1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. YPG'nin Rusya ile sıkı ilişkileri o ülkeyi rahatsız etti
YPG'nin Rusya ile sıkı ilişkileri o ülkeyi rahatsız etti

YPG'nin Rusya ile sıkı ilişkileri o ülkeyi rahatsız etti

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, PYD'nin PKK ile bağlantısını inkâr etmenin "aptal bir davranış" olacağını söyledi ve YPG'nin kendilerini Rusya ile aldatması hakkında ağır ifadeler kullandı.

A+A-

Suriye'de kartlar yeniden dağıtılıyor

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore'un sözleri yıllardır Suriye'de askeri eğitim, silah ve mühimmat desteği sağladıkları PYD/YPG'nin son aylarda Rusya ile yakınlaşmasından duyulan rahatsızlığın artık saklanamayacak boyutlara ulaştığını gösterir nitelikte. 

Kısa bir süre önce PYD/YPG saflarında İslam Devleti'ne karşı savaşan İngiliz askerlerin faaliyetleri basına yansımıştı. Haçlı İngiliz askerlerinin kısa bir süre önce Suriye'deki YPG kontrolündeki bölgelerden Irak'taki Peşmerge üslerine geçiş yaptıklarını kendi sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Söz kpnusu gelişmenin İngiliz Büyükelçi'nin açıklaması ile aynı döneme gelmesi dikkatlerden kaçmadı.

İngiliz Büyükelçi'den sert PKK/YPG çıkışı

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan'ın sorularını yanıtladı. Moore, PYD'nin PKK ile bağlantısını inkâr etmenin "aptal bir davranış" olacağını söyledi ve "YPG’nin Rusya ile temasının da farkındayız ve bu bizi çok rahatsız ediyor" dedi.

‘PYD’nin bütün ofislerinde Öcalan’ın posterleri asılı’

Moore, "Türkiye; PYD’yi terör örgütü olarak nitelendiriyor. İngiltere’nin PYD konusundaki yaklaşımı nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Birleşik Krallık PKK’yla mücadelede Türkiye’nin en iyi ortağı. PKK’ya, Birleşik Krallık’ta serbest hareket edememesi ve finansman temin edememesi için ciddi operasyonlar gerçekleştiriyoruz. Tabii ki biz PYD ve YPG’nin yapısı konusunda naif değiliz veya tamamiyle gözümüz kapalı değil. Ve bu grupların PKK ile birtakım bağlantıları olduğunu biz de farkediyoruz. Zaten böyle bir bağlantının var olması ihtimalini reddetmek biraz aptal bir davranış olur diye düşünüyorum. Çünkü YPG’nin ve PYD’nin herhangi bir ofisine, işyerine gitseniz onların duvarlarında Abdullah Öcalan’ın fotoğrafını görüyorsunuz. Ve biz de dost ve müttefik olan Türk meslektaşlarımızla hep dürüst olduk. Kendilerine diyoruz ki nihayetinde PYD ve YPG Suriye’nin bir gerçeği. Dolayısıyla biz bu gerçek yokmuş gibi davranamayız. Suriye’de gerçekten önemli bir rol de oynadıklarını düşünüyoruz; özellikle DAEŞ’le mücadele konusunda. Bunlar Suriye’nin gerçekleri, gözardı etmemiz mümkün değil. Ama naif değiliz. Dışişleri Bakanımızın da kısa süre önceaçıkladığı gibi, biz YPG’nin Rusya ile temasının da farkındayız ve bu bizi çok rahatsız ediyor."

‘Rusya-PYD koordinasyonu açık’

Çevikcan'ın "Dışişleri Bakanınız Hammond, Kürt güçleri, Esed rejimi ve Rus hava kuvvetleri arasındaki koordinasyona dair çok rahatsız edici kanıtlar gördüğünü söyledi. Nasıl kanıtlar bunlar?" sorusuna ise Moore'un yanıtı şöyle oldu:

"Buradaki kanıt ifadesi mahkemede sunulacak bir kanıt gibi algılanmamalı. Ama çok açık olan bazı gelişmeler var. Mesela YPG Afrin’den ilerlemeye başladığında özellikle Türkiye’nin, bizim ve diğer ülkelerin desteklediği ılımlı muhalif güçlere karşı ilerleme gerçekleştirmeye başladığında kendilerine Rusya uçakları tarafından hava koruması sağlandı ve YPG’nin ilerleyişinin hemen önündeki muhalif gruplar Rus uçakları tarafından bombalandı. Bu çok açık bir koordinasyonun olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Türkiye haklı. Cenevre’de yapılacak olan müzakerelerde YPG, muhalifleri temsil eden delegasyonda bulunamaz. YPG muhalif güçlerin bir parçası değil. Ama tabii ki barış süreci ilerledikçe Suriyeli Kürt halkın da bu barış sürecinde temsil edilmesi gerektiğini hepimiz kabul ediyoruz. Fakat bu gruplar Suriye’de bir faktör ve Türk dostlarımıza onlarla (PYD) muhatap olmuyormuşuz gibi davranmıyoruz."

‘Orası Kürt alan değil’

Moore, Suriye sınırında bir Kürt koridoru oluşturma çabalarıyla ilgili de şunları söyledi:

"PYD’nin söz konusu bölgede kanton ilan etmesini ilk eleştiren ülkelerden biri olduk. Bölgeyi kendi kontrolleri altında ilan etme hakları yok. Barış sürecini ekarte edip önceden bir adım atılmaması gerektiğini düşünüyoruz. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü’nün de raporlarını not ettik. ‘Menbiç cebi’ olarak adlandırılan o koridorda yaşayan grupların büyük çoğunluğu Sünni Arap ve desteklediğimizi bahsettiğimiz gruplar. Burası Kürt bir alan değil. Bölgedeki yerel halkın kendi gündemini kontrol hakkı olması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin söz konusu koridor yapısıyla ilgili hassasiyetini anlayışla karşılıyoruz."

 

‘Süreci PKK bitirdi ateşkes ilan etmeli’

"Türkiye’nin PKK’ya karşı kendini savunma hakkı olduğuna inanıyoruz. Militanlara veya teröre karşı yürütülen her türlü operasyonda olduğu gibi bu alanda da yapılan adımlar orantılı olmak durumunda. İnsan haklarının korunmasına özen gösterilmeli, sivil kayıpların en az seviyeye indirilmesi için uğraşılmalı. Temmuz ayında iki polis memurunu şehit etmesiyle ateşkesi sonlandıran tarafın PKK olduğunu biliyoruz. PKK’nın barış sürecinin tekrar başlatılabilmesi için öncelikle ateşkesi ilan etmesi çok önemli. Birleşik Krallık, İrlanda kökenli terörden kaynaklı Kuzey İrlanda’da acı bir deneyime sahip. Kendi deneyimimizden de gördük ki bu gibi durumlarda kalıcı bir çözüm sağlayabilmenizin tek yolu barış süreci. Dolayısıyla konuşmak zorundasınız. Türk hükümetindeki meslektaşlarımıza bu yönde telkinlerde bulunuyoruz. Süreç ilk başladığında büyük destek vermiştik süreci başlatan Erdoğan’a. PKK ile barış sürecinin cesur bir siyasi adım olduğu görüşündeydik."

‘Eleştirilere üzülüyorum’

"Türkiye DAEŞ ile mücadelemizde hayati önem taşıyan, koalisyonun can damarını oluşturan ortağımız. DAEŞ’le mücadele ortaklığımızın gerçekten iyi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle de bu sözde yabancı savaşçılar konusundaki ortaklığımız çok iyi. Bugün bu radikalleşme süreci internet üzerinden gerçekleşiyor ve tespit edilebilmesi de çok zor. Biz bu şahısların Suriye’ye gitmiş olabileceğini öğrenip akabinde Türk yetkililerini bilgilendiriyoruz. Söz konusu şahsı taşıyan uçağın Türkiye’ye inişinden yarım saat önce gibi bir sürede bilgi verebilirsek gerçekten Türk tarafı muhteşem bir şekilde harekete geçiyor ve uçak iner inmez gözaltında tutuyor, bize iade ediyor. Gerçekten bu konuda başarılılar. Gerek 15-16 milyon nüfusa varabilen İstanbul gibi büyük bir şehirde olsun, gerekse aradaki küçük şehirlerde, pek çok alanda bu şahısların tespiti konusunda başarılılar. Zaman zaman Türkiye’nin bu alandaki çabalarına yönelik eleştirileri görüyorum ve aslına bakarsanız üzülüyorum, rahatsızlık duyuyorum."

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler