1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Şii ölüm mangaları kim için çalışıyor?
Şii ölüm mangaları kim için çalışıyor?

Şii ölüm mangaları kim için çalışıyor?

Irak'ta süregelen savaşta ‘her şey mûbah’ diye düşünen Şii/Rafizi gruplar var. Bunlardan biri de Türkiye'ye de yönelik tehditler savuran ölüm mangaları. Suriye şantajı yapan, Irak hükümetine dahi balans ayarı veren ve benzeri grupların arkasında hangi güc

A+A-

Irak'ta süregelen savaşta ‘her şey mûbah’ diye düşünen Şii/Rafizi gruplar var. Bunlardan biri de Türkiye'ye de yönelik tehditler savuran ölüm mangaları. Suriye şantajı yapan, Irak hükümetine dahi balans ayarı veren ve benzeri grupların arkasında hangi gücün olduğu da belli; Safevi Tahran. 

“Âdî bir vak'a olduğu düşünülüyor.”

Eylül ayının ilk günlerinde Irak’ta çalışan 18 Türk işçisi kaçırıldığında dönemin Dışişleri Bakanı, şimdiki Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu bu açıklamayı yapmıştı.

“Neyin olmadığını biliyoruz, bilinen terör örgütlerinden birinin olmadığını değerlendiriyoruz” demişti.

Oysa, Türk işçilerini kaçıran ‘örgüt’ âdî bir vak'a değildi. Bilinmez hiç değildi.

Örgüt, Türk işçilerini kaçırmakla kalmadı. Irak’taki Türk diplomatlarının hayatlarını da tehdit etti. Aynı grup Aralık ayında yeni bir tehdit videosu yayınladı. Bu sefer de Musul yakınlarındaki Başika kampından Türk askerlerinin çekilmesini istiyor, bu olmazsa Türkiye’nin çıkarlarını saldırılarla hedef alacağını söylüyordu.

Her örgütün kendine göre hesabı olur. Bu örgütün hesabı da Suriye’ye kadar uzanıyor, Irak siyasi dengelerini, Bağdat merkezi hükümetinin düşürülmesi noktasına kadar getiriyor.

İran politikasına uygun Suriye şantajı

Eylül ayında Türk işçilerinin kaçırılmasının ‘âdî bir vak'a’ olmadığının en önemli göstergelerinden biri, işçilerin serbest bırakılması için fidye değil siyasi talepler de bulunulmasıydı:

Irak Kürt petrollerinin Türkiye üzerinden geçişini durdurmak.

Suriye’deki İslamcı silahlı muhalefetin Fua, Kefreyya, Nubbul ve Zehra bölgelerine yönelik kuşatmanın sona erdirilmesi ve Halep ile İdlib’deki Nusayri/Şii bölgelerine insani yardım ulaştırılması.

Örgüt, Suriye’deki bu kuşatmayı yapan Suriye silahlı muhalefetinin ‘Türkiye’nin milisleri’ olduğunu iddia ediyordu. Bu istekler yerine getirilmezse, Türkiye’nin çıkarlarının ve temsilcilerinin hedef alınacağını söylüyordu.

Kürt petrollerinin Türkiye üzerinden geçişi durdurulmadı, ama 21 Eylül’de ‘örgütün’ talep ettiği bölgelerde ateşkes sağlandı. İdlib ve Halep’teki Şii bölgelerinde, isteyen bütün sivillerin alanı terk etmesine sessiz sedasız ateşkeslerle izin verildi.

30 Eylül’de de Irak’ta kaçırılan Türk işçileri serbest bırakıldı. İşçiler ve video da ismi verilmese de ‘Türkiye’nin temsilcisi olarak’ tehdit edilen Bağdat’taki Büyükelçisi Faruk Kaymakçı ANA uçağı ile Ankara’ya geldi. Kaymakçı bir süre sonra görevinin başına döndü.

Kim bu Rafizi örgüt?

Türk işçileri kaçıran örgüt kendisini ‘ölüm mangası’ olarak adlandırmıştı. İsimleri daha önce duyulmamış bu yapılanma Türkiye’nin Musul bölgesindeki askeri varlığı tartışma konusu yapıldığında yeniden sahneye çıktı, yeniden bir tehdit videosu yayınladı ve bu sefer de Türkiye’nin Musul’dan çekilmesini istedi.

Yüzü maskeli grubun içinde Türkmence konuşan bir kişi, “Irak’ın şimalinden” yani kuzeyinden Türk askeri çekilmezse, Türkiye’nin “maslahatının” yani, çıkarlarının hedef alınacağı tehdidinde bulunuyor.

Türk askerine yönelik tehdit

Türkiye, 2015 Mart ayından beri Musul yakınlarındaki Başika kampında asker bulunduruyor. Bu kampta Türk askerleri, İslam Devleti’nin kontrolündeki Musul’un işgali için yapılması beklenen operasyonda görev alacak gönüllü yerel güçleri eğitiyor.

Ankara, bu eğitim faaliyetinin bir buçuk yıl önce hükmü ortadan kalkan devrik Musul Valiliğinin talebi ve Irak Savunma Bakanlığı’nın koordinasyonuyla yapıldığını söylüyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 14 Aralık’ta yaptığı açıklamada, kampta eğitim veren Türk eğiticilere karşı tehditlerin arttığını, bu nedenle kampa takviye yapıldığını söyledi.

Başika’da 4 Aralık’ta nöbet değişimi olmuş, 150 asker 20 civarında tank eşliğinde kampa gönderilmişti.

Çavuşoğlu, kampta yaklaşık 2400 Musul Ulusal Muhafızın eğitildiğini sözlerine ekledi. Bu eğitimlere katılanların etnik ve mezhebi kimliğine bakılmadığını da Türk yetkililer çok sık vurguluyor. Yani aralarında Kürdünden, Türkmenine, Şiisinden, Sünnisine kadar büyük bir oranda çeşitlilik bulunuyor.

Musul’daki özellikle Sünni aşiretlerin bir kısmı İslam Devleti'ne biat ederken bir kısmıdai İslam Devleti egemenliğinden memnun olmasa da, onların yerine kimin geleceğinden ve daha da önemlisi olası bir Musul’u işgal operasyonunda, kendilerinin hedef alınıp alınmayacağından emin değiller. Oysa, Musul’un kurtarılması için Musul’daki yerel güçlerin işbirliğinin şart olduğu da bilenen bir gerçek çünkü, Musul’u kurtarmanın tek yolu, sokak sokak çatışılacak bir kara operasyonundan geçiyor. Bu da Musul'a saldırmak isteyenleri kara kara düşündürüyor.

Oysa, Irak içinde Musul’un yalnızca Şii gruplar tarafından işgal edilmesi gerektiğini düşünen güçler var. Tahran destekli bu gruplar Türkiye’nin verdiği eğitime de karşı. 

Başika’daki Türk askerinin sayısı arttırıldığında özellikle Hareket El Nucaba, Asaib ehli halk ve Bedir Tugayları Türkiye’ye karşı kitlesel protesto gösterisi çağrıları yaptı. Bu çağrılar devam ederken, ölüm mangalarının tehdit videosu da yayınlandı.

Merkezi Irak hükümetine balans ayarı

Safevi İran’nın kontrolündeki bu gruplar, Irak merkezi hükümetinin Başbakanı İbadi’ye de, bölgenin İslam Devleti'ne karşı ABD ve Türkiye gibi güçlerin yardım önerisini reddetme baskısı yapıyor.

Asaib Ehli Halk güçlerinin komutanlarından ve ABD’nin teröristler listesinde yer alan Ebu Mehdi El Mühendis, Bedir Kuvvetleri Komutanlarından Hadi El Emeri, 2 Aralık’ta Irak Başbakanı Başbakanı İbadi ile görüştü. O günlerde ABD’de de Irak’a İslam Devleti ile savaşması için 200 kişilik bir özel kuvvetler gönderme önerisinde bulunmuştu.

Reuters’in haberine göre, bu gruplar, Amerika’nın önerisini kabul etmesi durumunda İbadi hükümetini düşürmekle tehdit ettiler. Asaib Ehli Halk’ın bilişenlerinden beri olan işkenceci Haşdi Şabi’nin liderlerinden ve milletvekili Muhammed Naci, İbadi’nin ülkede yabancı güçlere izin vermesinin ‘güvensizlik oyuna’ neden olacağını, İbadi’nin de bunu çok iyi bildiğini’ söyledi. Aynı haberde, diğer Şii grupların temsilcileriyle de konuşulmuş, ismini vermeyen biri de “Bu İbadi’nin kendi ayağına ateş etmesi olmaz, kendi kafasına sıkması olur,” demişti.

Bu grupların başka bir talebi de var: “İslam Devleti ile karşı mücadele ettiklerini” gerekçe göstererek, düşen petrol fiyatları nedeniyle gittikçe eriyen Irak Federal bütçesinden önemli bir pay... Çünkü, bu gruplar, Irak İçişleri Bakanlığı’na geçen yıl atanan eski Bedir komutanı Muhammed Gabban’ın kovduğu binlerce Sünni güvenlik görevlisinin yerine gelmelerine rağmen, aldıkları paradan memnun değiller.

Irak Başbakanı İbadi’nin Türkiye’yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikayet etmesinin ve Türkiye’nin Başika kampındaki askeri varlığına daha önce olmayan itirazını gündeme getirmesinin arkasında da işte tam da bu tehditler var. Türkiye’yi de tehdit eden ‘ölüm mangaları’ İbadi’yi de başka yollar ve gruplar üzerinden tehdit ediyor.

Haçlı ABD nerede duruyor?

İslam Devleti’ne karşı Irak merkezi hükümetinin harekete geçmesini isteyen ABD’nin Savunma Bakanı Ashon Carter da, Irak merkezi hükümetine saldırı helikopteri ve eğitmen gönderme önerisinde bulunmuştu.

Güvenoyu ile düşürülme tehdidi altındaki Irak Başbakanı İbadi, bu yardımı almak istese de, Türkiye’nin Başika’daki askeri varlığına karşı çıkan gruplar, onu köşeye sıkıştırınca, ABD de Bağdat ve Ankara hükümetleri arasında arabuluculuk yapmak zorunda kaldı.

İbadi’nin elini az da olsa güçlendiren tek unsur ise, Irak Şii dini lideri Sistani’nin şartlı desteği. İbadi’yi reformlar yapması karşılığında destekleyen Sistani, ülkede yabancı askeri varlığına karşı olduğunu ama, yabancılara karşı girişilecek eylemlerin de doğru olmadığını söylüyor. Tıpkı Eylül ayında Türk işçiler kaçırıldığında yaptığı açıklama gibi:

“Kaçırılan kişilerin serbest bırakılmasını ve bu tür eylemlerin sonlandırılmasını talep ediyoruz. Böyle eylemler Şiileri ve İslam’ı kötü gösteriyor.”

Ortak adres

Türk işçileri kaçıran ve tehdit eden ölüm mangaları, İbadi hükümetini düşürmekle tehdit eden Asabi Ehli Hak, Irak İç İşleri bakanlığını ele geçiren Bedir güçleri, hepsinin arkasında tek bir başkent var: Safevi Tahran.

Başbakan Ahmet Davutoğlu da, Musul’daki Türk askeri varlığına ilişkin tartışmalar yürürken buna işaret etti:

“Provoke eden üçüncü taraflar var.”

 

 

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler