1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. "Siz Müslümanları El-Kaide ile ilişkilendirmeyi iyi bilirsiniz"
"Siz Müslümanları El-Kaide ile ilişkilendirmeyi iyi bilirsiniz"

"Siz Müslümanları El-Kaide ile ilişkilendirmeyi iyi bilirsiniz"

Yenişafak yazarı Cemile Bayraktar 'Paralel Yapı'nın ABD'ye 'Terörle(!) mücadelede biz de varız!' demek için yaftalarla mazlumları mahkum etmesine ilişkin bir yazı kaleme aldı.

A+A-

İşte yazının tam metni:

 

İbrahim Şen, 2001 yılında Fıkıh eğitimi almak üzere Afganistan’a gider. ABD saldırıları sonucu Pakistan’a sığınır. Daha sonra Pakistan istihbaratı Şen’i El-Kaide üyesi olduğu iddiasıyla CIA ajanlarına teslim eder. İbrahim Şen, önce Pakistan’da sorgulandı daha sonra 2 yıl 3 ay boyunca işkence göreceği Guantanamo’ya gönderildi.

Guantanamo işkenceleri demişken, geçtiğimiz günlerde insanlık adına bir utanç vesilesi olan ABD’nin işkencelerini anlatan raporu hatırlayalım: ABD Senatosu, İstihbarat Komitesi’nin hazırladığı CIA’in 11 Eylül saldırıları sonrası yaptığı işkencelerin 6 bin sayfalık raporunun 528 sayfalık özetini yayımladı. Rapora göre, tutuklular çırılçıplak soyularak başlarına siyah çuvallar geçirilmiş, odalarda zincirlenmişler, koridorlarda çıplak halde sürüklenerek dövülmüşler. Uykusuz bırakılmışlar, rektal yoldan beslenmişler, susuz bırakılmışlar, waterboard denen suyla boğma hissi bırakan işkenceye maruz kalmışlar. Uzun süreler boyunca böcek dolu küçük odalara hapsedilmişler. Boyunlarına tasma takılmış ve kafaları duvarlara çarptırılmış. Soğuk suda bekletilmişler, uzun zamanlar boyunca karanlıkta bırakılmışlar. Yine aynı rapora göre CIA'in Avrupa ile Asya kıtalarındaki sorgu odalarında bulunan 119 esirden en az 26'sı hiç bir suçu olmamasına rağmen tutuklu tutulmuş.

CIA’e ait bu tabloyu gözümüzün önünde tutarak yazıya devam edelim…

İbrahim Şen, CIA işkencelerinden nasiplenen binlerce insandan yalnızca biri…

Star gazetesinin haberine göre; İbrahim Şen’in  El-Kaide ilişkili olduğunu gösteren tek bir kanıt bile yok. Hatta bu durum Wikileaks.org'da yayınlanan diplomatik yazışmalarda bile bulunmakta.

Zaman sonra CIA, suçsuz yere alıkonulan İbrahim Şen'den özür diler, Şen'i Adana İncirlik Üssüne getirerek Türkiye'ye teslim eder. Bunun üzerine İbrahim Şen, yıllarca kendisini haksız yere Guantanamo üssünde tutup her türlü işkenceye maruz bırakan ABD'den şikayetçi olur.

Amerikan İnsan Hakları Merkezi de olaya müdahil olur, Türkiye'ye hukukçulardan oluşan heyet göndererek Şen'in vücudunda taşıdığı Guantanamo'dan kalma işkence izlerini rapor eder. Böylece ABD'yi işkenceden mahkum ettirecek dava süreci başlar. Tam bu işkence davası sonuçlanmak üzereyken, CIA İbrahim Şen'e 5 milyon dolar karşılığında davayı geri çekmesini teklif eder ancak İbrahim Şen "benim derdim para değil, ABD işkencesinin mahkum edilmesini istiyorum" diyerek bu teklifi reddeder.

İşte tam burada devreye Şen’in söylemiyle Paralel Yapı girer. Sahte deliller, hukuksuz dinlemeler ve akıl almaz senaryolarla klasik paralel komplolarla İbrahim Şen ilk önce El Kaide üyesi ardından El Kaide Ortadoğu sorumlusu yapılır. Şaşırmadık mı; hayır! Çünkü biz bu filmi daha evvel de görmüştük.

İbrahim Şen’in davası bu girişimle tam aksine çevrilir, kendisi hakkında yeni oluşturulmuş dava halen Yargıtay 9. Daire’de bekletilmektedir.

CIA işkencelerini gözümüzün önünde tutarak yazıya devam edelim…

Tahşiyeciler Davası’nı da vesile ile hatırlayalım; Risale-i Nur talebesi olan Mehmet Doğan ve arkadaşları Türkiye’nin şaibeli, Paralel yapılanmanın hukuka müdahil olduğunun iddia edildiği bir dönemde El-Kaide ile ilişkilendirilerek tutuklandılar.

MİT tırlarının El-Kaide ile ilişkilendirenleri de hatırlayalım, haberi operasyonla aynı anda veren televizyon kimindi; onu da hatırlayalım.

İHH bürosuna operasyon çeken kimdi, onları bir takım terörist gruplarla ilişkilendiren kimdi, bunları da hatırlayalım.

CIA’in Müslümanlara yönelik işkencelerini gözlerimizin önüne getirip, masum Müslümanları bir takım “terörist” (Bu kısmı ayrıca konuşmak gerek) gruplarla ilişkilendirmeye çalışanları, İngilizce çıkardıkları gazetelerde özellikle terörist kelimesini çağrıştıran “cihadist” kavramını kullananları hatırlayalım. Bunlar Müslümanları terörizm ile ilişkilendirmeyi gayet iyi bilirler. Ben artık gözlerimi kapatıyorum, zira hiçbir insanın gözü bu denli büyük bir ihanete şahit olmayı hak etmiyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum