemeyle birlikte kanunlaştı. Devrin cumhurbaşkanı da bekletmeden imzaladı.

Peki, şimdi ne oldu? Onu da anlatıyoruz: Bu ‘hâkimlik’lerin kararlarına ‘tabii mahkeme’lerde itiraz mümkün olmadığı için sanık avukatları bu defa bir başka mahkemeye “redd-i hâkim” itirazında bulundular, çünkü sisteminin orada bir açığı vardı. 32. Asliye Ceza Mahkemesi de talebini kabul ederek sanıkların tahliyesine karar verdi. Bunun üzerine ortalık karıştı, araya geceyarısı başsavcılık girdi ve neticede yine bir sulh ceza hâkimliği, adliye cezanın verdiği kararın ‘yok hükmünde’ olduğunu belirterek tahliyeleri durdurdu.

 


 

Çöküş hiç de uzak değil!

Hasan Cemal | T24

Çöküş hiç de uzak değil!

Hasan Cemal | T24

Mahkeme kararı uygulamayan savcılar,

savcı kararı takmayan polisler

Mahkeme kararını dinlemeyen savcıların ya da savcı kararı takmayan polislerin bu cesareti nereden geliyor? Saray’dan!

17-25 Aralık sürecinde savcı kararlarını takmayan polisler sahneye çıkmıştı.
Şimdi de mahkeme kararı takmayan savcılar zuhur etti.
Tutuklu meslektaşım Hidayet Karaca ve yine tutuklu 62 emniyet mensubu hakkında verilen tahliye kararından söz ediyorum.
Savcı saatler boyu mahkeme kararını takmadı, yani mahkeme kararını uygulamadı.
Bu satırlar yazılırken durum buydu.
Sonra ne oldu bilmiyorum.
İlgilenmedim.
Çünkü önemli olan meselenin özü.
Bu bakımdan soru da, yanıt da karmaşık değil.
Mahkeme kararını dinlemeyen, mahkeme kararını takmayan, mahkeme kararını uygulamayan savcıların, -ya da savcı kararı takmayan polislerin- bu cesareti nereden geliyor?
Saray’dan!
O kadar, lafı uzatmak yersiz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.